Erciyes Tırmanış Raporu

13

404432_10150600408176306_1030055852_n
Kayseri Hacılar İlçesi Dağcılık Kulübü’nün daveti üzerine 11 Şubat 2012’de Erciyes Dağı Tekir Yaylası, Oteller Mevkii’ne geldik. Tekir Yaylası’ndaki Gençlik ve Spor Müdürlüğü’ne ait otele Türkiye’nin her yerinden dağcılar gruplar halinde geliyordu. Son hazırlıklar tamamlandı. Kayseri dağcıları başkanı İsmail Yılmaz, eksiği olan dağcıların eksik malzemelerini temin ederek eksikliklerini giderdi. 11 Şubat 2012 akşam saat 18.30’da Otelde yapılan toplantıda, toplam 66 dağcı Erciyes Zirve tırmanışı için listeye adını yazdırdı. Birkaç gündür iyi giden hava şartları, meteorolojinin verdiği bilgilere göre o gece Kayseri’de -16 olacaktı. Başkan İsmail YILMAZ, tüm dağcıları uyardı. Mataralarınızdaki sular donacak. Termoslarına su sıcak su almak isteyen varsa, otelin mutfağını açarak sıcak su temini edilebileceğini belirtti. Tüm dağ sporcuları, Erciyes’in muhteşem pistinde tüm gün kayak yapmaktan yorgun düşmüştü. Başkan İsmail YILMAZ’ın uyarısınya, herkes bulunduğu yerlerde uykuya daldı. Lobide, antrede, bekleme salonunda, toplantı salonunda, sandalyeler, koltuklar o gece Erciyes’e zirve tırmanışı yapacaklarla doluydu. Gece, saat 00.00’dan itibaren, otelin içinde bir hareketlilik gözlenmeye başlandı. Arabaya gidip gelenler, kamp tüpü ile suyunu son kez kaynatanlar, botlarının bağcığını iyice sıkıştıranlar, çantalarını bir açıp bir kapanlar…430658_10150606633506306_1495228642_n

Planlandığı üzere saat 01.00’de tüm dağcılar otelin önüne inmeye başladı. Hava oldukça soğuktu. Ben o arada dereceyi merak ettim ve arabama girip havanın kaç derece olduğuna baktım. -18’i gösteriyordu. 2000 metrelerdeydik ve tahminen sabah güneş doğacağına yakın 3500’lerde olacaktık. Herkes, “Bu gece -25’i görürüz.” diye yorum yapıyordu. Balaklavamı polarımın içine soktum. Windstopperimi başlığını başıma çektim. Sayım yapıldı. 66 kişiydik. 10-15 kadar bayan dağcı da vardı. Kayak pistinden zirveye doğru saat 01.10’da hareket ettik. Tek sıra halinde, sessizce, ayaklarımızın altında ezilen karların verdiği sesin dinginliğiyle, gece yarısı, haz içinde yola koyulduk. Birkaç kez önden geriye doğru saydık. Öncü Tarık ve Artçı telsizle haberleşiyorlardı. Gece kayak pistini aşmamız neredeyse bir saati buldu. Mataramın kapağını sürekli açıp kapatıyordum. İyice sıkışmıştı.

Otelden çıkarken üşümemek için birkaç yudum üzüm pekmezi içmiştim. Bu bir hataydı evet. Şimdi çok fena susuyordum. Suyum buz gibi olmuştu. Ağzıma buz parçacıkları geliyordu. …ve mutlu son. Artık mataramın kapağı açılmıyor. Tamamen dondu. Su içmek için sabahı bekleyeceğiz, ya da molaları. Çantayı indir, termosu polarların arasından çıkar, sıcak su al, karla soğut… Ama ben sürekli su içmek istiyorum… Molayı bekleyemedim, kenara çekilip çantamdan bir tane enerji içeceği çıkarıp, yavaş yavaş içmeye koyuldum. O bile donuyordu. Ağzıma buz parcacıkları geliyordu. Saatlerdir yürüdüğüm için mümkün olduğunca yavaş içmeliydim. Neyseki güneş doğana kadar beni idare etti. Güneş doğarken beraber biz de zirvenin eteklerine geldik. Ama ilginçtir ki, yarım saatlik mesafede gibi görünen Erciyes zirvesi, git git hep aynı yerinde duruyordu. O an Kayserililerin bir sözü geldi aklıma, “Yaklaştıkça uzaklaşan dağ.”431482_10150601775006306_649820845_n

Güneşin doğuşuyla beraber, aşağılardaki beyaz örtü sanki denizmiş hissi uyandırıyordu. Ortalığı tatlı bir kızıllık kaplamıştı. Kareler alındı. Küçük bir dinlenme molası verildi. İrtifadan dolayı fenalaşan arkadaşlarımız oldu. Geri dönmek zorunda kaldılar. Kaba taslak grubu şöyle bir saydım 40 küsür dağcı kalmışız. Öğrendim ki, içimizde yeni dağcılar varmış ve ısınma turları yaptıkları için, belli noktalardan geri dönmüşler. Fenalaşanlardan, üşüyenlerden de dönen olmuş tabi.

Yakın gibi görünen zirveye sabah 06.00’da zirvenin en güneyinden karları yara yara tırmanmaya başladık. Erciyes Üniversitesi ve Hacılar ilçesi dağcıları en önde karda çığır açarak işimizi kolaylaştırıyorlardı. İrtifa arttıkça kar da artıyordu ve öncülerin işi iyice zora saplanıyordu.
Başkan İsmail YILMAZ, “Kar, yumuşamadan, sertken çıkalım diye gece tırmanışını seçtik.” Demişti. Şimdi onu çok iyi anlıyorum. Deve hörgücü mevkiine gelindiği vakit uzunca bir mola verdik. Bizler dinlenirken öncüler, karın fazla olmadığı ve kolay geçiş veren bir yer arıyorlardı. Eşyalarımızı topladık ve Deve Hörgücü kayasının (Zirveden 100 metre aşağısı) güney yamacından aşağıya inmeye başladık. Kar burada zaman zaman omuz başımıza geliyordu. Ekipmanlarımız sağlamdı. Kimse kardan şikayetçi değildi. Güneş yavaş yavaş tepeye dikiliyordu. 90 derece diklikteki Deve Hörgücü’ne yine aynı 90 derece, tipi ile dikine yapışmış olan tonlarca kar bizi ürkütmeye yetiyordu. Güneş birazdan o karları ısıtacak, sulandıracak, ağırlaştıracak ve üzerimize düşecek, böylelikle belki de hiç istemediğimiz sonuçları doğuracaktı. Öncü Tarık Karsan’la bu konu üzerine mütalaa da bulunduk. Tüm ekibi acele edip buradan hemen çıkmamız konusunda uyardı. Ekip hızlandı. Deve Hörgücü’nün kuzeyine geçtiğimiz vakit, hızımız iyice azaldı. Saatte 15-20 metreydi belki. Öncüler çığır açarken bizler manzaranın doyumsuz zevkini yakaladık.409079_10150601913656306_2147389617_n

Saat 10.30 sularında, planlandığından yarım saat geç de olsa- Erciyes zirvedeydik. Çaylar içildi, yemekler yendi, flama ve bayraklarla fotoğraflar çekildi. Önümüzde tüm orta Anadolu, Kayseri, arkamızda Aladağlar, Demirkazık… Doğayı onurlandırdık. Doğa ve dağcılar ve gökyüzü ve elleri kesen bir soğuk. Mutluyduk…

Geri dönüş tırmanmadan daha hızlı sürdü. Çıktığımız yoldan birkaç kat daha hızla geri döndük. Saat 14.00 civarı tekrar oteller bölgesindeydik. Görüşebildiğimiz arkadaşlarla bir daha ki tırmanışta görüşebilmek için sözleştik ve üzülerek birbirimizden ayrıldık…

____________________
Mehmet Gültekin tarafından yazıldı.

13

404432_10150600408176306_1030055852_n
Kayseri Hacılar İlçesi Dağcılık Kulübü’nün daveti üzerine 11 Şubat 2012’de Erciyes Dağı Tekir Yaylası, Oteller Mevkii’ne geldik. Tekir Yaylası’ndaki Gençlik ve Spor Müdürlüğü’ne ait otele Türkiye’nin her yerinden dağcılar gruplar halinde geliyordu. Son hazırlıklar tamamlandı. Kayseri dağcıları başkanı İsmail Yılmaz, eksiği olan dağcıların eksik malzemelerini temin ederek eksikliklerini giderdi. 11 Şubat 2012 akşam saat 18.30’da Otelde yapılan toplantıda, toplam 66 dağcı Erciyes Zirve tırmanışı için listeye adını yazdırdı. Birkaç gündür iyi giden hava şartları, meteorolojinin verdiği bilgilere göre o gece Kayseri’de -16 olacaktı. Başkan İsmail YILMAZ, tüm dağcıları uyardı. Mataralarınızdaki sular donacak. Termoslarına su sıcak su almak isteyen varsa, otelin mutfağını açarak sıcak su temini edilebileceğini belirtti. Tüm dağ sporcuları, Erciyes’in muhteşem pistinde tüm gün kayak yapmaktan yorgun düşmüştü. Başkan İsmail YILMAZ’ın uyarısınya, herkes bulunduğu yerlerde uykuya daldı. Lobide, antrede, bekleme salonunda, toplantı salonunda, sandalyeler, koltuklar o gece Erciyes’e zirve tırmanışı yapacaklarla doluydu. Gece, saat 00.00’dan itibaren, otelin içinde bir hareketlilik gözlenmeye başlandı. Arabaya gidip gelenler, kamp tüpü ile suyunu son kez kaynatanlar, botlarının bağcığını iyice sıkıştıranlar, çantalarını bir açıp bir kapanlar…430658_10150606633506306_1495228642_n

Planlandığı üzere saat 01.00’de tüm dağcılar otelin önüne inmeye başladı. Hava oldukça soğuktu. Ben o arada dereceyi merak ettim ve arabama girip havanın kaç derece olduğuna baktım. -18’i gösteriyordu. 2000 metrelerdeydik ve tahminen sabah güneş doğacağına yakın 3500’lerde olacaktık. Herkes, “Bu gece -25’i görürüz.” diye yorum yapıyordu. Balaklavamı polarımın içine soktum. Windstopperimi başlığını başıma çektim. Sayım yapıldı. 66 kişiydik. 10-15 kadar bayan dağcı da vardı. Kayak pistinden zirveye doğru saat 01.10’da hareket ettik. Tek sıra halinde, sessizce, ayaklarımızın altında ezilen karların verdiği sesin dinginliğiyle, gece yarısı, haz içinde yola koyulduk. Birkaç kez önden geriye doğru saydık. Öncü Tarık ve Artçı telsizle haberleşiyorlardı. Gece kayak pistini aşmamız neredeyse bir saati buldu. Mataramın kapağını sürekli açıp kapatıyordum. İyice sıkışmıştı.

Otelden çıkarken üşümemek için birkaç yudum üzüm pekmezi içmiştim. Bu bir hataydı evet. Şimdi çok fena susuyordum. Suyum buz gibi olmuştu. Ağzıma buz parçacıkları geliyordu. …ve mutlu son. Artık mataramın kapağı açılmıyor. Tamamen dondu. Su içmek için sabahı bekleyeceğiz, ya da molaları. Çantayı indir, termosu polarların arasından çıkar, sıcak su al, karla soğut… Ama ben sürekli su içmek istiyorum… Molayı bekleyemedim, kenara çekilip çantamdan bir tane enerji içeceği çıkarıp, yavaş yavaş içmeye koyuldum. O bile donuyordu. Ağzıma buz parcacıkları geliyordu. Saatlerdir yürüdüğüm için mümkün olduğunca yavaş içmeliydim. Neyseki güneş doğana kadar beni idare etti. Güneş doğarken beraber biz de zirvenin eteklerine geldik. Ama ilginçtir ki, yarım saatlik mesafede gibi görünen Erciyes zirvesi, git git hep aynı yerinde duruyordu. O an Kayserililerin bir sözü geldi aklıma, “Yaklaştıkça uzaklaşan dağ.”431482_10150601775006306_649820845_n

Güneşin doğuşuyla beraber, aşağılardaki beyaz örtü sanki denizmiş hissi uyandırıyordu. Ortalığı tatlı bir kızıllık kaplamıştı. Kareler alındı. Küçük bir dinlenme molası verildi. İrtifadan dolayı fenalaşan arkadaşlarımız oldu. Geri dönmek zorunda kaldılar. Kaba taslak grubu şöyle bir saydım 40 küsür dağcı kalmışız. Öğrendim ki, içimizde yeni dağcılar varmış ve ısınma turları yaptıkları için, belli noktalardan geri dönmüşler. Fenalaşanlardan, üşüyenlerden de dönen olmuş tabi.

Yakın gibi görünen zirveye sabah 06.00’da zirvenin en güneyinden karları yara yara tırmanmaya başladık. Erciyes Üniversitesi ve Hacılar ilçesi dağcıları en önde karda çığır açarak işimizi kolaylaştırıyorlardı. İrtifa arttıkça kar da artıyordu ve öncülerin işi iyice zora saplanıyordu.
Başkan İsmail YILMAZ, “Kar, yumuşamadan, sertken çıkalım diye gece tırmanışını seçtik.” Demişti. Şimdi onu çok iyi anlıyorum. Deve hörgücü mevkiine gelindiği vakit uzunca bir mola verdik. Bizler dinlenirken öncüler, karın fazla olmadığı ve kolay geçiş veren bir yer arıyorlardı. Eşyalarımızı topladık ve Deve Hörgücü kayasının (Zirveden 100 metre aşağısı) güney yamacından aşağıya inmeye başladık. Kar burada zaman zaman omuz başımıza geliyordu. Ekipmanlarımız sağlamdı. Kimse kardan şikayetçi değildi. Güneş yavaş yavaş tepeye dikiliyordu. 90 derece diklikteki Deve Hörgücü’ne yine aynı 90 derece, tipi ile dikine yapışmış olan tonlarca kar bizi ürkütmeye yetiyordu. Güneş birazdan o karları ısıtacak, sulandıracak, ağırlaştıracak ve üzerimize düşecek, böylelikle belki de hiç istemediğimiz sonuçları doğuracaktı. Öncü Tarık Karsan’la bu konu üzerine mütalaa da bulunduk. Tüm ekibi acele edip buradan hemen çıkmamız konusunda uyardı. Ekip hızlandı. Deve Hörgücü’nün kuzeyine geçtiğimiz vakit, hızımız iyice azaldı. Saatte 15-20 metreydi belki. Öncüler çığır açarken bizler manzaranın doyumsuz zevkini yakaladık.409079_10150601913656306_2147389617_n

Saat 10.30 sularında, planlandığından yarım saat geç de olsa- Erciyes zirvedeydik. Çaylar içildi, yemekler yendi, flama ve bayraklarla fotoğraflar çekildi. Önümüzde tüm orta Anadolu, Kayseri, arkamızda Aladağlar, Demirkazık… Doğayı onurlandırdık. Doğa ve dağcılar ve gökyüzü ve elleri kesen bir soğuk. Mutluyduk…

Geri dönüş tırmanmadan daha hızlı sürdü. Çıktığımız yoldan birkaç kat daha hızla geri döndük. Saat 14.00 civarı tekrar oteller bölgesindeydik. Görüşebildiğimiz arkadaşlarla bir daha ki tırmanışta görüşebilmek için sözleştik ve üzülerek birbirimizden ayrıldık…

____________________
Mehmet Gültekin tarafından yazıldı.

(21 Posts)

One thought on “Erciyes Tırmanış Raporu

  1. psikolojik danışman

    O duyguyu tam yansıtan bir öyküleme olmuş. o duyguyu yaşamak lazım. eylül de çıkmak daha güzel emin ol.

    Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *