LUKKA MI LİKYA MI?

LUKKA MI LİKYA MI?

10325417_10152353931733467_7854471475299932064_n
Lukka kentlerinin en ilginci… Opramoas’ın kenti Rodiapolis – Kumluca
1384289_10151946250721306_509188006_n
Sarıbelen Köyü’nde kamp – Kaş

Çok kolaydır “Likya” demek kimine göre. Çünkü öyle duyulmuş, öyle alışılagelmiştir. “Likya” sözcüğü kullanırken birilerine zafer kazandırdığımızın farkında değilizdir aslında. Bizler de çoğu zaman “Likya” sözcüğünü kullanırız Teke Yarımadası için. Bana sorarsanız “Lukka” demek daha doğru olacaktır. Çünkü “Likya”, Batı Anadolu’yu Helen görmek isteyen Yunanlıların bu bölgeye taktığı bir addır. Oysa bölge insanı kendisine “Luk” demiştir. Yaşadıkları ülkenin adının da “Lukka” olması gerekir bu durumda. Hitit kaynaklarında da bundan ötürü “LUKKA” olarak geçmektedir. Herodotos’ta bu adlandırmalarla ilgili uzayıp giden açıklamalar vardır. “Solym, Tremil, Termil, Ruwku” gibi adlandırmalardan bahsediyorum. Bakınız bu saydıklarım içinde “Likya” var mı? “Luk” ışık; “Lukka” ise “ışık ülkesi” demektir. Lukka dediğimiz zaman zaferi biz kazanmış olacağız, Yunan milliyetçileri yenilgiye uğrayacaklar. Tıpkı Mustafa Kemal’in Kuzey Akdeniz’e “Ege” demeyip “Akdeniz” demesi gibi.

Bir Yunan milliyetçisi olan Herodotos, “Likya” adının nereden geldiğine dair üç farklı hikaye uydurur ya da önceden uydurulmuş hikayeleri bize aktarır:

“Atinalı Pandion’un oğlu Lykos, savaşı kaybedince Anadolu’ya Sarpedon’un yanına, Lukka’ya, gelir. Ona izafeten bölgeye “Likya” denmiştir.” der koca tarihçi. Onun bir diğer hikayesi:

“Çapkın Zeus, karısı Hera’nın dırdırından bıkmış olmalı ki tanrıça Leto’yla bir kaçamak yapar. Artık nasıl seviştilerse Hera’nın ikizleri olur: Artemis ve Apollon. (Bu iki tanrının da Yunan kültüründe bir kökeni yoktur. Bunlar da Anadolu tanrısıdır.) O ara durumu çakozlayan Zeus’un kıskanç ve şirret karısı Hera, Leto’ya “Saçını başını yolarım senin, şıllık, yelloz benim herifi baştan çıkarmaya utanmadın mı…” diye çıkışır. Leto, Hera’dan kaçar. Delos adasında çocuklarını doğurur ve bugünkü Kınık kentindeki Xantos deresine gelir. Burada ona bir kurt yol gösterir ve kurdu takip eden Leto, bugünkü Letoon denilen bölgeye gelir. Buraya yerleşir. Fakat Hera, Leto’ya ağız tadıyla bir laf sokamadığı için kafayı yer. Letoon yakınlarındaki ahali, Hera’nın “nalet” bir karı olmasından tırsar ve Leto’nun kentlerini terk etmesini ister. Leto ise kentlilere kızar ve onların hepsini kurbağaya çevirir.” (Şu anda metni okuyan kişi, fark etmişsindir, Yunan mitlerini benden iyi anlatan yok. :))

536743_10150770625826306_1330225523_n
Sadece Lukka’nın değil – Dünya’nın en muhteşem yeri APERLAİ
Jpeg
Lukka’nın en özel yerlerinden biri – SYDİMA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bugün Letoon harabelerinin içindeki pınar hala canlıdır. Ve buradaki kurbağaların sesi insana bu yüzden bir başka gelir.

Neyse, dönelim konumuza; Herodotos, bu mitolojik hikayeyi anlattıktan sonra Yunanca kurt anlamına gelen “Lykos” kelimesine ithafen bölgeye “Likya” denildiğini yazar. Herodotos ayrıca bölgenin adının “Milyas” olduğunu da yazar. Herosdotos çok şey yazar.

Ancak görüldüğü üzere bölgenin adı Luvice, Lukka’dır. Luvi Dili, Anadolu’nun otantik dili, Luviler de Anadolu’nun otantik halkıdır. Yunan falan da değillerdir. Luviler kimdir? Arkeologlar ve tarihçiler, bir ulusun kökenine inemediklerinde hep aynı şeyi söylerler: “Hint-Avrupa Halkı”. Yok öyle şey. Luviler Anadoluludur. Dilleri Hint Avrupa diline benzemez. Kendine mahsustur. Biz nasıl ki bu topraklara -çoğunluk olarak- 1071’de gelmişsek, Yunanlılar da bu topraklara sonradan gelmiş bir millettir. Yani Anadolu toprağı Helenlerin babalarının malı değildir.(Bunu yazarken bile kendi kendimi gerdiğimi fark ettim.) Ayrıca 1071’den binlerce yıl önce Türklerin Anadolu’da olduğunu arkeolojik veriler doğrulamıştır.

Luvilerin Hint-Avrupa ırkı olduğunu belirleyen ne dil ike ilgili ne de arkeolojik zerre kadar buluntu yoktur. Hitit metinlerine göre Luviler, hiçbir yerden göç etmemişlersir. Hitit metinlerine göre Luviler, Anadolu’nun otantik halkıdır demeliyiz, Hint-Avrupa değil.

Ancak Türk arkeolojisinin kurucularından, büyük arkeolog Ord. Prof. Dr. Arif Müfid Mansel, “Ege’de Akalar Sorunu” adlı bildirisinde ve Avusturyalı arkeolog Kretschmer; Girit’te, Kikladlarda, Batı Anadolu’da bulunan “Minyas” seramiğinin izlerini sürmüş ve bu seramiğin adalara Batı Anadolu’dan geçtiğini tespit etmiştir. Batı Anadolu’ya ise Türkistan’dan (Ortaasya) geçtiğini tespit etmişlerdir. Minyas seramiği Aşgabat’ta da bulunmuştur ayrıca. Bu nedenle ve başka buluntular nedeniyle Luvilerin Türkistan kökenli olduğu kesinlik kazanmıştır. Dostlar, Türkistan, yani ortaasya Türk yurdudur. Kaldı ki aşağıda sayıp döktüklerimde de bu insanlar, “Biz Türk’üz!” diye bağırmıyor mu? Bu kadar Türk izi, tesadüf olabilir mi? Yatağan’daki Karya döneminden kalan Hekate kutsal yerinde hece ölçüsü ile yazılmış bir şiir vardır. Dostlar, hece ölçüsü, Türklere özgüdür.

Neden Luvilere bu kadar değiniyorum. Çünkü Likya, Lidya ve Karya Anadolu’da MÖ 3000’lerdeki Luvilerin MÖ 1000’lerdeki ardıllarıdır. Yani aynı soyun ve kültürün devamcılarıdır.

Ayrıca Luviler, Anadolunun dil izlerine rastlanmış en eski halkıdır. Ondan önce Anadolu’da bir halk varsa da onların dili ile ilgili bir buluntu olmamıştır.

Bir de yukarıda Herodotos’un anlattığı hikayedeki “kurdun kılavuzluğu” hikayesi, TÜRK DESTANLARINA ÖZGÜ BİR MOTİFTİR. Hikayenin bu şekilde olması o zaman Anadolu’da yaşayan Türklerin bir etkisi mi yoksa sadece bir tesadüf mü bilinmez. Ya da 1071 öncesi Anadolu’da, Sümerolog Prof. Dr. Ekrem Memiş’in de dediği gibi M.Ö. 3500’lerde Türkler Anadolu’daydı. Türklerin bizzat, Yunan mitolojisine katkısı da diyebiliriz bu durumda. Herodotos’un tarihini okuyanlar bilir ki MÖ 5. yy’da yazılmış olan bu kitapta İskitlerden (Herodotos ‘Skyt’ der.) yani Türklerden sıkça söz eder.

Roma mitolojisinde Romulus ve Resmus’un bir dereye bırakılmasından sonra onları bulan dişi bir kurdun o çocukları mağarasına götürerek emzirdiğini ve koruduğunu, büyüttüğünü görüyoruz. Anadolu’da özellikle de memleketim olan Isauria topraklarındaki sikkelerin içinde en çok bulunanı Romulus ve Resmus’un kurdu emerken betimlendiği sikkelerdir. KURDUN EMZİRMESİ, BÜYÜTMESİ DE BANGIR BANGIR BİR TÜRK MİTOLOJİSİ PARÇASIDIR. Roma İmparatotluğunu kuran Etrüskler (Truva, Karia, Lykia, Lydia’nın ataları)’in Anadolu kökenli olduğu nettir. Herodotos da bunu böylece bildirir. Luvilerin Türk olduğunu söylemek için o kadar yaklaştık ki, çok az kaldı. Luvilerin Türk olduğunu söylemek neden önemli? Luvilerin Türk olması demek, tüm modern dünyanın kökenlerini dayandırdığı, övgüyle söz ettiği Hellen ve Roma kültürlerinin Türk kültürü olduğunu kabullenmek demektir. İskender’in, Augustus’un, Sezar’ın, Sarpedon’un, Artemisia’nın, Ada’nın Gyges’in, Kroisos’un… Türk olduğunu kabul etmektir.

 

LUKKALILARIN KÖKENİ (LİKYALILARIN KÖKENİ)

149359_10150770643641306_991168692_n
Semih, Bade ve Leman ve 4 günlük yol arkadaşımız… Çakıl Plajı – Andriake
Jpeg
Yağmur, Kabak Koyu’nu seyrediyor…

Şimdi size çok ilginç bir çıkarımda bulunacağım. Bu çıkarımı yapan ben değilim, George Bean. Biraz da kendi cümlelerimi de karıştırarak: Vaktiyle Anadolu’ dan Girit’e göçen Luviler, burada büyük bir medeniyet kurarlar. Bu, en parlak dönemleri 1.250 yıl süren Minos uygarlığıdır. Sonra tüm Batı Anadolu’nun, dolayısıyla Truva’nın da, ağzına eden Mikenler (Akhalar) Minos medeniyetini de yok ederler. Neyse, konuyu dağıtmayayım: Herodotos’un şu anlattığından sonra Bean’ın dediklerine geleceğim. Sarpedon Girit’te Minos’la ve ölüler dünyasının yargıcı Rhadamanthos’la hakimiyet için bir savaşa tutuşur ve savaşı kaybeder. Girit’i terk etmek zorunda kalır ve Milyas (Lukka) denilen bölgeye gelir. (Bu Sarpedon acayip adam… Büyük Ozan’ın (Homeros) İlyada’sında Truva’da Truvalıların yanında aslanlar gibi cenk ettiğini yazar.) Bean ise şöyle diyor. Girit’ten göçenlerin Anadolu’da ilk yerleştikleri yer Miletos’tur. Sonra Miletos’tan Lukka’ya, Karia’ya, Karadeniz kıyılarına gitmiş oralarda ülke veya koloni kurmuşlardır. Bean, bu halkların Miletos kökenli olmalarının göstergesi olarak da şunu öne sürer: Yer ve ulus adları: MİLyas(Lukka), kendileri için kullandıkları TreMİL, TerMİL, komşularının Lukkalılara verdiği ad olan SoLİM,  Karia’nın eski başkenti MİLasa gibi adlandırmaları verir. Bence çok mantıklı. Miletos inanılmaz bir yer zaten. Sinop’u, Trabzon’u, Samsun’u bile kendilerine koloni olarak kuranlar onlar. İlginç değil mi? Ayrıca Girit’te bulunan Faystos diski de çözüldü ve Miletos’tan bahsettiği ortaya çıktı. Geçen yıl Girit’ten bu Faystos diskinin tıpkısını satın aldım bir kendime bir de hocama. Fotoğrafını çekseydim buraya koyardım. Ya da durun internetten bir arayayım. Bulursam koyarım buraya. Az bekleyin. Hemen bakıyorum… Biraz  beklettim sanki. Ahanda buldum.

Luklar Girit kökenlidir. Giritliler de Anadolu kökenlidir. Nasıl mı? Şöyle: Anadolu’nun birçok yeri

Jpeg
Sydima’ya, Antonius’un büyük değer verdiği kente doğru…

nde bulunan seramiklerin (Karataş – Semayük kazılarında olduğu gibi – Elmalı-Antalya) Girit’te bulunanlarla aynı olması, Girit’teki ve Anadolu’daki yer adlarının aynı dilde (Luvice) olması gibi göstergeler bu tezimizi doğrular mahiyettedir. Mesela bir yer adındaki -nd-, -ss-, -nn- gibi. Karia’daki LanrauNDa, AliNDa, AlabaNDa, MiNDos, HalikarnaSSos; Lukka’daki ArNNa, TelmiSSos gibi.

1
Bu yolu yaptığın ve Türkiye’de bir çığır açtığın için teşekkürler KATE CLOW

Mehmet GÜLTEKİN yazdı.

LUKKA MI LİKYA MI?

10325417_10152353931733467_7854471475299932064_n
Lukka kentlerinin en ilginci… Opramoas’ın kenti Rodiapolis – Kumluca
1384289_10151946250721306_509188006_n
Sarıbelen Köyü’nde kamp – Kaş

Çok kolaydır “Likya” demek kimine göre. Çünkü öyle duyulmuş, öyle alışılagelmiştir. “Likya” sözcüğü kullanırken birilerine zafer kazandırdığımızın farkında değilizdir aslında. Bizler de çoğu zaman “Likya” sözcüğünü kullanırız Teke Yarımadası için. Bana sorarsanız “Lukka” demek daha doğru olacaktır. Çünkü “Likya”, Batı Anadolu’yu Helen görmek isteyen Yunanlıların bu bölgeye taktığı bir addır. Oysa bölge insanı kendisine “Luk” demiştir. Yaşadıkları ülkenin adının da “Lukka” olması gerekir bu durumda. Hitit kaynaklarında da bundan ötürü “LUKKA” olarak geçmektedir. Herodotos’ta bu adlandırmalarla ilgili uzayıp giden açıklamalar vardır. “Solym, Tremil, Termil, Ruwku” gibi adlandırmalardan bahsediyorum. Bakınız bu saydıklarım içinde “Likya” var mı? “Luk” ışık; “Lukka” ise “ışık ülkesi” demektir. Lukka dediğimiz zaman zaferi biz kazanmış olacağız, Yunan milliyetçileri yenilgiye uğrayacaklar. Tıpkı Mustafa Kemal’in Kuzey Akdeniz’e “Ege” demeyip “Akdeniz” demesi gibi.

Bir Yunan milliyetçisi olan Herodotos, “Likya” adının nereden geldiğine dair üç farklı hikaye uydurur ya da önceden uydurulmuş hikayeleri bize aktarır:

“Atinalı Pandion’un oğlu Lykos, savaşı kaybedince Anadolu’ya Sarpedon’un yanına, Lukka’ya, gelir. Ona izafeten bölgeye “Likya” denmiştir.” der koca tarihçi. Onun bir diğer hikayesi:

“Çapkın Zeus, karısı Hera’nın dırdırından bıkmış olmalı ki tanrıça Leto’yla bir kaçamak yapar. Artık nasıl seviştilerse Hera’nın ikizleri olur: Artemis ve Apollon. (Bu iki tanrının da Yunan kültüründe bir kökeni yoktur. Bunlar da Anadolu tanrısıdır.) O ara durumu çakozlayan Zeus’un kıskanç ve şirret karısı Hera, Leto’ya “Saçını başını yolarım senin, şıllık, yelloz benim herifi baştan çıkarmaya utanmadın mı…” diye çıkışır. Leto, Hera’dan kaçar. Delos adasında çocuklarını doğurur ve bugünkü Kınık kentindeki Xantos deresine gelir. Burada ona bir kurt yol gösterir ve kurdu takip eden Leto, bugünkü Letoon denilen bölgeye gelir. Buraya yerleşir. Fakat Hera, Leto’ya ağız tadıyla bir laf sokamadığı için kafayı yer. Letoon yakınlarındaki ahali, Hera’nın “nalet” bir karı olmasından tırsar ve Leto’nun kentlerini terk etmesini ister. Leto ise kentlilere kızar ve onların hepsini kurbağaya çevirir.” (Şu anda metni okuyan kişi, fark etmişsindir, Yunan mitlerini benden iyi anlatan yok. :))

536743_10150770625826306_1330225523_n
Sadece Lukka’nın değil – Dünya’nın en muhteşem yeri APERLAİ
Jpeg
Lukka’nın en özel yerlerinden biri – SYDİMA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bugün Letoon harabelerinin içindeki pınar hala canlıdır. Ve buradaki kurbağaların sesi insana bu yüzden bir başka gelir.

Neyse, dönelim konumuza; Herodotos, bu mitolojik hikayeyi anlattıktan sonra Yunanca kurt anlamına gelen “Lykos” kelimesine ithafen bölgeye “Likya” denildiğini yazar. Herodotos ayrıca bölgenin adının “Milyas” olduğunu da yazar. Herosdotos çok şey yazar.

Ancak görüldüğü üzere bölgenin adı Luvice, Lukka’dır. Luvi Dili, Anadolu’nun otantik dili, Luviler de Anadolu’nun otantik halkıdır. Yunan falan da değillerdir. Luviler kimdir? Arkeologlar ve tarihçiler, bir ulusun kökenine inemediklerinde hep aynı şeyi söylerler: “Hint-Avrupa Halkı”. Yok öyle şey. Luviler Anadoluludur. Dilleri Hint Avrupa diline benzemez. Kendine mahsustur. Biz nasıl ki bu topraklara -çoğunluk olarak- 1071’de gelmişsek, Yunanlılar da bu topraklara sonradan gelmiş bir millettir. Yani Anadolu toprağı Helenlerin babalarının malı değildir.(Bunu yazarken bile kendi kendimi gerdiğimi fark ettim.) Ayrıca 1071’den binlerce yıl önce Türklerin Anadolu’da olduğunu arkeolojik veriler doğrulamıştır.

Luvilerin Hint-Avrupa ırkı olduğunu belirleyen ne dil ike ilgili ne de arkeolojik zerre kadar buluntu yoktur. Hitit metinlerine göre Luviler, hiçbir yerden göç etmemişlersir. Hitit metinlerine göre Luviler, Anadolu’nun otantik halkıdır demeliyiz, Hint-Avrupa değil.

Ancak Türk arkeolojisinin kurucularından, büyük arkeolog Ord. Prof. Dr. Arif Müfid Mansel, “Ege’de Akalar Sorunu” adlı bildirisinde ve Avusturyalı arkeolog Kretschmer; Girit’te, Kikladlarda, Batı Anadolu’da bulunan “Minyas” seramiğinin izlerini sürmüş ve bu seramiğin adalara Batı Anadolu’dan geçtiğini tespit etmiştir. Batı Anadolu’ya ise Türkistan’dan (Ortaasya) geçtiğini tespit etmişlerdir. Minyas seramiği Aşgabat’ta da bulunmuştur ayrıca. Bu nedenle ve başka buluntular nedeniyle Luvilerin Türkistan kökenli olduğu kesinlik kazanmıştır. Dostlar, Türkistan, yani ortaasya Türk yurdudur. Kaldı ki aşağıda sayıp döktüklerimde de bu insanlar, “Biz Türk’üz!” diye bağırmıyor mu? Bu kadar Türk izi, tesadüf olabilir mi? Yatağan’daki Karya döneminden kalan Hekate kutsal yerinde hece ölçüsü ile yazılmış bir şiir vardır. Dostlar, hece ölçüsü, Türklere özgüdür.

Neden Luvilere bu kadar değiniyorum. Çünkü Likya, Lidya ve Karya Anadolu’da MÖ 3000’lerdeki Luvilerin MÖ 1000’lerdeki ardıllarıdır. Yani aynı soyun ve kültürün devamcılarıdır.

Ayrıca Luviler, Anadolunun dil izlerine rastlanmış en eski halkıdır. Ondan önce Anadolu’da bir halk varsa da onların dili ile ilgili bir buluntu olmamıştır.

Bir de yukarıda Herodotos’un anlattığı hikayedeki “kurdun kılavuzluğu” hikayesi, TÜRK DESTANLARINA ÖZGÜ BİR MOTİFTİR. Hikayenin bu şekilde olması o zaman Anadolu’da yaşayan Türklerin bir etkisi mi yoksa sadece bir tesadüf mü bilinmez. Ya da 1071 öncesi Anadolu’da, Sümerolog Prof. Dr. Ekrem Memiş’in de dediği gibi M.Ö. 3500’lerde Türkler Anadolu’daydı. Türklerin bizzat, Yunan mitolojisine katkısı da diyebiliriz bu durumda. Herodotos’un tarihini okuyanlar bilir ki MÖ 5. yy’da yazılmış olan bu kitapta İskitlerden (Herodotos ‘Skyt’ der.) yani Türklerden sıkça söz eder.

Roma mitolojisinde Romulus ve Resmus’un bir dereye bırakılmasından sonra onları bulan dişi bir kurdun o çocukları mağarasına götürerek emzirdiğini ve koruduğunu, büyüttüğünü görüyoruz. Anadolu’da özellikle de memleketim olan Isauria topraklarındaki sikkelerin içinde en çok bulunanı Romulus ve Resmus’un kurdu emerken betimlendiği sikkelerdir. KURDUN EMZİRMESİ, BÜYÜTMESİ DE BANGIR BANGIR BİR TÜRK MİTOLOJİSİ PARÇASIDIR. Roma İmparatotluğunu kuran Etrüskler (Truva, Karia, Lykia, Lydia’nın ataları)’in Anadolu kökenli olduğu nettir. Herodotos da bunu böylece bildirir. Luvilerin Türk olduğunu söylemek için o kadar yaklaştık ki, çok az kaldı. Luvilerin Türk olduğunu söylemek neden önemli? Luvilerin Türk olması demek, tüm modern dünyanın kökenlerini dayandırdığı, övgüyle söz ettiği Hellen ve Roma kültürlerinin Türk kültürü olduğunu kabullenmek demektir. İskender’in, Augustus’un, Sezar’ın, Sarpedon’un, Artemisia’nın, Ada’nın Gyges’in, Kroisos’un… Türk olduğunu kabul etmektir.

 

LUKKALILARIN KÖKENİ (LİKYALILARIN KÖKENİ)

149359_10150770643641306_991168692_n
Semih, Bade ve Leman ve 4 günlük yol arkadaşımız… Çakıl Plajı – Andriake
Jpeg
Yağmur, Kabak Koyu’nu seyrediyor…

Şimdi size çok ilginç bir çıkarımda bulunacağım. Bu çıkarımı yapan ben değilim, George Bean. Biraz da kendi cümlelerimi de karıştırarak: Vaktiyle Anadolu’ dan Girit’e göçen Luviler, burada büyük bir medeniyet kurarlar. Bu, en parlak dönemleri 1.250 yıl süren Minos uygarlığıdır. Sonra tüm Batı Anadolu’nun, dolayısıyla Truva’nın da, ağzına eden Mikenler (Akhalar) Minos medeniyetini de yok ederler. Neyse, konuyu dağıtmayayım: Herodotos’un şu anlattığından sonra Bean’ın dediklerine geleceğim. Sarpedon Girit’te Minos’la ve ölüler dünyasının yargıcı Rhadamanthos’la hakimiyet için bir savaşa tutuşur ve savaşı kaybeder. Girit’i terk etmek zorunda kalır ve Milyas (Lukka) denilen bölgeye gelir. (Bu Sarpedon acayip adam… Büyük Ozan’ın (Homeros) İlyada’sında Truva’da Truvalıların yanında aslanlar gibi cenk ettiğini yazar.) Bean ise şöyle diyor. Girit’ten göçenlerin Anadolu’da ilk yerleştikleri yer Miletos’tur. Sonra Miletos’tan Lukka’ya, Karia’ya, Karadeniz kıyılarına gitmiş oralarda ülke veya koloni kurmuşlardır. Bean, bu halkların Miletos kökenli olmalarının göstergesi olarak da şunu öne sürer: Yer ve ulus adları: MİLyas(Lukka), kendileri için kullandıkları TreMİL, TerMİL, komşularının Lukkalılara verdiği ad olan SoLİM,  Karia’nın eski başkenti MİLasa gibi adlandırmaları verir. Bence çok mantıklı. Miletos inanılmaz bir yer zaten. Sinop’u, Trabzon’u, Samsun’u bile kendilerine koloni olarak kuranlar onlar. İlginç değil mi? Ayrıca Girit’te bulunan Faystos diski de çözüldü ve Miletos’tan bahsettiği ortaya çıktı. Geçen yıl Girit’ten bu Faystos diskinin tıpkısını satın aldım bir kendime bir de hocama. Fotoğrafını çekseydim buraya koyardım. Ya da durun internetten bir arayayım. Bulursam koyarım buraya. Az bekleyin. Hemen bakıyorum… Biraz  beklettim sanki. Ahanda buldum.

Luklar Girit kökenlidir. Giritliler de Anadolu kökenlidir. Nasıl mı? Şöyle: Anadolu’nun birçok yeri

Jpeg
Sydima’ya, Antonius’un büyük değer verdiği kente doğru…

nde bulunan seramiklerin (Karataş – Semayük kazılarında olduğu gibi – Elmalı-Antalya) Girit’te bulunanlarla aynı olması, Girit’teki ve Anadolu’daki yer adlarının aynı dilde (Luvice) olması gibi göstergeler bu tezimizi doğrular mahiyettedir. Mesela bir yer adındaki -nd-, -ss-, -nn- gibi. Karia’daki LanrauNDa, AliNDa, AlabaNDa, MiNDos, HalikarnaSSos; Lukka’daki ArNNa, TelmiSSos gibi.

1
Bu yolu yaptığın ve Türkiye’de bir çığır açtığın için teşekkürler KATE CLOW

Mehmet GÜLTEKİN yazdı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *