Savalan Zirve Tırmanışı Raporu

Savalan Zirve Krateri

ÖNCE İRAN HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ:             

Giderseniz hiç yabancılık çekmeyeceğiniz, her yerinde özellikle de Tebriz, Meşhed, Erdebil ve Tahran gibi büyük kentlerinde Türkçeden başka bir dile ihtiyaç duymayacağınız, özgürlüğün ve demokrasinin kıymetinin en iyi anlaşıldığı ülkelerden biri. Zengin veya fakir, durumu ne olursa olsun, mutsuz insanların ülkesi İran. Rejimin %70 tarafından istenilmediği, ancak gücü elinde tutanların bu gücü kullanarak rejimi devam ettirdiği (ki beni en çok korkutan konudur) , insanların özgür olamamaları, iktidar sahiplerinin kendi çevrelerini ihya etmeleri… insanların mutsuz olmasının en önemli nedenleri.

Elbette İran’da da hiçbir şey eskisi gibi değil. Eskisi gibi sert değil. Bizler İran’ı kötüleyen Holivud filimleri ile büyüdüğümüz için birçok şeyin abartılmış olduğunu, oraya gidince anladık.

 Savalan’ın hem kuzey hem de batı rotalarında dağ evi var, Kesra’nın dağ evi var. Bizde hiç olmadığı kadar dağ evleri var İran’ın dağlarının. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da İran bizden çok ileride. 

Durun size İran ile ilgili hiç beklemediğiniz bir şey söyleyeyim. İran’da devlet kızların okuması için her türlü olanağı seferber etmiş. Burslar, yurt dışı bursları, kızların okumaları için devletin büyük çaba göstermesi ve büyük harcamalar yapması… İbret alın ey çöl hikayeleri ile büyüyenler!

Ülkeyi yöneten, fabrikaları yöneten, futbol takımlarını yönetenler hep mollalar… İnsanlar korku içinde yaşıyorlar. Çok şey öğreniyoruz: Devrimden sonra uyuşturucu kullanma oranının kat be kat arttığı, İran nüfusunun yüzde 60’ının artık Müslüman olmadığını duyunca şaşırıyoruz. Şoföre, çobana, dağcıya, bakkalcıya… herkese aynı soruları soruyorum: Mutlu musunuz? İran’da hayat nasıl? Korkuyor musunuz? Türkiye’ye hiç geldiniz mi? İkisinin arasındaki fark nasıl? …

 

AZERBAYCAN’DA DAĞ FAALİYETİ HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ

Aslında Azerbaycan dağları için yaptığımız tırmanış programımızı, Azerbaycan’daki prosedür yoğunluğu  ve güven bunalımı nedeniyle İran’a kaydırdık. İyi de yapmışız.

Öncelikle Azerbaycan dağlarına gitmek isteyenlere birkaç söz: Azerbaycan’da dağa çıkmak için en az 14 gün öncesinden pasaport fotoğraflarını rehberinize göndermeniz lazım. Rehberiniz, Ekoloji Bakanı’ndan (Tebii Servetler Bakanlığı) izin alması gerekiyor. Azerbaycan’ın dört binlik dağlarının tamamı Şahdağı Milli Parkı içindedir. Milli park dışındaki dağlara izinsiz gidebilirsiniz ama askerler yine sorun yaşatabilir. Suçlamak için yazmıyorum. Azerbaycan askerleri size oldukça kibar davranacak, sevgiyle yaklaşacaktır size. Ancak Azerbaycan dağları, Dağıstan ve Karabağ sınırında olduğu için biraz temkinliler, o kadar. Sadece askerler değil  Ekoloji Bakanlığı da buralarda devreye girebilir. Etkinliğiniz yarım kalabilir. Şahdağı Milli Parkına izinsiz girme durumunuzda ise direk tutuklanırsınız. Bazardüzü Dağı’nın zirvesi Rusya(Dağıstan) ve Azerbaycan sınırı. Bu nedenle orada, Şahdağı civarında gördüğünüz askerleri göremeyeceksiniz. Askerlerin Şahdağı civarında devriye amaçlı gide gele oluşturduğu patikaları da…

 

Benzin fiyatları düştükten sonra Sayın İlham Aliyev’in, turizmin geliştirilmesi yönünde atmak istediği adımların önünde hala bürokratik engeller var. Bizlere anlatıldığına göre, Sovyet döneminden kalma yaşlı devlet adamlarının Azerbaycan yönetiminde hala var olmaları, eski geleneklerin devamına neden olmakta ve rüşvetsiz bir iş yapılamamakta. Biz dağcıların Azerbaycan’daki bir büyük sorunu da bu olsa gerek diye düşünüyoruz. Çünkü bize rehberlik etmesi için görüştüğümüz kimseler, ceplerine bizim vereceğimiz paradan sadece rehberlik ücretinin girdiğini, onun dışındaki paranın kendileri için olmadığını söylemekteler, ki doğru olabilir. Bu nedenle maliyeti belli olan bu dağlar için sizden maliyetin 5 katı para istendiğinde şaşırmayın. Sizler, Azerbaycan’daki rehberlerle anlaştıktan sonra ve uçak biletlerinizi aldıktan 15 gün sonra  sizden istenilen para artacaktır. Siz uçak biletinizi aldığınız için tamam diyeceksiniz. Bir ay sonra başka bir bahaneyle sizden istenilen ücret bir kez daha artacaktır. Ben anlaşma sağladıktan ve uçak biletlerini gruba aldırdıktan sonra üç kere fiyat artışı olmuştur. Aman dikkat.

Bizler, yukarıdaki nedenlerden dolayı, bu tırmanışımızı İran dağlarında gerçekleştirdik. Ancak biletlerimizi, önceden, Azerbaycan dağlarına çıkma planı ile aldığımız için (İstanbul – Bakü; Bakü – İstanbul şeklinde)  İran’da tırmanıyor da olsak, etkinliğimizin bir ayağı da mecburen Azerbaycan’da oluyordu. Havaalanından hostele transfer, hostel konaklama fiyatları, hostelden Azerbaycan-İran sınır kapısı olan Blesuvar’a transfer, İran tırmanışı bitiminde, İran- Azerbaycan kapısı olan Blesuvar Kapısı’ndan Bakü’ye transfer, Bakü’de tekrar hostel konaklaması, İran’dan tekrar Azerbaycan’a girerken alınması gereken Elektron Vize ücretlerini yine Azerbaycan’dan birileri ile görüşerek hallettik.

Bakın şimdi: İran tırmanışlarımız bitmişti. Daha önce vatsap konuşmalarımızda olmasına rağmen, Azerbaycan’a gireceğimiz gün, Azerbaycan tarafına artı 170 dolar daha ödemem gerektiğini öğrendim. Sağolsun İranlı rehberimiz bu miktarın bana yük olacağını belirterek bu 170 doların 100 dolarını kendisi karşıladı. Bunları neden anlatıyorum. Azerbaycan’da etkinlik yaparsanız, istediğiniz kadar sağlam anlaşma yapın, fark etmez.  Bunlar hep oluyor. Bu olaydan 5 saat sonra, Azerbaycan’a dönmüş bulunuyordum. Vatsabıma bir mesaj düşüyor. 368 dolar daha ödemem gerektiği belirtiliyor bu mesajda. Sonra bir düzeltme mesajı daha: 368 değil 367 dolar… Güler misin ağlar mısın… Mesajlaşmalar sertleşiyor. Demek ki, Can Azerbaycan’da işler böyle yürüyor, diyorum. Demek ki, pazarlık üstüne bir pazarlık daha, bir pazarlık daha, Azerbaycan’da bu gayet doğal demek ki, diyorum. Demek ki, Can Azerbaycan’a yazık eden birileri var diyorum, bizde güzelim Türkiye’ye yazık eden birilerinin her zaman olduğu gibi… Bu sorunları da katılımcıların haberi olmaksızın halledebildik. Güzel bir faaliyetin, sonradan çıkan bu sorunlarla tadının kaçmasına izin veremezdim.

Burada yazdıklarım Azerbaycan’ın güzelliğini, orada yaşayan Türklerin bizim için değerini, sokaktaki insanların bize nasıl sevgiyle baktıklarını ve onlara olan sevgimizi asla azaltmaz. Azerbaycan ve orada yaşayan Türklerle bizler et ve tırnak gibiyiz, aynıyız, biriz. Yazdıklarım sadece tecrübe paylaşımıdır. Giderseniz siz de aynısını yaşamamanız içindir.

SAVALAN TIRMANIŞ RAPORU:

Savalan zirveden Meşgin’e doğru

11 Temmuz’da 17 kişi olarak İstanbul’dan Bakü’ye uçtuk. Saat 17.30’da Bakü-İran kapıları kapandığı için ve bizler de o saatte geçişe yetişemeyeceğimiz için Bakü’de bir gün kaldık ve ilk gün Bakü’yü dolaştık. Sabah erkenden kalkıp yola çıktık. Hazar’ın kenarından Hazar’ı ve petrol çıkarmak için inip kalkan at kafalarını izleyerek İran – Azerbaycan kapılarından biri olan Bilesuvar Kapısı’na ulaştık. Kapıdaki keşmekeşlik biraz zamanımızı aldı. Türkiye’den geldiğimizi öğrenen herkes, her iki ülkede de bizlere sevgi gösterilerinde bulunuyordu. İran tarafında sorgu biraz uzun sürdü. Neyse ki geçtik. Sevgili rehberlerimiz Ekber Nejef, Ali, Vagef ve Hüseyin; beş saatlik yoldan, Tebriz’den  gelmiş kapıda bizi bekliyordu.

İranlı dağcılarla zirve anısı
Zirveye doğru…

Bilesuvar ilginç bir yer. Burası bir kent ve sınır, kenti tam ortadan ikiye bölmüş. Erdebil istikametinde devam ederken, bir yerlerden kestirmeye girdik ve Lari köyüne ulaştık. (Farsların Lahrut dediği köy.) Buradan jiplerimize binip dağa hareket ediyoruz. Jiplerimizle uzun süren ilk safariyi yapıyoruz ve hava kararmak üzereyken, 20.00 civarında, Savalan Ana Kampı’na ulaşıyoruz. Çadırlarımızı kuruyoruz. Ayılarla ilgili yapılan uyarıları duyup şaşırıyoruz, başımıza gelecekleri tahmin bile edemeden. Gece çadırlarımızı ziyaret eden ayılar hem heyecanımızı artırıyor hem de biraz korkutuyor bizi.  Sabah 4’te kalkıp 5’te hareket için sözleşiyoruz. Rehberlerimiz dakik. Bu doğunun alışık olmadığı bir şey. Memnun oluyoruz. 4 tane rehberimiz var. Çok rahatız bu yüzden. Stresimiz yok. Kafa ağrıları, mide bulantıları nedeniyle 4 arkadaşımız kampta kaldı. Sabah tam 5’te görmeyi çok istediğim Savalan zirvesindeki göl istikametinde hareket ettik. Dik bir parkurdan sürekli olarak yükselerek çıktık.

Dağda bir İranlı…
Dostlar durum değerlendirmesi yapıyorlar…

Yükseldikçe kayaların şekilleri, irtifa duygusu mutluluğumuzu artırıyordu. Kalabalık bir dağdı. Karşımızdan gelenler, yanımızdan geçenler… Yükseldikçe kar parkurlarından geçtik ve saat 13.00’te zirve gölünü gördük. Azerbaycan’ın –her iki Azerbaycan’ın- en yüksek noktasındaydık. Bu güzelliğin bir saat kadar tadını çıkardıktan sonra saat 02.00’de dönüşe geçiyoruz. 17.45’te kampımıza dönüyoruz ve aceleyle birkaç lokma bir şeyler yedikten sonra çadırlarımıza çekilip uyuyoruz. Gece kampımızı kolaçan eden ayılar uyandırıyor bizi. Çadırımızın birkaç metre ötesindeki çöplerimizi kurcalıyorlar, çadırlarımızı tek tek kontrol ediyorlar. Kimsede tık yok. Ancak sabah uyanınca herkes ayılarla ilgili

Dağlar özgürlüktür…
İrtifa duygusu…

duyduklarını, hissettiklerini anlatıyor. Bozulmuş yumurtalarımızı yalayan bir ayının yalama seslerinin şakırtılarını dinliyoruz bir müddet. Ay ışığı ile çadırımız arasında giren bir yavru ayının çadırımıza düşen siluetini izliyoruz Vahap Ağırtaş ile heyecan içinde.  Ayıların sesleri kesiliyor. Tam uykuya dalmak üzereyken tuvalete kalkan bir arkadaşımızın “ho ho, ha, ha, kış, kış…” sesleri ile uyanıyoruz. Tuvaletten dönüşte çadırların arasında oturan üçü yavru dört ayı ile göz göze geliyor. En şanslımız o. Ayıları gören tek kişi o çünkü. Biraz korku, biraz heyecan… Çok güzel.

Kesra ve Herem zirvelerine Türkiye’den ilk çıkış faaliyetlerinin raporları da bu web sitesi dedir.

Bu etkinliğin belgeselini çok yakında buradaki linkten veya youtubeden izleyebilirsiniz.

Mehmet GÜLTEKİN

styxdiablos@hotmail.com

+905436982698

Savalan Zirve Krateri

ÖNCE İRAN HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ:             

Giderseniz hiç yabancılık çekmeyeceğiniz, her yerinde özellikle de Tebriz, Meşhed, Erdebil ve Tahran gibi büyük kentlerinde Türkçeden başka bir dile ihtiyaç duymayacağınız, özgürlüğün ve demokrasinin kıymetinin en iyi anlaşıldığı ülkelerden biri. Zengin veya fakir, durumu ne olursa olsun, mutsuz insanların ülkesi İran. Rejimin %70 tarafından istenilmediği, ancak gücü elinde tutanların bu gücü kullanarak rejimi devam ettirdiği (ki beni en çok korkutan konudur) , insanların özgür olamamaları, iktidar sahiplerinin kendi çevrelerini ihya etmeleri… insanların mutsuz olmasının en önemli nedenleri.

Elbette İran’da da hiçbir şey eskisi gibi değil. Eskisi gibi sert değil. Bizler İran’ı kötüleyen Holivud filimleri ile büyüdüğümüz için birçok şeyin abartılmış olduğunu, oraya gidince anladık.

 Savalan’ın hem kuzey hem de batı rotalarında dağ evi var, Kesra’nın dağ evi var. Bizde hiç olmadığı kadar dağ evleri var İran’ın dağlarının. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da İran bizden çok ileride. 

Durun size İran ile ilgili hiç beklemediğiniz bir şey söyleyeyim. İran’da devlet kızların okuması için her türlü olanağı seferber etmiş. Burslar, yurt dışı bursları, kızların okumaları için devletin büyük çaba göstermesi ve büyük harcamalar yapması… İbret alın ey çöl hikayeleri ile büyüyenler!

Ülkeyi yöneten, fabrikaları yöneten, futbol takımlarını yönetenler hep mollalar… İnsanlar korku içinde yaşıyorlar. Çok şey öğreniyoruz: Devrimden sonra uyuşturucu kullanma oranının kat be kat arttığı, İran nüfusunun yüzde 60’ının artık Müslüman olmadığını duyunca şaşırıyoruz. Şoföre, çobana, dağcıya, bakkalcıya… herkese aynı soruları soruyorum: Mutlu musunuz? İran’da hayat nasıl? Korkuyor musunuz? Türkiye’ye hiç geldiniz mi? İkisinin arasındaki fark nasıl? …

 

AZERBAYCAN’DA DAĞ FAALİYETİ HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ

Aslında Azerbaycan dağları için yaptığımız tırmanış programımızı, Azerbaycan’daki prosedür yoğunluğu  ve güven bunalımı nedeniyle İran’a kaydırdık. İyi de yapmışız.

Öncelikle Azerbaycan dağlarına gitmek isteyenlere birkaç söz: Azerbaycan’da dağa çıkmak için en az 14 gün öncesinden pasaport fotoğraflarını rehberinize göndermeniz lazım. Rehberiniz, Ekoloji Bakanı’ndan (Tebii Servetler Bakanlığı) izin alması gerekiyor. Azerbaycan’ın dört binlik dağlarının tamamı Şahdağı Milli Parkı içindedir. Milli park dışındaki dağlara izinsiz gidebilirsiniz ama askerler yine sorun yaşatabilir. Suçlamak için yazmıyorum. Azerbaycan askerleri size oldukça kibar davranacak, sevgiyle yaklaşacaktır size. Ancak Azerbaycan dağları, Dağıstan ve Karabağ sınırında olduğu için biraz temkinliler, o kadar. Sadece askerler değil  Ekoloji Bakanlığı da buralarda devreye girebilir. Etkinliğiniz yarım kalabilir. Şahdağı Milli Parkına izinsiz girme durumunuzda ise direk tutuklanırsınız. Bazardüzü Dağı’nın zirvesi Rusya(Dağıstan) ve Azerbaycan sınırı. Bu nedenle orada, Şahdağı civarında gördüğünüz askerleri göremeyeceksiniz. Askerlerin Şahdağı civarında devriye amaçlı gide gele oluşturduğu patikaları da…

 

Benzin fiyatları düştükten sonra Sayın İlham Aliyev’in, turizmin geliştirilmesi yönünde atmak istediği adımların önünde hala bürokratik engeller var. Bizlere anlatıldığına göre, Sovyet döneminden kalma yaşlı devlet adamlarının Azerbaycan yönetiminde hala var olmaları, eski geleneklerin devamına neden olmakta ve rüşvetsiz bir iş yapılamamakta. Biz dağcıların Azerbaycan’daki bir büyük sorunu da bu olsa gerek diye düşünüyoruz. Çünkü bize rehberlik etmesi için görüştüğümüz kimseler, ceplerine bizim vereceğimiz paradan sadece rehberlik ücretinin girdiğini, onun dışındaki paranın kendileri için olmadığını söylemekteler, ki doğru olabilir. Bu nedenle maliyeti belli olan bu dağlar için sizden maliyetin 5 katı para istendiğinde şaşırmayın. Sizler, Azerbaycan’daki rehberlerle anlaştıktan sonra ve uçak biletlerinizi aldıktan 15 gün sonra  sizden istenilen para artacaktır. Siz uçak biletinizi aldığınız için tamam diyeceksiniz. Bir ay sonra başka bir bahaneyle sizden istenilen ücret bir kez daha artacaktır. Ben anlaşma sağladıktan ve uçak biletlerini gruba aldırdıktan sonra üç kere fiyat artışı olmuştur. Aman dikkat.

Bizler, yukarıdaki nedenlerden dolayı, bu tırmanışımızı İran dağlarında gerçekleştirdik. Ancak biletlerimizi, önceden, Azerbaycan dağlarına çıkma planı ile aldığımız için (İstanbul – Bakü; Bakü – İstanbul şeklinde)  İran’da tırmanıyor da olsak, etkinliğimizin bir ayağı da mecburen Azerbaycan’da oluyordu. Havaalanından hostele transfer, hostel konaklama fiyatları, hostelden Azerbaycan-İran sınır kapısı olan Blesuvar’a transfer, İran tırmanışı bitiminde, İran- Azerbaycan kapısı olan Blesuvar Kapısı’ndan Bakü’ye transfer, Bakü’de tekrar hostel konaklaması, İran’dan tekrar Azerbaycan’a girerken alınması gereken Elektron Vize ücretlerini yine Azerbaycan’dan birileri ile görüşerek hallettik.

Bakın şimdi: İran tırmanışlarımız bitmişti. Daha önce vatsap konuşmalarımızda olmasına rağmen, Azerbaycan’a gireceğimiz gün, Azerbaycan tarafına artı 170 dolar daha ödemem gerektiğini öğrendim. Sağolsun İranlı rehberimiz bu miktarın bana yük olacağını belirterek bu 170 doların 100 dolarını kendisi karşıladı. Bunları neden anlatıyorum. Azerbaycan’da etkinlik yaparsanız, istediğiniz kadar sağlam anlaşma yapın, fark etmez.  Bunlar hep oluyor. Bu olaydan 5 saat sonra, Azerbaycan’a dönmüş bulunuyordum. Vatsabıma bir mesaj düşüyor. 368 dolar daha ödemem gerektiği belirtiliyor bu mesajda. Sonra bir düzeltme mesajı daha: 368 değil 367 dolar… Güler misin ağlar mısın… Mesajlaşmalar sertleşiyor. Demek ki, Can Azerbaycan’da işler böyle yürüyor, diyorum. Demek ki, pazarlık üstüne bir pazarlık daha, bir pazarlık daha, Azerbaycan’da bu gayet doğal demek ki, diyorum. Demek ki, Can Azerbaycan’a yazık eden birileri var diyorum, bizde güzelim Türkiye’ye yazık eden birilerinin her zaman olduğu gibi… Bu sorunları da katılımcıların haberi olmaksızın halledebildik. Güzel bir faaliyetin, sonradan çıkan bu sorunlarla tadının kaçmasına izin veremezdim.

Burada yazdıklarım Azerbaycan’ın güzelliğini, orada yaşayan Türklerin bizim için değerini, sokaktaki insanların bize nasıl sevgiyle baktıklarını ve onlara olan sevgimizi asla azaltmaz. Azerbaycan ve orada yaşayan Türklerle bizler et ve tırnak gibiyiz, aynıyız, biriz. Yazdıklarım sadece tecrübe paylaşımıdır. Giderseniz siz de aynısını yaşamamanız içindir.

SAVALAN TIRMANIŞ RAPORU:

Savalan zirveden Meşgin’e doğru

11 Temmuz’da 17 kişi olarak İstanbul’dan Bakü’ye uçtuk. Saat 17.30’da Bakü-İran kapıları kapandığı için ve bizler de o saatte geçişe yetişemeyeceğimiz için Bakü’de bir gün kaldık ve ilk gün Bakü’yü dolaştık. Sabah erkenden kalkıp yola çıktık. Hazar’ın kenarından Hazar’ı ve petrol çıkarmak için inip kalkan at kafalarını izleyerek İran – Azerbaycan kapılarından biri olan Bilesuvar Kapısı’na ulaştık. Kapıdaki keşmekeşlik biraz zamanımızı aldı. Türkiye’den geldiğimizi öğrenen herkes, her iki ülkede de bizlere sevgi gösterilerinde bulunuyordu. İran tarafında sorgu biraz uzun sürdü. Neyse ki geçtik. Sevgili rehberlerimiz Ekber Nejef, Ali, Vagef ve Hüseyin; beş saatlik yoldan, Tebriz’den  gelmiş kapıda bizi bekliyordu.

İranlı dağcılarla zirve anısı
Zirveye doğru…

Bilesuvar ilginç bir yer. Burası bir kent ve sınır, kenti tam ortadan ikiye bölmüş. Erdebil istikametinde devam ederken, bir yerlerden kestirmeye girdik ve Lari köyüne ulaştık. (Farsların Lahrut dediği köy.) Buradan jiplerimize binip dağa hareket ediyoruz. Jiplerimizle uzun süren ilk safariyi yapıyoruz ve hava kararmak üzereyken, 20.00 civarında, Savalan Ana Kampı’na ulaşıyoruz. Çadırlarımızı kuruyoruz. Ayılarla ilgili yapılan uyarıları duyup şaşırıyoruz, başımıza gelecekleri tahmin bile edemeden. Gece çadırlarımızı ziyaret eden ayılar hem heyecanımızı artırıyor hem de biraz korkutuyor bizi.  Sabah 4’te kalkıp 5’te hareket için sözleşiyoruz. Rehberlerimiz dakik. Bu doğunun alışık olmadığı bir şey. Memnun oluyoruz. 4 tane rehberimiz var. Çok rahatız bu yüzden. Stresimiz yok. Kafa ağrıları, mide bulantıları nedeniyle 4 arkadaşımız kampta kaldı. Sabah tam 5’te görmeyi çok istediğim Savalan zirvesindeki göl istikametinde hareket ettik. Dik bir parkurdan sürekli olarak yükselerek çıktık.

Dağda bir İranlı…
Dostlar durum değerlendirmesi yapıyorlar…

Yükseldikçe kayaların şekilleri, irtifa duygusu mutluluğumuzu artırıyordu. Kalabalık bir dağdı. Karşımızdan gelenler, yanımızdan geçenler… Yükseldikçe kar parkurlarından geçtik ve saat 13.00’te zirve gölünü gördük. Azerbaycan’ın –her iki Azerbaycan’ın- en yüksek noktasındaydık. Bu güzelliğin bir saat kadar tadını çıkardıktan sonra saat 02.00’de dönüşe geçiyoruz. 17.45’te kampımıza dönüyoruz ve aceleyle birkaç lokma bir şeyler yedikten sonra çadırlarımıza çekilip uyuyoruz. Gece kampımızı kolaçan eden ayılar uyandırıyor bizi. Çadırımızın birkaç metre ötesindeki çöplerimizi kurcalıyorlar, çadırlarımızı tek tek kontrol ediyorlar. Kimsede tık yok. Ancak sabah uyanınca herkes ayılarla ilgili

Dağlar özgürlüktür…
İrtifa duygusu…

duyduklarını, hissettiklerini anlatıyor. Bozulmuş yumurtalarımızı yalayan bir ayının yalama seslerinin şakırtılarını dinliyoruz bir müddet. Ay ışığı ile çadırımız arasında giren bir yavru ayının çadırımıza düşen siluetini izliyoruz Vahap Ağırtaş ile heyecan içinde.  Ayıların sesleri kesiliyor. Tam uykuya dalmak üzereyken tuvalete kalkan bir arkadaşımızın “ho ho, ha, ha, kış, kış…” sesleri ile uyanıyoruz. Tuvaletten dönüşte çadırların arasında oturan üçü yavru dört ayı ile göz göze geliyor. En şanslımız o. Ayıları gören tek kişi o çünkü. Biraz korku, biraz heyecan… Çok güzel.

Kesra ve Herem zirvelerine Türkiye’den ilk çıkış faaliyetlerinin raporları da bu web sitesi dedir.

Bu etkinliğin belgeselini çok yakında buradaki linkten veya youtubeden izleyebilirsiniz.

Mehmet GÜLTEKİN

styxdiablos@hotmail.com

+905436982698

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *