KARIA YOLU PARKURLARI İNTERAKTİF KILAVUZU

DATÇA PARKURLARI:

KNİDOS’TAN – LONGÖZ’E KADAR..

Datça otogar’dan Knidos’a özel araçlarla veya Palamutbükü’ne kadar dolmuşlarla oradan taksi ile ulaşım sağlayabilirsiniz.

Ersoy Kaptan: 5436424067

Altan Kaptan: 546 221 37 08

Lojistik için:  Ercan Kaptan 5353149791

 

Datça’nın kuzeye bakan rotalarında köyler haricinde su yoktur. Sadece Knidos istikametinden Murdala’ya girişte yanından geçeceğiniz ilk evin bahçesinde kuyu suyu var. Murdala’da birkaç bağ evi var sadece. Zor durumlarda içilebilir. Ev sahibi orada yoksa duş da alınabilir. İzinli olursa daha iyi tabi…

Knidos ören yerine girişte yürüyüşçülerden giriş ücreti alınmıyor. Siz yine de müze kartınızı, 65 yaş üstü iseniz kimliğinizi, müze girişlerinde geçerli kredi kartlarınızı yanınızda bulundurunuz.

Öncelikle Knidos’un karşısında bulunan Kap Krio burnuna ve oradaki fenere kadar 1 km’lik yürüyüşle ulaşmanızı tavsiye ederiz. Bu fener, güzel fotoğraflar için çok güzel bir mekan… Kap Krio Burnu, asıl Knidos’un olduğu yer. Buraya Deveboynu da deniyor. “Kap Krio” adı ile Bafa Gölü kenarındaki “Kapıkırı” adı ne kadar da çok benziyor. Araştırmama rağmen bir sonuca ulaşamadım.

Knidos önemli Karia kentlerinden biridir. İon birliğine de katılmıştır. Knidos’la ilgili bilgi her yerde var. Ben pek bir yerde bulunmayan bir iki ayrıntıya değineceğim bu harabe ile ilgili. Bence Knidos’un en önemli hikayesi, tüm çağların en güzel heykeli olan çıplak Afrodit heykelidir.  Ya da bilinen adı ile “Knidos Afroditi”dir. Praksiteles’in yapmış olduğu Afrodit’lerden biri giysili diğeri çıplaktı. Giysili olanı uyanık Koslular alınca Knidos’a çıplağı kaldı. Knidos’un en güzel yerine koydular bu heykeli. Zaman içinde mermer Afrodit’i çıplak görmek isteyenler, -nasıl bir Abazalıksa artık- ticaret gemileri, askerler geçerken buraya uğramaya başladılar. Zamanla bu uğramalar arttı. Böylelikle dünyadaki turizmin başladığı ilk yer oldu Knidos.

Knidos’ta yerlerdeki kayalara iyi bakın. Bu kayalarda çizili birçok şekil göreceksiniz. Bu çizimler üç taş, dama benzeri çizimlerdir. Dydima’da da, Miletos’ta da görebileceğiniz bu çizimlerin sanatsal bir değeri yoktur. Heredot’un anlattığına göre, 8 yıl süren kıtlık döneminde insanlar avarelikten tavla, barbut oyunları dışındaki tüm oyunları icat etmişler ve yerlere bu çizgileri çizerek oyunlar oynamışlardır. Knidos’ta da hem de rotamız üzerinde merdiven basamaklarında bu çizimlerden birkaç tane var. Görmeden gitmeyin.

Sir Charles Newton adlı İngiliz hırsızın 11 tonluk aslan heykelini ve Knidos’taki diğer değerli malzemeyi gemilere yüklediği kızaklı iskelenin uzantıları modern iskelenin hemen yanında denize doğru belli belirsiz uzanıyor. Hayal edince bir tuhaf oluyor insan.

Knidos’un tepesinden baktığınız zaman Knidos’un en batısındaki küçük ada Stongyli, onun azıcık güneyinde mermer ocakları nedeniyle beyaz rengiyle dikkat çeken ada Gyali, onun güneyindeki büyük ada Nisyros, Knidos’un güneyinde Nisyros’tan daha büyük olan ada Livadia, güneybatıda ise Sömbeki (Simi) adaları uzanıyor. Bu adaların adlarını siz de merak edersiniz diye yazdım.

Geldik şimdi rota anlatımına…

Knidos – Murdala (16 km)

Knidos harabelerine giriş yapınız. Girdikten 20 metre sonra sola dönünüz. Limandan gelen genişçe antik yoldan sağa dönünüz. Sağa dönüşte oyun oynanmış bir taş olacak sağ yanınızda. Bu merdivenlerden dikine çıkın. Solunuzdaki yüksek duvarlı ve o duvarların üzerinde oturma yerleri olan basamakları göreceksiniz. Solunuzda kalan çukurda Apollon ve Artemis tapınakları var. Burası 5 Dor kenti arasında yapılan müsabakalı şenliklerin yapıldığı yer. Tribünler ise seyircilerin bu şenlikleri izledikleri yer. Bu şenliklere Triopion şenlikleri denirdi. Triopion adı ise eski adı olan Triopas’tan gelir. Tekir Burnu ise Knidos’un kuzeybatısına uzanan burundur. Kibirleriyle ünlü Dorlar, bu müsabakalardan birini kazanan Halikarnassoslu Agaslikes, kendisine hediye edilen üç ayaklı kazanı gelenek icabı Apollon tapınağına hediye etmesi gerekirken, kazanı evine götürür ve evine asar. Bundan dolayı Dorlar, Bodrum’u Dor birliğinden çıkartırlar. Arkeologlar, bu meselenin bir kazana bağlanmasının bir bahane olduğunu, Halikarnassos’un birlikten çıkarılma nedeninin aslında Halikarnassos’un Dor kenti değil Karia kenti olmasıdır, derler. Mantıklı…

Merdivenlerden çıkın. Kentin yukarılarına kadar çıkın. Aşağıdan bakınca kentin yukarısında doğuya doğru yükselerek giden ve yol olduğu izlenimi veren yamaca doğru tırmanın.

Knidos’un en yukarısına uzanan antik yol…

Tepedeki geçitten Knidos’un arkasına uzanan patikaya ulaşın. Bankodan buraya kadar 750 metre yürümüş olacaksınız. Buradan itibaren denizi ve Yunan adalarını arkanıza alıp doğuya doğru, dik bir yamaçtan yatay bir düzlemde güzel bir patikadan yürüyeceksiniz.

Knidos’un arkasına uzanan patikanın başlangıcı…

Sadece Knidos değil, Knidos’un arkaları da belli belirsiz kalıntılarla dolu. Bir sarnıcın tavanı içine göçmüş. Sarnıcın temel duvarlarının yanından geçeceksiniz. Az ilerleyince dikkatli bakarsanız taş döşeli yolun kalıntılarını göreceksiniz. Karşınızda görünen büyükçe düzlüğün adı İskandil. Knidos’a takribi 2.5 km kadar uzaklıkta bir yer burası.

İskandil karşıda… Yol, görünen sarnıca uğruyor…

Tekir Burnu’nun bir diğer adının da İskandil Burnu olduğunu belirtmemiz gerekir. Bu düzlüğe  doğru yürüyün. Size en yakın olan yıkık bağ evinin ve 30 metre ötesindeki fırınının önünden kubbeli sarnıca doğru yürüyün. Sarnıcın doğusunda, tarlaların dışında, kayalıkların içinde, kayalıklarla aynı renkte kemerli bir bey evi var. Bu evlerin Rumlardan kalma olduğuna dair söylentiler de var. Buralar, Yazı Köyü’nün arazileri. Doğal olarak bu bölgeye en yakın yerleşim Yazı

Köyü. Bu kemerli evin kemerlerinin önünden boyuna çıkın.

Rota, kemerli bey evinin önünden geçiyor.

Buradan itibaren denize doğru yürüyeceksiniz. Denizle ilk buluştuğunuz bölgenin adı Barkaz. Yalnız burada patika ikiye ayrılıyor. Sola dönerseniz sahile inersiniz. Dönmezseniz rotadan devam etmiş olacaksınız. Sahile inerseniz, deniz kenarından sağa dönerek rotayla tekrar buluşabilirsiniz. Çünkü ileride rota denize sıfır giden rota ile birleşecek.

Rota Barkaz’dan sonra bir müddet deniz kenarından ilerliyor.

Rotanın denizle birleştiği yer Knidos’tan 3.5 km. Denize sıfır yürüyün. Hedefiniz Değirmenözü. Knidos’tan 4.5 km yürüdükten sonra Kapıtaş’a ulaşacaksınız. Solunuzda, antik dönemlerde çocukların bir nevi vaftiz töreninin yapıldığı kayaların üzerinde küçük bir havuzcuk göreceksiniz.

Karia dönemi kalıntılarından biri, Kapıtaşı-Değirmenözü

Kayalık bir yerden Değirmenözü’ne çıkacaksınız. Karşı tepede bir çoban barakası var. Burada Knidos 5, Murdala 9 tabelasını göreceksiniz. Bu tabeladan itibaren toprak yoldan devam edin.

Kapıtaş’tan Değirmenözü’ne çıkıştaki tabela…

Biraz yükseldikten sonra harebelerin yanından sola doğru kıvrılan toprak yola devam edin. Tarlaların içinden denize sırtınızı vererek toprak yoldan devam edin. 500 metre kadar sonra sola patika olmayan bir yere gireceksiniz.

Bahsi geçen çoban barakasından Kapıtaş, Barkaz, İskandil ve Knidos’a doğru…

Buranın girişinde düzgün bir patika olmadığı için işaretlemeleri “löpür löpür” yapmışlar. Sola dönüşü kaçırmayın. Az sonra dik bir rotada yükselmeye aşlayacaksınız. Hedefiniz Bükceğiz. Bu vadiden tırmanacağınız boyun 115 rakımlı. Yani sıfırdan 112’ye kadar yükseleceksiniz. Bu boyundan arkaya aşınca çok güzel bir patikadan Bükceğiz’e karşı ineceksiniz.

Bükceğiz’e inen patika…

Bükceğiz’e kadar, solunuzda gördüğünüz ada İstanköy (Kos) yani Yunanistan, arkasında görünen kara parçaları ise Bodrum tarafları, yani Türkiye. Tuhaf bir duygu… Yunan adaları içimize kadar uzanmış. Bu patikanın Bükceğiz tarafı açılan şose yol tarafından bozulmuş.

Bükceğiz’e inen bozuk yol…

Bu bozuk yoldan sahile doğru inin. Tam yük iseniz burası ideal bir kamp yeri. Ancak burası susuz. Bu koyda bakımlı bir bağ ve bir tane bağ evi var. Buradan iki kere geçmeme rağmen bir insana rastlamadım. Bu evin su deposu var. Zor anlarda bakılabilir.

Burası Knidos’a 8 km uzaklıkta.

Bükceğiz’e indiğiniz yerde toprak yol başlıyor, bu toprak yola, sağa girin.

Değirmenözü’nden ayrılan toprak yol…

Bükceğiz’den itibaren 2 km kadar toprak yolda yükselerek ilerleyeceksiniz. Bu yol, Bükceğiz Koyu’nu Cumalı Köyü’ne bağlayan yoldur.

Bükceğiz’den yukarılara doğru çıkan toprak yol…

Bu toprak yolda Murdala’ya doğru ilerlerken, sola iki kere toprak yol ayrılacak. İlkinden değil ikincisinden sola döneceksiniz.  Dönüş yeriniz yolun darlaştığı toprak bir boğazın berisinde yolun genişlediği bir noktasındadır. Buradan sola, kuzeybatıya dönün. Sağınız dağ, solunuz aşağılardaki zeytinlikler olacak. İlerleyin. Burası eski bir toprak yol. Yol, git gide darlaşacak ve en sonunda harika bir patikaya dönüşecektir.

Buraya kadar sıfırdan 127 metre yükselerek, toprak yol yürüyerek yükseldiniz. 11.5 km sonra Murdala’nın bir ucunu gören tepeye ulaşmış olacaksınız. Burası 242 rakımlı boyun. Bu patikalar çok eski patikalar. Manzaralı, sandalların arasından ilerleyeceğiniz güzel patikalar.

Murdala’ya doğru…

Bundan sonra Murdala’ya kadar hep iniş. Patika muazzam. Çok eski, bazı yerlerde kenarlarına duvarlar örülmüş bir patika. Murdala’ya girişte, zeytinlik açmak için iş makineleri ortalığı hallaç pamuğuna çevirmişler. Buradan toprak yola inin. Toprak yoldan sağa doğru devam edin. Solunuzda bir ev olacak. Bu evin bahçesinde kuyu suyu var. Tadı kötü de olsa içilebilir. Duş alınabilir.

Murdala’nın uzaktan görünümü… Murdala’dan dikine çıkış…

Murdala’da bir yazlık site var. Bu koyda elektrik yok. Site, elektriğini güneş enerjisinden sağlıyor. Rota bu sitenin önündeki toprak yoldan ilerliyor. Karşınızda gördüğünüz dik ve ormanlık dağdan dikine bir çıkışla tırmanacaksınız. Burada tekrar sıfırdan 240 rakıma çıkacaksınız. Tepede biraz yatay ilerledikten sonra Mersincik’e kadar sandal ormanları arasından iniş yapacaksınız. Mersincik’e indiğiniz yerde çalılıklar sıklaşacak.

Mersincik’ten sahil rotasını izleyerek çıkılan nokta…

Çalılıklar biter bitmez, zeytinliklerde bulacaksınız kendinizi. Rota bu zeytinliklerin üstündeki toprak yoldan ilerlemektedir. Bu toprak yolu kullanırsanız Mersincik gibi küçücük bir koyda 1.5 km yürümüş olursunuz. Bence sahile çıkın ve sahilden karşıdaki çamlara doğru yürüyün. Sahilin bitiminden çamların altındaki zeytinliğe girin. Zeytinliğin sonuna kadar yürüyün. Toprak yol çıkacak önünüze. Bu toprak yol, Murdala’dan gelip de Mersincik’e indiğiniz yerde önünüze çıkan toprak yoldur. Yani sizin rotanız. Zaten çam ağaçlarının üstünde işaretleri de göreceksiniz. Bu toprak yol fazla sürmeyecek. Ülkemizin en güzel, en vahşi, en görsel birkaç rotasından birine başlamak üzeresiniz.

Güzelim sandal ve meşe ormanlarının gölgelediği ıssız patikalardan…

Buradan Körmen’e kadar gördüklerinize bayılacaksınız.

Murdala – Körmen arası…

Tünel gibi orman olmuş, karanlık dehlizlerden geçeceksiniz. Kayaya oyulmuş taş merdivenlerden geçeceksiniz. Hem tarih hem de doğa. Daha ne olsun. Bu parkurlar tamamen susuz parkurlardır.

Bir yürüyüşçü havaların ısındığı günlerde böyle rotalara en az 3 litre su ile çıkmalıdır. Çok su içen biri ise daha fazla su almalıdır yanına.

Mersincik’ten 2.5, Murdala’dan 7 km’lik bir yürüyüşle Merdivenli Plaj’a ulaşacaksınız. Büyük bir kaya bloğu önce oyulmuş sonra da zeminine merdiven yapılmış.  Bu merdivenin burada oluşu, buranın binlerce yıllık bir yol olduğunun göstergesi. Merdiven, sahilden 3 metre yukarıda bitiyor. Derme çatma ağaç bir köprüden çıkılıyor buraya. Bir zamanlar bu merdivenlerin zeminle bağlantısını daha güzel sağlayacak, hayvanların bile geçebileceği şekilde düzenlenmiş bir köprünün varlığı aşikar.

Merdivenli Plaj’ın doğusuna doğru yürüyün. Tahta ve taş merdivenden çıkın. Ara sıra sahile inen ve aynı doğrultuda yükselen ve hiç kopmayan, şaşırmanıza izin vermeyen, sandal ve meşelerin gölgelediği çok güzel olan bu patikadan devam ederek Memet Ali abinin ağılına kadar geleceksiniz. Bu ağılın olduğu yerde tulumba ve su motoru var. Su motorunun ipi de oralardadır. Sarıp çekerek motoru çalıştırarak suya ulaşabilirsiniz. Suyun tadı biraz kekre ancak içilebilir. Biz içtik. Duş da aldık. Bu ağıla gelene kadar patika bazen denize inecek bazen amazon ormanları gibi ağaçların kapladığı, karanlık boğazlardan geçecek bazen kayalıkların tepesine çıkacak. Meşe kömürü yaparken oluşmuş birkaç tane büyük ateş alanlarına gelince ağıla 5 dakikalık mesafede olduğunuzu bilin. Ağılın olduğu yer neden bu kadar önemli. Çünkü orada su var. Çünkü ağıldan sonra toprak yol yürüyüşü var. 2018 Nisan’ında bu toprak yolun RES yapımı için genişletildiğini gördük. Yürüdüğümüz o harika patikaya kadar gelecekler mi bilmiyorum. Toprak yoldan 2.5-3 km yürüdükten sonra bu toprak yol sağa dönüyor. Asıl rota buradan sağa dönmeyip direk karşıya patikaya giriyor. Ancak bu patikanın bazı yerlerinde toprak kayması olduğu için rotayı değiştirerek toprak yoldan devam ettirdiler. Patika uçurumlardan geçiyor ama geçilemeyecek kadar kötü değil. Kendinize güvenmiyorsanız buraya girmeyin. Güveniyorsanız girin.  Patikadan girerseniz 2.5-3 km kadar patika yürüyüşü ile sahildeki Körmen tarlalarına ulaşacaksınız. Bu patikada tüm vücudunuzun çalılar tarafından çizileceğini bilin. Sahilden 1.5 km yürüyerek Serin Restoran’ın bulunduğu yere geleceksiniz. Bu restorantın çayırlık ve zemini düzgün bahçesinde kamp atabilirsiniz. Restorantın fiyatları gayet iyi. Patikadan değil de toprak yoldan devam edenler ise 5-6 km daha fazla yürürler. Ancak biz bir yürüyüşümüzde ikiye bölünüp bir grubumuz patikadan bir grubumuz toprak yoldan devam etik ve aynı sürede Körmen Limanı’na ulaşabildik. Körmen, Bodrum – Datça feribotlarının iskelesidir. Serin Restoran’ın duşu ve tuvaleti var.

Sahilden devam ederseniz Körmen Kamping de seçenekler arasında. Serserilerden çekinirseniz burası kamp atmanız için elzem bir yerdir. Bana sorarsanız, bu serserileri kendi içlerinde durdurmadıkları için bu rotayı yürümeyin. Hadlerini bilsinler.

Burası aslında kamp yeri değil ama burada kamp atarsanız iyi edersiniz. Körmen aslında Karaköy’e bağlı bir yer ve serserileri ile meşhur bir yer. Daha önce orada kamp yapmamamız konusunda uyarıldığımız halde, jandarmaya haber veririz, çözer, mantığıyla hareket ettik ve Körmen’de kamp attık. Sabah toparlanıp gidene kadar Karaköy’ün serserileri başımızda arabalarından saçma sapan müzikler dinlettiler, “Çadırların üzerine araba sürsek mi?” diye aralarında konuştular, “Çıksanıza lan çadırlarınızdan, aranızda erkek yok mu?” diye bizleri taciz ettiler. Jandarma geldiğinde özür dilediler, jandarma gidince gene aynıydılar. Hayatım dağlarda geçti, Karaköy’ün serserilerinin bu terbiyesizliğini hiçbir yerde görmedim. Çadırlarımızdan çıksak olayın büyüyeceği muhakkaktı. O gece bizi hiç uyutmadılar.

Bir bilgi: Vıraklayan kurbağalar erkek kurbağalardır. Dişi kurbağaların dikkatini çekmek için vıraklarlar. Ancak onların karşısındakiler kurbağa değildi.

Körmen – Kızlan Parkuru (12 km)

Körmen’den çıkınca sahilden devam edeceksiniz. Kuzeydoğu yönünde kıvrılarak giden sahil boyundan giderken Körmen Kamping’in ve bir yel değirmeninin önünden geçeceksiniz. Patika karşıdaki tepenin yamacında belli belirsiz görünüyor. Hedefiniz denizin hemen üstünde ve yürüyüş yönünüze göre solunuzda kalan harabe olacak. Bu harabeye doğru yürüyün. İşaretleri orada göreceksiniz. Burada işaretler, makilikler arasında kaybolacak. Sağa sola dönmeden yukarıya doğru çıkın. Aşağıdan gördüğünüz bir zamanların geniş şimdi dikensi otlukların arasındaki patikaya ulaşacaksınız. Sola devam edin. Tepeye kadar yürüyün. Çok güzel bir patika… Tüm Körmen sahiline, Mersincik, Murdala ve Knidos taraflarına bakın ve nerelerden yürüyüp geldiğinize bir bakın. Tepeden aşağıdaki koya kadar açık ve güzel bir patikadan ineceksiniz. Bu koyun orta yerinden yukarıya tırmanacaksınız. Koyun içi makiler tarafından tamamen kapanmış durumda. Bu rotanın en zor yeri burası… Çıkacağınız tepe ilk tepe değil. İşaretler yetersiz olduğu var olanların birçoğunu da makiler kapatmış. İlk tepeyi çıkmanız 45 dakikanızı alacaktır. İlk tepeden sonra sağa dönerek belden ilerleyeceksiniz. Büyükçe bir meşe ağacının gölgesinde dinlenebilirsiniz. Bu meşe ağacından sonra yol, sağa değil sola dönüyor. Ancak patika sağa gidiyor. Siz sola döneceksiniz ilk açıklık yerden. Burası önemli. Karşınızdaki yemyeşil tepeye tırmanacaksınız. Buralarda patika falan yok. İşaretlendiği için bozuk, taşlık bir parkurda yükseleceksiniz. Bu açıklık alandan sola dönüp eski sekili arazilerin arasından 5 dakika yürüdükten sonra kendinizi dağa vuracaksınız. Yarım saatlik bir tırmanışla zirveye ulaşacaksınız.

Tam bu zirvede Dunlop marka gözlüğümü kaybetmiştim. Bu tepeden hem Akdeniz’i hem de Kuzey akdeniz’i görebilirsiniz. Bu rota zaten Datça’nın Kuzey Akdeniz kıyılarından Akdeniz’e geçen parkurudur.

Tepeden aşağılara doğru inen onlarca patika var. İşaretleri iyi takip edin. 1 km kadar yürüdükten sonra işaretler tamamen kaybolacak. Buraları ağaçlandırmak için büyük bir çalışma yapılmış. GPS kaydınız varsa çok rahat edersiniz. Bu bozuk arazide 5 dakika uğraştıktan sonra çok eski bir patikaya gireceksiniz. Daha sonra elektrikli telle çevrilmiş çok büyük bir bademliğin tellerinin yanından ilerleyeceksiniz. Bu patika sizi taştan birkaç kalıntının, çok eski bir kuyunun olduğu yere kadar götürecek.  Toprak yol, bu yapıları geçtikten 200 metre sonra başlıyor ve sizi Kızlan’ın içine kadar götürüyor. Bu toprak yol, Kızlan Köyü merkezine kadar 3.5 km sürüyor. Kızlan’a girişte yol 2’ye ayrılıyor, sola devam edin. Dönüş işaretleri de var zaten.

Kızlan – Emecik (14 km)

Susuz parkurdur. Gebekum Pilajı’nın başına kadar, denizi göreceğiniz yere kadar 4 km civarında asfalt, toprak yol karışımı yürüyeceksiniz.

2 km yürüyerek Marmaris Datça yoluna ulaşacaksınız.  2 km daha yürüyerek yazlık sitelerin olduğu bölgeye geleceksiniz. Yazlık sitelerin bitiminden sola dönünüz.  Buradan itibaren Perili Köşk’e kadar 7 km boyunca sahilden, kumlardan yürüyeceksiniz. Zevksiz bir parkur… Perili Köşk’ten sola dönerek Emecik’in yolunu tutacaksınız. 1.5 km kadar yürüyerek Marmaris – Datça yoluna tekrar ulaşın. Buradan sola dönerek sağa dönüş işaretine kadar yürüyün. Emecik’e kadar bu yol sizi götürecek. 160 rakımlara kadar çıkacak, 110’la inecek ve  140 rakıma tekrar çıkarak Emecik’e ulaşacaksınız.

Emecik – Çakal (16 km)  

Emecik Köyü’nün içinde Karia Yolu tabelası var. Bu tabela uyarınca köyün yukarılarına kadar yükselin. Daha sonra modern ve iyi döşenmiş bir taş yoldan yatayda ilerleyin. Bu taş yol birazdan inişe geçecek ve az sonra taş yol bitmeden sola toprak yola döneceksiniz. Bu toprak yoldan 500 m ilerledikten sonra sola patikaya gireceksiniz. Burada patika girişinde işaretler zayıf. Sağınıza bakarak gidin. Bu patika ilerde sola daha cılız bir patikaya ayrılacak. Bu nokta, işlek patikanın bir dere yatağından kıvrılmasından sonradır. Buradan sağdaki cılgaya gireceksiniz. Bu cılız patika, dikine bir inişle aşağıdaki toprak yola indirecek sizi. Toprak yoldan devam edin. Arılıklardan geçeceksiniz. Toprak yolda işaret hiç yok. Rotayı çizenlerin burayı arabayla geçtiklerine hükmediyoruz. Bu toprak yol, sağınızdan gelen bir başka toprak yola çıkıyor. Yönünüzce devam edin. Karşıda taraçalandırılmış bir arazinin en alt duvarının dibinden devam edin. Bu duvarların bitiminde bir çeşme var. Kanaatimce bu çeşmenin suyu yaz, kış akmakta. Bu çeşme, Emecik’e 3 km uzaklıkta. Toprak yoldan devam edin. Sağınızda tel örgülerle çevrili büyük bir arazinin yanından geçeceksiniz. Bu arazide sarı bir konteynır, yukarısında plastik bir su deposu var. Bu araziyi geçince yolun kenarında bir çeşme daha var. Gayet iyi durumda olan bu çeşmenin de suyu yaz kış akıyor gibi görünmektedir. Bu çeşme Emecik’e 4 km uzaklıktadır. Bu çeşmeden sonra yol sağa dönmektedir. Ama siz sağa dönmeyeceksiniz. Yönünüzce direk gidin. Emecik’ten 4.5 km sonra Çakal’a kadar yükselebileceğiniz en yüksek nokta olan 205 rakımlı boyuna bu toprak yoldan yürüyerek geleceksiniz. Bu tepenin sağında yüksek taş duvarlı, tel örgüyle çevrili bir arazi ve bu araziyi koruyan gürültücü köpekler var. Aşağı doğru toprak yoldan yönünüzce devam edin. Az ileride solunuza patikaya girmeniz gerekmektedir. Bu patika girişinde tabela var. Patika girişinden 100 metre sonra parkurun 3. çeşmesi var. Suyu yazın kuruyor gibi görünüyor.  Kurnası çürümüş bir çeşme bu. Patika çok eskiye benziyor. Bu patikanın manzarası çok güzel… Tüm Gökova Körfezi’ni gören bir patika burası… Emecik’ten 6 km sonra eski bir tarla ve yanı başında yıkık bir bağ evi harabesi, yaşlı bir zeytin ağacı var. Burada işaretler zayıf. Eski tarlaların orta yerinden aşağıya doğru ineceksiniz. Tarlaların bitiminde daracık bir traktör yolu başlıyor. İleride bu yolu kapayan bir kapı var. Kapıyı kenarından geçin. Tam kapının olduğu yerde sola patika ayrılıyor. Oraya girmeyin. Toprak yoldan doğu yönünde inişe devam edin. Bu traktör yolu, aşağıda işlek ve güzel bir toprak yola indirecek sizi. Toprak yol, daha sonra denizle buluşturacak sizi. Emecik’ten bu nokta 7.7 km. Bu bölgenin adı Meriç. Toprak yoldan denizi solunuza alarak devam edin. İleride 8. Km’de 4. Çeşme var. Suyu gürül gürül akıyor. Yaz, kış aktığına hükmediyoruz. Biz Nisan sonu yürüdük. Bu çeşmenin olduğu yer, Alavada. Alavada adı, Luvi dilindeki yer adlarına çok benziyor. Binlerce yıllık bir geçmişi olmalı bu adın. Bu çeşmeye sağınızdan gelen yol, Emecik’ten gelen yol. Bu toprak yol, çok güzel bir toprak yol. Her türlü araç buraya girebilir. Deniz solunuzda, orman sağınızda bazen denizden birazcık uzaklaşarak bazen sahile kadar inerek yürüyün. Emecik’ten 11.5 km sonra 5. çeşmeye ulaşacaksınız. Meriç’ten sonra hep toprak yolda yürüyeceksiniz. Meriç’e kadar toprak yol, patika karışık gelmiştiniz.

Toprak yoldan ayrılmayın. Sağlı sollu tarlaların ortasındaki toprak yoldan ilerleyin. Up uzun ve dar bir toprak yoldan, tarlaların arasından ilerlerken yolun sonuna doğru sol tarafta, yamaçta, çamların dibinde bir çoban barakası göreceksiniz. O barakayı görünce sola döneceksiniz. Aslında bu dönemece 500 m kala işaretler sola döndürüyor sizi ama hemen yanınızdaki tarladan aynı yere çıkardığı için çok gereksiz ve amaçsız buldum bu bölgedeki işaretlemeleri. Siz dediğim gibi çoban barakasından sola dönün ve orman içine girin. Çok ilerlemeden bu kez sağa dönün. Burada toprak yol yok ancak traktörler yol bulup geçmişler, bu yüzden yolun birazdan patikaya gireceğine hükmedebilirsiniz. Defne tarlasının bitiminden itibaren Balıkaşıran’a kadar % 90 patikadan yürüyeceksiniz.

Defne tarlası dediğim yer, biri arazisine zeytin fidesi diker gibi defne fidesi dikmiş. İlk kez böyle bir şey gördüm. Kişi, ormanda sahipsiz bir şekilde binlercesi varken neden böyle bir tarla yapmış anlayamadım. Bu defne tarlasından sonra rotanın 2. güzel patikası başlıyor. Bu patikadan 4 metre yükseleceksiniz. Çıktığınız eğimden daha dik bir eğimle tekrar ineceksiniz. Emecik’ten bu nokta 14.3 km. Daha sonra patikadan az daha devam ettikten sonra Büyük Çakal Koyu’nu göreceksiniz. Bu koya araba inebiliyor. Ama araçlar, sahilin 300 metre yukarısında toprak yolun bitiminden içeriye alınmıyor. Çakal Koyu’nun sahilinden ayrılmadan yürüyün. Çevrili özel bir araziye gireceksiniz. Sahilin sonundaki ahşap eve kadar gelin. Burada Sami abi ve eşi Durdu abla var. Ailecek bu çiftlikte çalışmaktalar. Oradan geçişimizde sağolsunlar çay ikram ettiler. Burası 160 dönümlük özel arazi. Çakal Koyu’nun batı tarafı ise kamp yapmaya elverişli. Buraya traktör girebilir.

Lazım olabilir: Çakal Koyu’nda Sami abi: 534 316 65 15

Buradaki ahşap evin arkasına dolanan toprak yoldan ilerleyin. Sakın ola işaretlerin gösterdiği yere çıkmaya çalışmayın zira çıkamazsınız. Toprak yoldan 200 metre sola daire çizerek ilerleyeceksiniz. Sola büyük bir demir kapı ve arkasında yerde Karia Yolu tabelaları var. Bu kapıdan çıkın. Toprak yoldan ilerleyin. Solunuzda denizi göreceksiniz. Soldan 20 m ilerleyin. Sağa patikaya girin. Büyük Çakal’dan sonra ilk koy, Küçük Çakal. Küçük Çakal’ı geçin. Küçük Çakal’dan sonra harika bir patika yürüyüşü sizi bekliyor. Küçük Çakal’dan sonraki ilk koya inin. Anlatımın anlaşılabilir olması için Küçük Çakal’dan itibaren koyları 1., 2.,… diye sayacağız.

Birinci koya indiniz. Tepeye uzanan yangın şeridinden değil, sahilden ilerleyin. Sahilden tekrar patikaya sağa döneceksiniz. Patikadan ilerleyin. İkinci koya inince kumlardan ilerleyin. Sahilin bittiği yerden sağa patikaya girin.

Üçüncü koya patikadan yürüyerek geldiniz. Sahile inin ve sahilden sağa döneceğinizi ve tekrar patikaya gireceğinizi bilin.

Dördüncü koya ulaşın. Sahilden ilerleyin. Sahilden sağa patika ayrılıyor. Patikadan devam edin.

Beşinci koy sahile inmiyor. Yukarıdan devam ediyor, patikadan. Sığla ağaçlarının gölgelediği patika az sonra gölgeliksiz bir patikaya devredecek kendini. Burada denize sırtınızı verip dere yatağından ağaçlardaki işaretleri takip ederek ilerleyin. 300 metre kadar dere yatağından yukarılara ilerledikten sonra sola, doğuya  patika ayrılacak. Patika girişini kaçırmayın. Bu patikadan 0 metrelik bir yükselişle çıkacağınız boyundan denize doğru dönerek tekrar ineceksiniz. İnişte bir dere yatağına ulaşacaksınız. Bu dere yatağından denize doğru ilerleyin. 100 m kadar sonra sola dönen ve tepeciğe tırmanan patikaya girin.  Burada işaretlemeler ve patika iyi durumda. 5. koydan 6. koya gelmek uzun sürüyor. Bu iki koyu -anlattığım üzere- tepeden ve arkadan dolanan bir patika bağlıyor.

Altıncı koya giriyorsunuz. Patikadan devam edin.

Yedinci koya geldiniz. Patika 7. koya dokunup ayrılıyor. Koydan devam etmiyor.

Sekizinci koy, uzunca bir koy. Sahilden devam edin. İşaretlere dikkat edin.

Dokuzuncu koya iniş, kayalık bir geçitten oluyor. Koya iner inmez, ileriye devam etmeyin, sağa ayrılın.

Onuncu koya inince koyun sonuna kadar yürü. Koyun bitiminden sağa patikaya gir.

Bundan sonra koy numaralandırması bitti. Çünkü sırada Gerence Koyu var. Küçük Çakal’dan çıktıktan sonra Gerence Koyu, 11. koy. Burası yatların uğrak yeri olan kuzeydoğuya bakan bir koy. Sahil boyu bir yay çizerek deniz kenarından ilerleyin. İlk girdiğiniz yerler denize girmeye elverişli, ilerisi çok kalabalık bir deniz kestanesi ailesine ayrılmış durumda, onları rahatsız etmek istemezsiniz bence. 🙂 Koyun bitiminde çam ağacında Şadan Gökovalı’nın resminin bulunduğu çam ağacından sağa patikaya girin. Bu patika sizi Yılancık Koyu’na götürecek. Gerence Koyu’ndan sonraki ilk koyun adı Yılancık Koyu. Yılancık Koyundan sonra adsız bir koydan geçerek, cennet bir koy olan Çatı Koyu’na (Çatı Limanı) geleceksiniz.

Çatı Koyu’nun doğu tarafında tulumba suyu var. Tadı sası ama zor durumda içilebilir. Burada uzun süredir yürüdüğünüz patika Çatı Koyu’nu çıkana kadar toprak yola dönecek. Çatı Koyu’nun çıkışı inanılmaz güzellikte bir sığla ormanı. Bu toprak yoldan 58 m irtifa alarak yükseleceksiniz. Burası gölgeliksiz. Bu toprak yoldan tepeye çıkınca sola dön. Arka tarafta düze inince gölgelikler sizi bekliyor olacak. Bu toprak yoldan sola döndükten 50 m sonra sağa patikaya gir. Sığla ormanı gölgeliklerinden, akvaryum gibi bir koyun üstünden geçin. Küçük bir iskelesi ve bir tane teknesi olan bir koydan geçin. Çatı’dan sonra 3 koy geçeceksiniz. 4. koyun açıklarında ve orta yerinde bir ada var. 5. koyda tekneler var. İlerleyin.

Aşağıda sivri bir şekilde girinti yapmış bir koydan daha geçeceksiniz. Bu koydan sonra dik bir çıkış var. 6. koyda çok dağınık bir balıkçı barınağı, ördekler var. Burası son koy. Buradan sağa otsu bitkilerin olduğu iki girişli ve aynı yere çıkan patikalardan devam edin. Koyun sonuna kadar yürümeyin. Bahsettiğim barakadan hemen sonra… Bu paatika sizi Marmaris – Datça karayoluna kadar 300 metrelik bir çıkışla ulaştıracak. Karia Yolu tabelasının da bulunduğu bu karayolu kenarı, Emecik’e 30.8, Büyük Çakal’a 14.8 km uzaklıktadır.

BALIKAŞIRAN – BÖRDÜBET (8 KM)

İlk 1.4 km’si anayol olmak üzere komple asfalt. Yürümenin anlamsız olduğu bir rota. Google Earth’ten incelerseniz, asfalta girmeden de farklı yerlerden rota açılabilecekken, arabayla geçilerek, kolayca rota yapılmış izlenimi veriyor. Karia Yoları, datça etaplarının Balıkaşıran’dan Akyaka’ya kadar olan kısmının yüzde 99’u toprak yollardan ve asfaltlardan geçiyor. Yürürken küfredersiniz. O biçim yani. Çünkü, görürsünüz, “Şuradan neden geçirmemiş.” rotayı dersiniz.

Bördübet’e buradan araçla geçmenizi öneririz. Yürürseniz. MArmaris – Datça yol ayrımından 1.8 km yürüyerek ulaştığınız ve denize indiğiniz koydan bir sonraki koyda tulumba ve tatlı su var. Denize sıfır tulumba ama tatlı su var. İlginç. İçilebilir mi bilmem ama su tatlı.

Datça karayolundan 1.4 km yürüdükten sonra sola Bördübet’e asfalt yoldan devam ediniz. Bu asfalt yoldan hiç ayrılmadan Bördübet’e kadar yürüyünüz.

Ana yoldan ayrıldıktan 5.5 km sonra 6-7 tane evin olduğu bir bölgeye geleceksiniz. Bördübet’e geldiniz. Yol ayrımından 6.5 km yürüdükten sonra Karia Yolu’nun Balıkaşıran, Amazon tabelalarını göreceğiniz sapağına geleceksiniz. Burada asfalt bitiyor. Buradan sola dönün. Yoldan ayrılmadan devam edin. Golden Key otelinin önünden geçeceksiniz.

Bördübet adının “bird and bed” yani “kuş yatağı adından geldiğine inananlar var. Bördübet, “börtüböcek”ten gelir. Zamanında bir İngiliz gelmiş, burada ne çok kuş var, burası kuş yatağına benziyor, demiş ve buranın adı “Bördübet” olmuş. Ben İngiltere’ye gidip bir yere ad veriyor muyum? Buradan yüksek orman gölgeliklerinde ilerleyin. Bir yay çizerek sahile yönelecek ve Golden Key otelinin kapısındaki sevimsiz uyarıyı okuyarak “Bu otele asla gelmem.” diyeceksiniz. İleride ağaçsız bir yerde toprak yoldan yükselerek çıkacaksınız. Buradan Bördübet’i komple görebileceksiniz. Bördübet’e dönüşten sonra 2 km kadar yürüyerek Kapıcı adasına geleceksiniz. Burası aslında yarımada. Kapıcı Adası’nı 1.5 km kadar geçince ormanlık alandaki nehrin girinti yaptığı yer ise Amazon. Yol ayrımından 3.5 km sonra. Burada toprak yoldan devam edin, sağa sola dönmeyin. Amazon’un çıkışında yol sola dönüyor. Siz karşıya giden toprak yoldan devam edin. Bördübed girişinden Amazon’a, oradan Küfre Koyu’na, Küfre’den Longöz’e kadar hep toprak yol yürüyeceksiniz. Bizden söylemesi. Küfre Koyu’nda su var. Restorant da var. Nisan sonu itibari ile açılmamıştı ama hazırlık yapılıyordu.

DATÇA PARKURLARI:

KNİDOS’TAN – LONGÖZ’E KADAR..

Datça otogar’dan Knidos’a özel araçlarla veya Palamutbükü’ne kadar dolmuşlarla oradan taksi ile ulaşım sağlayabilirsiniz.

Ersoy Kaptan: 5436424067

Altan Kaptan: 546 221 37 08

Lojistik için:  Ercan Kaptan 5353149791

 

Datça’nın kuzeye bakan rotalarında köyler haricinde su yoktur. Sadece Knidos istikametinden Murdala’ya girişte yanından geçeceğiniz ilk evin bahçesinde kuyu suyu var. Murdala’da birkaç bağ evi var sadece. Zor durumlarda içilebilir. Ev sahibi orada yoksa duş da alınabilir. İzinli olursa daha iyi tabi…

Knidos ören yerine girişte yürüyüşçülerden giriş ücreti alınmıyor. Siz yine de müze kartınızı, 65 yaş üstü iseniz kimliğinizi, müze girişlerinde geçerli kredi kartlarınızı yanınızda bulundurunuz.

Öncelikle Knidos’un karşısında bulunan Kap Krio burnuna ve oradaki fenere kadar 1 km’lik yürüyüşle ulaşmanızı tavsiye ederiz. Bu fener, güzel fotoğraflar için çok güzel bir mekan… Kap Krio Burnu, asıl Knidos’un olduğu yer. Buraya Deveboynu da deniyor. “Kap Krio” adı ile Bafa Gölü kenarındaki “Kapıkırı” adı ne kadar da çok benziyor. Araştırmama rağmen bir sonuca ulaşamadım.

Knidos önemli Karia kentlerinden biridir. İon birliğine de katılmıştır. Knidos’la ilgili bilgi her yerde var. Ben pek bir yerde bulunmayan bir iki ayrıntıya değineceğim bu harabe ile ilgili. Bence Knidos’un en önemli hikayesi, tüm çağların en güzel heykeli olan çıplak Afrodit heykelidir.  Ya da bilinen adı ile “Knidos Afroditi”dir. Praksiteles’in yapmış olduğu Afrodit’lerden biri giysili diğeri çıplaktı. Giysili olanı uyanık Koslular alınca Knidos’a çıplağı kaldı. Knidos’un en güzel yerine koydular bu heykeli. Zaman içinde mermer Afrodit’i çıplak görmek isteyenler, -nasıl bir Abazalıksa artık- ticaret gemileri, askerler geçerken buraya uğramaya başladılar. Zamanla bu uğramalar arttı. Böylelikle dünyadaki turizmin başladığı ilk yer oldu Knidos.

Knidos’ta yerlerdeki kayalara iyi bakın. Bu kayalarda çizili birçok şekil göreceksiniz. Bu çizimler üç taş, dama benzeri çizimlerdir. Dydima’da da, Miletos’ta da görebileceğiniz bu çizimlerin sanatsal bir değeri yoktur. Heredot’un anlattığına göre, 8 yıl süren kıtlık döneminde insanlar avarelikten tavla, barbut oyunları dışındaki tüm oyunları icat etmişler ve yerlere bu çizgileri çizerek oyunlar oynamışlardır. Knidos’ta da hem de rotamız üzerinde merdiven basamaklarında bu çizimlerden birkaç tane var. Görmeden gitmeyin.

Sir Charles Newton adlı İngiliz hırsızın 11 tonluk aslan heykelini ve Knidos’taki diğer değerli malzemeyi gemilere yüklediği kızaklı iskelenin uzantıları modern iskelenin hemen yanında denize doğru belli belirsiz uzanıyor. Hayal edince bir tuhaf oluyor insan.

Knidos’un tepesinden baktığınız zaman Knidos’un en batısındaki küçük ada Stongyli, onun azıcık güneyinde mermer ocakları nedeniyle beyaz rengiyle dikkat çeken ada Gyali, onun güneyindeki büyük ada Nisyros, Knidos’un güneyinde Nisyros’tan daha büyük olan ada Livadia, güneybatıda ise Sömbeki (Simi) adaları uzanıyor. Bu adaların adlarını siz de merak edersiniz diye yazdım.

Geldik şimdi rota anlatımına…

Knidos – Murdala (16 km)

Knidos harabelerine giriş yapınız. Girdikten 20 metre sonra sola dönünüz. Limandan gelen genişçe antik yoldan sağa dönünüz. Sağa dönüşte oyun oynanmış bir taş olacak sağ yanınızda. Bu merdivenlerden dikine çıkın. Solunuzdaki yüksek duvarlı ve o duvarların üzerinde oturma yerleri olan basamakları göreceksiniz. Solunuzda kalan çukurda Apollon ve Artemis tapınakları var. Burası 5 Dor kenti arasında yapılan müsabakalı şenliklerin yapıldığı yer. Tribünler ise seyircilerin bu şenlikleri izledikleri yer. Bu şenliklere Triopion şenlikleri denirdi. Triopion adı ise eski adı olan Triopas’tan gelir. Tekir Burnu ise Knidos’un kuzeybatısına uzanan burundur. Kibirleriyle ünlü Dorlar, bu müsabakalardan birini kazanan Halikarnassoslu Agaslikes, kendisine hediye edilen üç ayaklı kazanı gelenek icabı Apollon tapınağına hediye etmesi gerekirken, kazanı evine götürür ve evine asar. Bundan dolayı Dorlar, Bodrum’u Dor birliğinden çıkartırlar. Arkeologlar, bu meselenin bir kazana bağlanmasının bir bahane olduğunu, Halikarnassos’un birlikten çıkarılma nedeninin aslında Halikarnassos’un Dor kenti değil Karia kenti olmasıdır, derler. Mantıklı…

Merdivenlerden çıkın. Kentin yukarılarına kadar çıkın. Aşağıdan bakınca kentin yukarısında doğuya doğru yükselerek giden ve yol olduğu izlenimi veren yamaca doğru tırmanın.

Knidos’un en yukarısına uzanan antik yol…

Tepedeki geçitten Knidos’un arkasına uzanan patikaya ulaşın. Bankodan buraya kadar 750 metre yürümüş olacaksınız. Buradan itibaren denizi ve Yunan adalarını arkanıza alıp doğuya doğru, dik bir yamaçtan yatay bir düzlemde güzel bir patikadan yürüyeceksiniz.

Knidos’un arkasına uzanan patikanın başlangıcı…

Sadece Knidos değil, Knidos’un arkaları da belli belirsiz kalıntılarla dolu. Bir sarnıcın tavanı içine göçmüş. Sarnıcın temel duvarlarının yanından geçeceksiniz. Az ilerleyince dikkatli bakarsanız taş döşeli yolun kalıntılarını göreceksiniz. Karşınızda görünen büyükçe düzlüğün adı İskandil. Knidos’a takribi 2.5 km kadar uzaklıkta bir yer burası.

İskandil karşıda… Yol, görünen sarnıca uğruyor…

Tekir Burnu’nun bir diğer adının da İskandil Burnu olduğunu belirtmemiz gerekir. Bu düzlüğe  doğru yürüyün. Size en yakın olan yıkık bağ evinin ve 30 metre ötesindeki fırınının önünden kubbeli sarnıca doğru yürüyün. Sarnıcın doğusunda, tarlaların dışında, kayalıkların içinde, kayalıklarla aynı renkte kemerli bir bey evi var. Bu evlerin Rumlardan kalma olduğuna dair söylentiler de var. Buralar, Yazı Köyü’nün arazileri. Doğal olarak bu bölgeye en yakın yerleşim Yazı

Köyü. Bu kemerli evin kemerlerinin önünden boyuna çıkın.

Rota, kemerli bey evinin önünden geçiyor.

Buradan itibaren denize doğru yürüyeceksiniz. Denizle ilk buluştuğunuz bölgenin adı Barkaz. Yalnız burada patika ikiye ayrılıyor. Sola dönerseniz sahile inersiniz. Dönmezseniz rotadan devam etmiş olacaksınız. Sahile inerseniz, deniz kenarından sağa dönerek rotayla tekrar buluşabilirsiniz. Çünkü ileride rota denize sıfır giden rota ile birleşecek.

Rota Barkaz’dan sonra bir müddet deniz kenarından ilerliyor.

Rotanın denizle birleştiği yer Knidos’tan 3.5 km. Denize sıfır yürüyün. Hedefiniz Değirmenözü. Knidos’tan 4.5 km yürüdükten sonra Kapıtaş’a ulaşacaksınız. Solunuzda, antik dönemlerde çocukların bir nevi vaftiz töreninin yapıldığı kayaların üzerinde küçük bir havuzcuk göreceksiniz.

Karia dönemi kalıntılarından biri, Kapıtaşı-Değirmenözü

Kayalık bir yerden Değirmenözü’ne çıkacaksınız. Karşı tepede bir çoban barakası var. Burada Knidos 5, Murdala 9 tabelasını göreceksiniz. Bu tabeladan itibaren toprak yoldan devam edin.

Kapıtaş’tan Değirmenözü’ne çıkıştaki tabela…

Biraz yükseldikten sonra harebelerin yanından sola doğru kıvrılan toprak yola devam edin. Tarlaların içinden denize sırtınızı vererek toprak yoldan devam edin. 500 metre kadar sonra sola patika olmayan bir yere gireceksiniz.

Bahsi geçen çoban barakasından Kapıtaş, Barkaz, İskandil ve Knidos’a doğru…

Buranın girişinde düzgün bir patika olmadığı için işaretlemeleri “löpür löpür” yapmışlar. Sola dönüşü kaçırmayın. Az sonra dik bir rotada yükselmeye aşlayacaksınız. Hedefiniz Bükceğiz. Bu vadiden tırmanacağınız boyun 115 rakımlı. Yani sıfırdan 112’ye kadar yükseleceksiniz. Bu boyundan arkaya aşınca çok güzel bir patikadan Bükceğiz’e karşı ineceksiniz.

Bükceğiz’e inen patika…

Bükceğiz’e kadar, solunuzda gördüğünüz ada İstanköy (Kos) yani Yunanistan, arkasında görünen kara parçaları ise Bodrum tarafları, yani Türkiye. Tuhaf bir duygu… Yunan adaları içimize kadar uzanmış. Bu patikanın Bükceğiz tarafı açılan şose yol tarafından bozulmuş.

Bükceğiz’e inen bozuk yol…

Bu bozuk yoldan sahile doğru inin. Tam yük iseniz burası ideal bir kamp yeri. Ancak burası susuz. Bu koyda bakımlı bir bağ ve bir tane bağ evi var. Buradan iki kere geçmeme rağmen bir insana rastlamadım. Bu evin su deposu var. Zor anlarda bakılabilir.

Burası Knidos’a 8 km uzaklıkta.

Bükceğiz’e indiğiniz yerde toprak yol başlıyor, bu toprak yola, sağa girin.

Değirmenözü’nden ayrılan toprak yol…

Bükceğiz’den itibaren 2 km kadar toprak yolda yükselerek ilerleyeceksiniz. Bu yol, Bükceğiz Koyu’nu Cumalı Köyü’ne bağlayan yoldur.

Bükceğiz’den yukarılara doğru çıkan toprak yol…

Bu toprak yolda Murdala’ya doğru ilerlerken, sola iki kere toprak yol ayrılacak. İlkinden değil ikincisinden sola döneceksiniz.  Dönüş yeriniz yolun darlaştığı toprak bir boğazın berisinde yolun genişlediği bir noktasındadır. Buradan sola, kuzeybatıya dönün. Sağınız dağ, solunuz aşağılardaki zeytinlikler olacak. İlerleyin. Burası eski bir toprak yol. Yol, git gide darlaşacak ve en sonunda harika bir patikaya dönüşecektir.

Buraya kadar sıfırdan 127 metre yükselerek, toprak yol yürüyerek yükseldiniz. 11.5 km sonra Murdala’nın bir ucunu gören tepeye ulaşmış olacaksınız. Burası 242 rakımlı boyun. Bu patikalar çok eski patikalar. Manzaralı, sandalların arasından ilerleyeceğiniz güzel patikalar.

Murdala’ya doğru…

Bundan sonra Murdala’ya kadar hep iniş. Patika muazzam. Çok eski, bazı yerlerde kenarlarına duvarlar örülmüş bir patika. Murdala’ya girişte, zeytinlik açmak için iş makineleri ortalığı hallaç pamuğuna çevirmişler. Buradan toprak yola inin. Toprak yoldan sağa doğru devam edin. Solunuzda bir ev olacak. Bu evin bahçesinde kuyu suyu var. Tadı kötü de olsa içilebilir. Duş alınabilir.

Murdala’nın uzaktan görünümü… Murdala’dan dikine çıkış…

Murdala’da bir yazlık site var. Bu koyda elektrik yok. Site, elektriğini güneş enerjisinden sağlıyor. Rota bu sitenin önündeki toprak yoldan ilerliyor. Karşınızda gördüğünüz dik ve ormanlık dağdan dikine bir çıkışla tırmanacaksınız. Burada tekrar sıfırdan 240 rakıma çıkacaksınız. Tepede biraz yatay ilerledikten sonra Mersincik’e kadar sandal ormanları arasından iniş yapacaksınız. Mersincik’e indiğiniz yerde çalılıklar sıklaşacak.

Mersincik’ten sahil rotasını izleyerek çıkılan nokta…

Çalılıklar biter bitmez, zeytinliklerde bulacaksınız kendinizi. Rota bu zeytinliklerin üstündeki toprak yoldan ilerlemektedir. Bu toprak yolu kullanırsanız Mersincik gibi küçücük bir koyda 1.5 km yürümüş olursunuz. Bence sahile çıkın ve sahilden karşıdaki çamlara doğru yürüyün. Sahilin bitiminden çamların altındaki zeytinliğe girin. Zeytinliğin sonuna kadar yürüyün. Toprak yol çıkacak önünüze. Bu toprak yol, Murdala’dan gelip de Mersincik’e indiğiniz yerde önünüze çıkan toprak yoldur. Yani sizin rotanız. Zaten çam ağaçlarının üstünde işaretleri de göreceksiniz. Bu toprak yol fazla sürmeyecek. Ülkemizin en güzel, en vahşi, en görsel birkaç rotasından birine başlamak üzeresiniz.

Güzelim sandal ve meşe ormanlarının gölgelediği ıssız patikalardan…

Buradan Körmen’e kadar gördüklerinize bayılacaksınız.

Murdala – Körmen arası…

Tünel gibi orman olmuş, karanlık dehlizlerden geçeceksiniz. Kayaya oyulmuş taş merdivenlerden geçeceksiniz. Hem tarih hem de doğa. Daha ne olsun. Bu parkurlar tamamen susuz parkurlardır.

Bir yürüyüşçü havaların ısındığı günlerde böyle rotalara en az 3 litre su ile çıkmalıdır. Çok su içen biri ise daha fazla su almalıdır yanına.

Mersincik’ten 2.5, Murdala’dan 7 km’lik bir yürüyüşle Merdivenli Plaj’a ulaşacaksınız. Büyük bir kaya bloğu önce oyulmuş sonra da zeminine merdiven yapılmış.  Bu merdivenin burada oluşu, buranın binlerce yıllık bir yol olduğunun göstergesi. Merdiven, sahilden 3 metre yukarıda bitiyor. Derme çatma ağaç bir köprüden çıkılıyor buraya. Bir zamanlar bu merdivenlerin zeminle bağlantısını daha güzel sağlayacak, hayvanların bile geçebileceği şekilde düzenlenmiş bir köprünün varlığı aşikar.

Merdivenli Plaj’ın doğusuna doğru yürüyün. Tahta ve taş merdivenden çıkın. Ara sıra sahile inen ve aynı doğrultuda yükselen ve hiç kopmayan, şaşırmanıza izin vermeyen, sandal ve meşelerin gölgelediği çok güzel olan bu patikadan devam ederek Memet Ali abinin ağılına kadar geleceksiniz. Bu ağılın olduğu yerde tulumba ve su motoru var. Su motorunun ipi de oralardadır. Sarıp çekerek motoru çalıştırarak suya ulaşabilirsiniz. Suyun tadı biraz kekre ancak içilebilir. Biz içtik. Duş da aldık. Bu ağıla gelene kadar patika bazen denize inecek bazen amazon ormanları gibi ağaçların kapladığı, karanlık boğazlardan geçecek bazen kayalıkların tepesine çıkacak. Meşe kömürü yaparken oluşmuş birkaç tane büyük ateş alanlarına gelince ağıla 5 dakikalık mesafede olduğunuzu bilin. Ağılın olduğu yer neden bu kadar önemli. Çünkü orada su var. Çünkü ağıldan sonra toprak yol yürüyüşü var. 2018 Nisan’ında bu toprak yolun RES yapımı için genişletildiğini gördük. Yürüdüğümüz o harika patikaya kadar gelecekler mi bilmiyorum. Toprak yoldan 2.5-3 km yürüdükten sonra bu toprak yol sağa dönüyor. Asıl rota buradan sağa dönmeyip direk karşıya patikaya giriyor. Ancak bu patikanın bazı yerlerinde toprak kayması olduğu için rotayı değiştirerek toprak yoldan devam ettirdiler. Patika uçurumlardan geçiyor ama geçilemeyecek kadar kötü değil. Kendinize güvenmiyorsanız buraya girmeyin. Güveniyorsanız girin.  Patikadan girerseniz 2.5-3 km kadar patika yürüyüşü ile sahildeki Körmen tarlalarına ulaşacaksınız. Bu patikada tüm vücudunuzun çalılar tarafından çizileceğini bilin. Sahilden 1.5 km yürüyerek Serin Restoran’ın bulunduğu yere geleceksiniz. Bu restorantın çayırlık ve zemini düzgün bahçesinde kamp atabilirsiniz. Restorantın fiyatları gayet iyi. Patikadan değil de toprak yoldan devam edenler ise 5-6 km daha fazla yürürler. Ancak biz bir yürüyüşümüzde ikiye bölünüp bir grubumuz patikadan bir grubumuz toprak yoldan devam etik ve aynı sürede Körmen Limanı’na ulaşabildik. Körmen, Bodrum – Datça feribotlarının iskelesidir. Serin Restoran’ın duşu ve tuvaleti var.

Sahilden devam ederseniz Körmen Kamping de seçenekler arasında. Serserilerden çekinirseniz burası kamp atmanız için elzem bir yerdir. Bana sorarsanız, bu serserileri kendi içlerinde durdurmadıkları için bu rotayı yürümeyin. Hadlerini bilsinler.

Burası aslında kamp yeri değil ama burada kamp atarsanız iyi edersiniz. Körmen aslında Karaköy’e bağlı bir yer ve serserileri ile meşhur bir yer. Daha önce orada kamp yapmamamız konusunda uyarıldığımız halde, jandarmaya haber veririz, çözer, mantığıyla hareket ettik ve Körmen’de kamp attık. Sabah toparlanıp gidene kadar Karaköy’ün serserileri başımızda arabalarından saçma sapan müzikler dinlettiler, “Çadırların üzerine araba sürsek mi?” diye aralarında konuştular, “Çıksanıza lan çadırlarınızdan, aranızda erkek yok mu?” diye bizleri taciz ettiler. Jandarma geldiğinde özür dilediler, jandarma gidince gene aynıydılar. Hayatım dağlarda geçti, Karaköy’ün serserilerinin bu terbiyesizliğini hiçbir yerde görmedim. Çadırlarımızdan çıksak olayın büyüyeceği muhakkaktı. O gece bizi hiç uyutmadılar.

Bir bilgi: Vıraklayan kurbağalar erkek kurbağalardır. Dişi kurbağaların dikkatini çekmek için vıraklarlar. Ancak onların karşısındakiler kurbağa değildi.

Körmen – Kızlan Parkuru (12 km)

Körmen’den çıkınca sahilden devam edeceksiniz. Kuzeydoğu yönünde kıvrılarak giden sahil boyundan giderken Körmen Kamping’in ve bir yel değirmeninin önünden geçeceksiniz. Patika karşıdaki tepenin yamacında belli belirsiz görünüyor. Hedefiniz denizin hemen üstünde ve yürüyüş yönünüze göre solunuzda kalan harabe olacak. Bu harabeye doğru yürüyün. İşaretleri orada göreceksiniz. Burada işaretler, makilikler arasında kaybolacak. Sağa sola dönmeden yukarıya doğru çıkın. Aşağıdan gördüğünüz bir zamanların geniş şimdi dikensi otlukların arasındaki patikaya ulaşacaksınız. Sola devam edin. Tepeye kadar yürüyün. Çok güzel bir patika… Tüm Körmen sahiline, Mersincik, Murdala ve Knidos taraflarına bakın ve nerelerden yürüyüp geldiğinize bir bakın. Tepeden aşağıdaki koya kadar açık ve güzel bir patikadan ineceksiniz. Bu koyun orta yerinden yukarıya tırmanacaksınız. Koyun içi makiler tarafından tamamen kapanmış durumda. Bu rotanın en zor yeri burası… Çıkacağınız tepe ilk tepe değil. İşaretler yetersiz olduğu var olanların birçoğunu da makiler kapatmış. İlk tepeyi çıkmanız 45 dakikanızı alacaktır. İlk tepeden sonra sağa dönerek belden ilerleyeceksiniz. Büyükçe bir meşe ağacının gölgesinde dinlenebilirsiniz. Bu meşe ağacından sonra yol, sağa değil sola dönüyor. Ancak patika sağa gidiyor. Siz sola döneceksiniz ilk açıklık yerden. Burası önemli. Karşınızdaki yemyeşil tepeye tırmanacaksınız. Buralarda patika falan yok. İşaretlendiği için bozuk, taşlık bir parkurda yükseleceksiniz. Bu açıklık alandan sola dönüp eski sekili arazilerin arasından 5 dakika yürüdükten sonra kendinizi dağa vuracaksınız. Yarım saatlik bir tırmanışla zirveye ulaşacaksınız.

Tam bu zirvede Dunlop marka gözlüğümü kaybetmiştim. Bu tepeden hem Akdeniz’i hem de Kuzey akdeniz’i görebilirsiniz. Bu rota zaten Datça’nın Kuzey Akdeniz kıyılarından Akdeniz’e geçen parkurudur.

Tepeden aşağılara doğru inen onlarca patika var. İşaretleri iyi takip edin. 1 km kadar yürüdükten sonra işaretler tamamen kaybolacak. Buraları ağaçlandırmak için büyük bir çalışma yapılmış. GPS kaydınız varsa çok rahat edersiniz. Bu bozuk arazide 5 dakika uğraştıktan sonra çok eski bir patikaya gireceksiniz. Daha sonra elektrikli telle çevrilmiş çok büyük bir bademliğin tellerinin yanından ilerleyeceksiniz. Bu patika sizi taştan birkaç kalıntının, çok eski bir kuyunun olduğu yere kadar götürecek.  Toprak yol, bu yapıları geçtikten 200 metre sonra başlıyor ve sizi Kızlan’ın içine kadar götürüyor. Bu toprak yol, Kızlan Köyü merkezine kadar 3.5 km sürüyor. Kızlan’a girişte yol 2’ye ayrılıyor, sola devam edin. Dönüş işaretleri de var zaten.

Kızlan – Emecik (14 km)

Susuz parkurdur. Gebekum Pilajı’nın başına kadar, denizi göreceğiniz yere kadar 4 km civarında asfalt, toprak yol karışımı yürüyeceksiniz.

2 km yürüyerek Marmaris Datça yoluna ulaşacaksınız.  2 km daha yürüyerek yazlık sitelerin olduğu bölgeye geleceksiniz. Yazlık sitelerin bitiminden sola dönünüz.  Buradan itibaren Perili Köşk’e kadar 7 km boyunca sahilden, kumlardan yürüyeceksiniz. Zevksiz bir parkur… Perili Köşk’ten sola dönerek Emecik’in yolunu tutacaksınız. 1.5 km kadar yürüyerek Marmaris – Datça yoluna tekrar ulaşın. Buradan sola dönerek sağa dönüş işaretine kadar yürüyün. Emecik’e kadar bu yol sizi götürecek. 160 rakımlara kadar çıkacak, 110’la inecek ve  140 rakıma tekrar çıkarak Emecik’e ulaşacaksınız.

Emecik – Çakal (16 km)  

Emecik Köyü’nün içinde Karia Yolu tabelası var. Bu tabela uyarınca köyün yukarılarına kadar yükselin. Daha sonra modern ve iyi döşenmiş bir taş yoldan yatayda ilerleyin. Bu taş yol birazdan inişe geçecek ve az sonra taş yol bitmeden sola toprak yola döneceksiniz. Bu toprak yoldan 500 m ilerledikten sonra sola patikaya gireceksiniz. Burada patika girişinde işaretler zayıf. Sağınıza bakarak gidin. Bu patika ilerde sola daha cılız bir patikaya ayrılacak. Bu nokta, işlek patikanın bir dere yatağından kıvrılmasından sonradır. Buradan sağdaki cılgaya gireceksiniz. Bu cılız patika, dikine bir inişle aşağıdaki toprak yola indirecek sizi. Toprak yoldan devam edin. Arılıklardan geçeceksiniz. Toprak yolda işaret hiç yok. Rotayı çizenlerin burayı arabayla geçtiklerine hükmediyoruz. Bu toprak yol, sağınızdan gelen bir başka toprak yola çıkıyor. Yönünüzce devam edin. Karşıda taraçalandırılmış bir arazinin en alt duvarının dibinden devam edin. Bu duvarların bitiminde bir çeşme var. Kanaatimce bu çeşmenin suyu yaz, kış akmakta. Bu çeşme, Emecik’e 3 km uzaklıkta. Toprak yoldan devam edin. Sağınızda tel örgülerle çevrili büyük bir arazinin yanından geçeceksiniz. Bu arazide sarı bir konteynır, yukarısında plastik bir su deposu var. Bu araziyi geçince yolun kenarında bir çeşme daha var. Gayet iyi durumda olan bu çeşmenin de suyu yaz kış akıyor gibi görünmektedir. Bu çeşme Emecik’e 4 km uzaklıktadır. Bu çeşmeden sonra yol sağa dönmektedir. Ama siz sağa dönmeyeceksiniz. Yönünüzce direk gidin. Emecik’ten 4.5 km sonra Çakal’a kadar yükselebileceğiniz en yüksek nokta olan 205 rakımlı boyuna bu toprak yoldan yürüyerek geleceksiniz. Bu tepenin sağında yüksek taş duvarlı, tel örgüyle çevrili bir arazi ve bu araziyi koruyan gürültücü köpekler var. Aşağı doğru toprak yoldan yönünüzce devam edin. Az ileride solunuza patikaya girmeniz gerekmektedir. Bu patika girişinde tabela var. Patika girişinden 100 metre sonra parkurun 3. çeşmesi var. Suyu yazın kuruyor gibi görünüyor.  Kurnası çürümüş bir çeşme bu. Patika çok eskiye benziyor. Bu patikanın manzarası çok güzel… Tüm Gökova Körfezi’ni gören bir patika burası… Emecik’ten 6 km sonra eski bir tarla ve yanı başında yıkık bir bağ evi harabesi, yaşlı bir zeytin ağacı var. Burada işaretler zayıf. Eski tarlaların orta yerinden aşağıya doğru ineceksiniz. Tarlaların bitiminde daracık bir traktör yolu başlıyor. İleride bu yolu kapayan bir kapı var. Kapıyı kenarından geçin. Tam kapının olduğu yerde sola patika ayrılıyor. Oraya girmeyin. Toprak yoldan doğu yönünde inişe devam edin. Bu traktör yolu, aşağıda işlek ve güzel bir toprak yola indirecek sizi. Toprak yol, daha sonra denizle buluşturacak sizi. Emecik’ten bu nokta 7.7 km. Bu bölgenin adı Meriç. Toprak yoldan denizi solunuza alarak devam edin. İleride 8. Km’de 4. Çeşme var. Suyu gürül gürül akıyor. Yaz, kış aktığına hükmediyoruz. Biz Nisan sonu yürüdük. Bu çeşmenin olduğu yer, Alavada. Alavada adı, Luvi dilindeki yer adlarına çok benziyor. Binlerce yıllık bir geçmişi olmalı bu adın. Bu çeşmeye sağınızdan gelen yol, Emecik’ten gelen yol. Bu toprak yol, çok güzel bir toprak yol. Her türlü araç buraya girebilir. Deniz solunuzda, orman sağınızda bazen denizden birazcık uzaklaşarak bazen sahile kadar inerek yürüyün. Emecik’ten 11.5 km sonra 5. çeşmeye ulaşacaksınız. Meriç’ten sonra hep toprak yolda yürüyeceksiniz. Meriç’e kadar toprak yol, patika karışık gelmiştiniz.

Toprak yoldan ayrılmayın. Sağlı sollu tarlaların ortasındaki toprak yoldan ilerleyin. Up uzun ve dar bir toprak yoldan, tarlaların arasından ilerlerken yolun sonuna doğru sol tarafta, yamaçta, çamların dibinde bir çoban barakası göreceksiniz. O barakayı görünce sola döneceksiniz. Aslında bu dönemece 500 m kala işaretler sola döndürüyor sizi ama hemen yanınızdaki tarladan aynı yere çıkardığı için çok gereksiz ve amaçsız buldum bu bölgedeki işaretlemeleri. Siz dediğim gibi çoban barakasından sola dönün ve orman içine girin. Çok ilerlemeden bu kez sağa dönün. Burada toprak yol yok ancak traktörler yol bulup geçmişler, bu yüzden yolun birazdan patikaya gireceğine hükmedebilirsiniz. Defne tarlasının bitiminden itibaren Balıkaşıran’a kadar % 90 patikadan yürüyeceksiniz.

Defne tarlası dediğim yer, biri arazisine zeytin fidesi diker gibi defne fidesi dikmiş. İlk kez böyle bir şey gördüm. Kişi, ormanda sahipsiz bir şekilde binlercesi varken neden böyle bir tarla yapmış anlayamadım. Bu defne tarlasından sonra rotanın 2. güzel patikası başlıyor. Bu patikadan 4 metre yükseleceksiniz. Çıktığınız eğimden daha dik bir eğimle tekrar ineceksiniz. Emecik’ten bu nokta 14.3 km. Daha sonra patikadan az daha devam ettikten sonra Büyük Çakal Koyu’nu göreceksiniz. Bu koya araba inebiliyor. Ama araçlar, sahilin 300 metre yukarısında toprak yolun bitiminden içeriye alınmıyor. Çakal Koyu’nun sahilinden ayrılmadan yürüyün. Çevrili özel bir araziye gireceksiniz. Sahilin sonundaki ahşap eve kadar gelin. Burada Sami abi ve eşi Durdu abla var. Ailecek bu çiftlikte çalışmaktalar. Oradan geçişimizde sağolsunlar çay ikram ettiler. Burası 160 dönümlük özel arazi. Çakal Koyu’nun batı tarafı ise kamp yapmaya elverişli. Buraya traktör girebilir.

Lazım olabilir: Çakal Koyu’nda Sami abi: 534 316 65 15

Buradaki ahşap evin arkasına dolanan toprak yoldan ilerleyin. Sakın ola işaretlerin gösterdiği yere çıkmaya çalışmayın zira çıkamazsınız. Toprak yoldan 200 metre sola daire çizerek ilerleyeceksiniz. Sola büyük bir demir kapı ve arkasında yerde Karia Yolu tabelaları var. Bu kapıdan çıkın. Toprak yoldan ilerleyin. Solunuzda denizi göreceksiniz. Soldan 20 m ilerleyin. Sağa patikaya girin. Büyük Çakal’dan sonra ilk koy, Küçük Çakal. Küçük Çakal’ı geçin. Küçük Çakal’dan sonra harika bir patika yürüyüşü sizi bekliyor. Küçük Çakal’dan sonraki ilk koya inin. Anlatımın anlaşılabilir olması için Küçük Çakal’dan itibaren koyları 1., 2.,… diye sayacağız.

Birinci koya indiniz. Tepeye uzanan yangın şeridinden değil, sahilden ilerleyin. Sahilden tekrar patikaya sağa döneceksiniz. Patikadan ilerleyin. İkinci koya inince kumlardan ilerleyin. Sahilin bittiği yerden sağa patikaya girin.

Üçüncü koya patikadan yürüyerek geldiniz. Sahile inin ve sahilden sağa döneceğinizi ve tekrar patikaya gireceğinizi bilin.

Dördüncü koya ulaşın. Sahilden ilerleyin. Sahilden sağa patika ayrılıyor. Patikadan devam edin.

Beşinci koy sahile inmiyor. Yukarıdan devam ediyor, patikadan. Sığla ağaçlarının gölgelediği patika az sonra gölgeliksiz bir patikaya devredecek kendini. Burada denize sırtınızı verip dere yatağından ağaçlardaki işaretleri takip ederek ilerleyin. 300 metre kadar dere yatağından yukarılara ilerledikten sonra sola, doğuya  patika ayrılacak. Patika girişini kaçırmayın. Bu patikadan 0 metrelik bir yükselişle çıkacağınız boyundan denize doğru dönerek tekrar ineceksiniz. İnişte bir dere yatağına ulaşacaksınız. Bu dere yatağından denize doğru ilerleyin. 100 m kadar sonra sola dönen ve tepeciğe tırmanan patikaya girin.  Burada işaretlemeler ve patika iyi durumda. 5. koydan 6. koya gelmek uzun sürüyor. Bu iki koyu -anlattığım üzere- tepeden ve arkadan dolanan bir patika bağlıyor.

Altıncı koya giriyorsunuz. Patikadan devam edin.

Yedinci koya geldiniz. Patika 7. koya dokunup ayrılıyor. Koydan devam etmiyor.

Sekizinci koy, uzunca bir koy. Sahilden devam edin. İşaretlere dikkat edin.

Dokuzuncu koya iniş, kayalık bir geçitten oluyor. Koya iner inmez, ileriye devam etmeyin, sağa ayrılın.

Onuncu koya inince koyun sonuna kadar yürü. Koyun bitiminden sağa patikaya gir.

Bundan sonra koy numaralandırması bitti. Çünkü sırada Gerence Koyu var. Küçük Çakal’dan çıktıktan sonra Gerence Koyu, 11. koy. Burası yatların uğrak yeri olan kuzeydoğuya bakan bir koy. Sahil boyu bir yay çizerek deniz kenarından ilerleyin. İlk girdiğiniz yerler denize girmeye elverişli, ilerisi çok kalabalık bir deniz kestanesi ailesine ayrılmış durumda, onları rahatsız etmek istemezsiniz bence. 🙂 Koyun bitiminde çam ağacında Şadan Gökovalı’nın resminin bulunduğu çam ağacından sağa patikaya girin. Bu patika sizi Yılancık Koyu’na götürecek. Gerence Koyu’ndan sonraki ilk koyun adı Yılancık Koyu. Yılancık Koyundan sonra adsız bir koydan geçerek, cennet bir koy olan Çatı Koyu’na (Çatı Limanı) geleceksiniz.

Çatı Koyu’nun doğu tarafında tulumba suyu var. Tadı sası ama zor durumda içilebilir. Burada uzun süredir yürüdüğünüz patika Çatı Koyu’nu çıkana kadar toprak yola dönecek. Çatı Koyu’nun çıkışı inanılmaz güzellikte bir sığla ormanı. Bu toprak yoldan 58 m irtifa alarak yükseleceksiniz. Burası gölgeliksiz. Bu toprak yoldan tepeye çıkınca sola dön. Arka tarafta düze inince gölgelikler sizi bekliyor olacak. Bu toprak yoldan sola döndükten 50 m sonra sağa patikaya gir. Sığla ormanı gölgeliklerinden, akvaryum gibi bir koyun üstünden geçin. Küçük bir iskelesi ve bir tane teknesi olan bir koydan geçin. Çatı’dan sonra 3 koy geçeceksiniz. 4. koyun açıklarında ve orta yerinde bir ada var. 5. koyda tekneler var. İlerleyin.

Aşağıda sivri bir şekilde girinti yapmış bir koydan daha geçeceksiniz. Bu koydan sonra dik bir çıkış var. 6. koyda çok dağınık bir balıkçı barınağı, ördekler var. Burası son koy. Buradan sağa otsu bitkilerin olduğu iki girişli ve aynı yere çıkan patikalardan devam edin. Koyun sonuna kadar yürümeyin. Bahsettiğim barakadan hemen sonra… Bu paatika sizi Marmaris – Datça karayoluna kadar 300 metrelik bir çıkışla ulaştıracak. Karia Yolu tabelasının da bulunduğu bu karayolu kenarı, Emecik’e 30.8, Büyük Çakal’a 14.8 km uzaklıktadır.

BALIKAŞIRAN – BÖRDÜBET (8 KM)

İlk 1.4 km’si anayol olmak üzere komple asfalt. Yürümenin anlamsız olduğu bir rota. Google Earth’ten incelerseniz, asfalta girmeden de farklı yerlerden rota açılabilecekken, arabayla geçilerek, kolayca rota yapılmış izlenimi veriyor. Karia Yoları, datça etaplarının Balıkaşıran’dan Akyaka’ya kadar olan kısmının yüzde 99’u toprak yollardan ve asfaltlardan geçiyor. Yürürken küfredersiniz. O biçim yani. Çünkü, görürsünüz, “Şuradan neden geçirmemiş.” rotayı dersiniz.

Bördübet’e buradan araçla geçmenizi öneririz. Yürürseniz. MArmaris – Datça yol ayrımından 1.8 km yürüyerek ulaştığınız ve denize indiğiniz koydan bir sonraki koyda tulumba ve tatlı su var. Denize sıfır tulumba ama tatlı su var. İlginç. İçilebilir mi bilmem ama su tatlı.

Datça karayolundan 1.4 km yürüdükten sonra sola Bördübet’e asfalt yoldan devam ediniz. Bu asfalt yoldan hiç ayrılmadan Bördübet’e kadar yürüyünüz.

Ana yoldan ayrıldıktan 5.5 km sonra 6-7 tane evin olduğu bir bölgeye geleceksiniz. Bördübet’e geldiniz. Yol ayrımından 6.5 km yürüdükten sonra Karia Yolu’nun Balıkaşıran, Amazon tabelalarını göreceğiniz sapağına geleceksiniz. Burada asfalt bitiyor. Buradan sola dönün. Yoldan ayrılmadan devam edin. Golden Key otelinin önünden geçeceksiniz.

Bördübet adının “bird and bed” yani “kuş yatağı adından geldiğine inananlar var. Bördübet, “börtüböcek”ten gelir. Zamanında bir İngiliz gelmiş, burada ne çok kuş var, burası kuş yatağına benziyor, demiş ve buranın adı “Bördübet” olmuş. Ben İngiltere’ye gidip bir yere ad veriyor muyum? Buradan yüksek orman gölgeliklerinde ilerleyin. Bir yay çizerek sahile yönelecek ve Golden Key otelinin kapısındaki sevimsiz uyarıyı okuyarak “Bu otele asla gelmem.” diyeceksiniz. İleride ağaçsız bir yerde toprak yoldan yükselerek çıkacaksınız. Buradan Bördübet’i komple görebileceksiniz. Bördübet’e dönüşten sonra 2 km kadar yürüyerek Kapıcı adasına geleceksiniz. Burası aslında yarımada. Kapıcı Adası’nı 1.5 km kadar geçince ormanlık alandaki nehrin girinti yaptığı yer ise Amazon. Yol ayrımından 3.5 km sonra. Burada toprak yoldan devam edin, sağa sola dönmeyin. Amazon’un çıkışında yol sola dönüyor. Siz karşıya giden toprak yoldan devam edin. Bördübed girişinden Amazon’a, oradan Küfre Koyu’na, Küfre’den Longöz’e kadar hep toprak yol yürüyeceksiniz. Bizden söylemesi. Küfre Koyu’nda su var. Restorant da var. Nisan sonu itibari ile açılmamıştı ama hazırlık yapılıyordu.

(42 Posts)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *