Saka (Yunancası İskit) Türklerinden kalma dikilitaşlar.


Gök Tanrı’ya uzanan at çakı…

ATAYURDA YOLCULUK / ERGENEKON YÜRÜYÜŞÜ

ALTAYLAR – 2018

Tarih: 30 Temmuz, Pazartesi – 12 Ağustos Pazar 2018 

Malzeme Listesi:

Yağmurluk

Ocak (Kartuşu Altay’dan alacağız.)

En az 5000 yıllık Türk petroglifleri

Çiketaman Aşıtı’nda calama bağlarken

Çatal, kaşık, bıçak, tabak(Oradan plastik alabilirsiniz, bu daha mantıklı olur.)

Kısa kollu yazlık giysiler.

Akşam için bir mont.

Program: 31 Temmuz sabahı Novosibirk’e inmiş olacağız.

1.GÜN: 31 Temmuz 2018 – Rus simkartlarımızı buradan alacağız. 12 GB’lik internet paketi 4 dolar. vatsap üzerinden istediğinizle görüşebilirsiniz. Sibirya içinde, Novosibirsk – Barnaul – Biysk 11 saatlik yataklı tren yolculuğu.(ücrete dahil)

Karakol vadisindeki bir petroglif

Karakol Vadisi’ndeki binlerce yıllık Türk mezarları

                                           Biysk’te tren yolu bitiyor.

2.GÜN: 01 Ağustos  2018 – Türkiye saatiyle sabah 8’de Altay’ın kapısı Biysk’e iniyoruz. Biysk’te rehberimizle buluşup Altay’ın başkenti Gorno-Altaysk’a gidiş. Tüm gün Anohin Müzesi gezilecek. Türk tarihine ve kültür köklerine ışık tutan yüzlerce, binlerce eser göreceğiz. Günün kalanını Gorno-Altaysk’ta serbest gün olarak değerlendireceğiz. Hostelde konaklama.

Kutsal bir taş, üzerinde kaya resimleri var. Dilek taşı olmuş.

  1. 3.GÜN: 02 Ağustos 2018 – Dokuz gün sürecek bir yolculuk için hostelden araçlarımıza yerleşme. Mayma Köyü’nde ocaklarımıza kartuş alma (herkes kendi satın alacak)  ağaçlara bağlamak için “calama” alma. Çemal köyüne gidiş. Çemal’de Katun (Kadın – Hatun) Nehri kenarında 3 saatlik bir yürüyüş. Bu, Altay’da ilk yürüyüşümüz olacak. Buradan Calmungu Ajut’ına (Aşıtı’na) geçip buradan Gök-Tanrı’ya sunulan kansız kurbanlardan olan calama-yalama (bez) ların bağlanarak Tuyekda köyüne geçiş ve burada Ursuu Nehri kenarındaki bungalovlara yerleşme. Buradan sonra günlerce Eski Türk Tarihi içinde bulacaksınız kendinizi.  Yol boyu dikilitaşlar, kaya resimleri, kurganları ziyaret ederek gideceğiz.

    İslam öncesi Türk destanlarında en çok görülen motif Bozkurt motifidir.

4. GÜN: 03 Ağustos 2018 – Tuyıkda Köyü’nde Tuyekda Kurganlarını ziyaret; Üç-Enmek Ulusal Parkını, Bicikti-Bom köyünü-Karakol vadisini ve İskit döneminden kalma Türk hakanlarının, teginlerinin kurganlarını ziyaret. Eğer zamanımız izin verirse buradan Türk tarihi açısından önemli bir yer olan Üst-Koksa’ya geçiş. Çünkü Üst Koksa ile Karakol Vadisi arası 200 km’nin üstünde. Altay’ın yemyeşil ormanları Üst-Koksa’da yok. Plato Altay’ın genelinden farklı bir görüntüde. Farklı bir duyguya kapılacağız. Üç-Enmek dağları Terekta’ya çıkıp Altay’ın en yükseği Üç-Sümer (Kadınbaşı) dağının karlı doruklarını göreceğiz. Üst-Koksa platosunda ıssızlığın ortasında bir gün kamp yapacağız.

Gornoaltaysk’tan çıktıktan sonra 1. günkü konaklama yerimiz. Karşıdaki bungalovlardır.

Calmungu Aşıtı

 

5.GÜN: 04 Ağustos 2018 – Onguday kentine geçiş. Onguday Vadisi, birçok Türkologa göre Ergenekon adlı yerdir. Kaynaklar, Ergenekon’un Kuzey Altay’da olduğunu belirtirler. Gerçekten de bulunduğumuz yer olan Kuzey Altay’da Ergenekon olması muhtemel birçok yer göreceğiz. Onguday bunlardan biri. Onguday’dan Kalbak-taş’a geçeceğiz. Kalbak-taş tören yerini, kaya resimlerini (Petroglifler ki bunlar 1.500 – 13.000 yıllık Türk kaya resimleridir.) ziyaret edeceğiz. Buradan hala kaynamakta olan bir gayzer gölünü ziyaret edeceğiz ve gölün içindeki kaynamanın oluşturduğu şekilleri göreceğiz. Çuy Irmağı kenarında kamp.

6. GÜN: 05 Ağustos 2018 Buradan Moğolistan sınırına 80 km uzaklıkta olan Koş-Ağaç’a geçeceğiz. Koş-Ağaç rayonu Moğol çölünün başladığı yerdir. Çöl deyince arap çölleri gibi düşünmeyin sakın. Kımızın en lezzetlisini burada içeceksiniz. Ak-Turu’ya geçiş. Ak-Turu Türk tarihi açısından en önemli yerlerden biri. Moğol sınırına 30 km yaklaşmış olacağız. Bu gün Gobi Çölü’nün ortasında kamp. Mümkün olursa kırmızı toprak olan çölde kamp.

Çemal’den Kamlak’a geçerken, köprüden…

Altay geleneksel evi “ayıl”. Çemal’de.

7.GÜN: 06 Ağustos 2018 – Gobi Çölü’nden Ulağan’a araçlarımızla hareket. Ulağan’ın çıkışına araçlarımızla gidip oradan Dolino Pazırık (Pazırık Vadisi’nde) Yürüyüşü. (7 km) Programın en etkileyici günlerinden biri olacaktır. Çünkü, bizim tespit ve çıkarımlarımıza göre  atalarımızın buralardan veya bu güzergahtan giderek Ergenekon’a (Katu Yaruk) sığınmış olma ihtimalleri çok yüksektir. Türklerin Ergenekon’a gidiş yürüyüşü olacaktır bu yürüyüş. Altay Dağları manzaralarına doyarak ve atalarımızın hatıralarını yad ederek harika bir yürüyüş yapmış olacağız. Katu Yaruk’un başında Kök Tengrisi için törenimizi yaptıktan sonra Katu Yaruk’un başından aşağıya nefis bir patikadan Ergenekon’dan çıkış patikasından yürüyerek ineceğiz.(3 km) İsteyenler araçla geçebilir burayı. İniş sonrası araçlarımıza binip Katu-Yaruk (Çulışman Vadisi – Ergenekon)’ta Çulışman Nehri kenarında bungalova yerleşme. Akşam Altay’ın yerel sanatçılarından birinin vereceği “kayçı konseri”ni dinleyeceğiz.

8.GÜN: 07 Ağustos 2018 – Ergenekon Vadisi geçişinin devamı – Yokuşu inişi olmayan yemyeşil bir vadide Çulışman Irmağı’nın kenarında şelaleri izleyerek, derin bir vadinin içinde durmak istediğimiz yerlerde dura kalka araçlarımızla ilerleyeceğiz. Arazi araçlarının bile zorlukla ulaşabildiği, dünyada ulaşımı en zor olan yerleşimlerden biri olan Koo Köyü’nden ve Balıkça/Balıkçı Köyü’nden geçeceğiz. Altıngöl’e ulaşınca buradan tekne ile Artıbaş ve İoğaç köylerine geçiş. Tekne ile gölde uğranacak 3 farklı şelaleye de (Altay’da şelaleye uçansu denmektedir.) kısa yürüyüşler yapacağız, bu uçansuların kazanlarında yüzeceğiz. Akşam Artıbaş’a ulaşarak orada otele yerleşme.

Burası Çemal

Balıkça Köyü, dünyadaki ulaşılması en zor yerlerden biri… Ergenekon’da bir köy…

9.GÜN: 08 Ağustos 2018 Artıbaş ve İoğaç gezisi. Aynı günün akşamına doğru yolcu otobüsü ya da dolmuşlarla Gornoaltaysk’a dönüş. Hostele yerleşme. Akşam, başkentte serbest zaman.

Ergenekon’un melekleri…

Altıngöl’ün güney ucuna ulaşmak ve orayı görmek çok az kişiye özgüdür.

 

10.GÜN: 09 Ağustos 2018 – Gornoaltaysk’ta alış-veriş, fotoğraf, gezme için serbest zaman. Müzeyi tekrar doyasıya gezmek isteyenler olacaktır. Gornoaltaysk’ta aynı hostelde geceleme.

11. GÜN: 10 Ağustos 2018 – Novosibirsk’e dönüş. Gece saatlerinde hostele yerleşme.

12.GÜN:  11 Ağustos 2018 – Müzelerin gezilmesi ve kent gezisi. Akşam serbest zaman. Aynı hostelde konaklama.

13. GÜN: 12 Ağustos 2018 – Dönüş günü. Uçuş zamanına kadar kentte gezi, spor ve outdoor mağazalarının dolaşılması ve alış-veriş.

 

Ergenekon (Çulışman) Vadisinde…

Kötü ruhları kovalamak amacıyla Anadolu’da da yapılan bir gelenek.

Katılım Şartları:

Biraz sert gibi oldu şartlar, ama sert değil. Anlaşılması için net yazdım.

  1. Ben ve Altaylı rehberlerimiz programda gerekli gördükleri veya zorunlu kaldıkları durumlarda değişiklik yapabilirler. Buna itirazı olanlar gelmesin.
  2. Gittiğimiz yerlerdeki soydaşlarımızın dini inançlarına ve aksanlarına saygılı olmak durumundayız. (Onların yanında bazı sözcüklerin Altay Türkçesindeki söylenişlerini duyduğunuz zaman -olabilir- gülmemek ve kendi inançlarınızdan onlara bahsetmemek.)
  3. Rehberleri gereksiz ve yanıtı işinize yaramayan sorularla bunaltmamak.
  4. Programa sadık kalmak. “Şunu yapmayalım, oraya gitmeyelim, buraya gidelim…” gibi isteklerde bulunmamak. “Şuraya neden gittik, bunu neden yaptık.” gibi sorgulamalarda bulunmamak.
  5. Olumsuzluklar olabilir. Bu olumsuzlukları, her yakaladığı kişi ile paylaşarak onları da kendi negatifliğine çekmeye çalışmamak. (Böyle biri kesinlikle gelmesin. Bunu birinin yaptığını gördüğüm zaman, dünyanın öte ucu demem kendisini orada bırakırım.)
  6. Bu bir kültür gezisidir. Rusya’ya gidiyoruz diye başka amaçlarla gelmek isteyenler sakın gelmesin. Kimsenin ne yaptığı bizi ilgilendirmez. Ancak içip içip sarhoş olacaksanız, grubun havasını bozacaksınız bize katılmayınız.
  7. Konfor arayanlar gelmesin. Dağ bayır gezeceğiz.
  8. O bölgeye -turizm dışında- giden ilk grup olacağımız için bunun “köklerin ziyareti” olduğunu unutmamak.
  9. Kutsal yerlerde gülüşmemek, yüksek sesle konuşmamak konusunda hiç uyarmam, oracıkta bu kişileri grubun dışına çıkarırım. Bir Müslüman’ın yanında bir başka dinden birinin camiye işemesi ne ise Altaylar için de aynı şekilde düşünülmeli, ateşe,suya, dağlara izmarit dahil hiçbir şekilde çöp atılmamalıdır. Gidince köylerin, dağların temizliğini görünce şaşıracaksınız zaten. Ateşin etrafında yürürken, ateşin solundan sağına geçmemek vs. Bunların tamamı konusunda bilgilendirileceksiniz. Lokanta harici, doğada yemek yiyeceğimiz zaman, önce dağların ve doğanın ruhuna yemek sunulacak (bir kayalığın dibine, bir ağacın dibine iyi şeyler düşünerek ekmek bırakmak) sonra kendimiz yiyebileceğiz.
  10. Kurganların, kaya resimlerinin, atalar toprağının kıymetini bilmeyenler gelmesin.
  11. Turizm firmaları aracılığı ile o toprakları görmek isterseniz, sadece rehber ücreti, kişi başı 1.400 dolar; paket halinde gitmek isterseniz bir haftalık kişi başı ücretin 6500 dolar olduğunu unutmayınız.
  12. Grup sayımız en çok 12 kişi olacaktır. Fiyat 12 kişi için geçerlidir. Bu sayı en fazla 18’e çıkabilir. 12. Kişiden sonra katılanlar için yeniden görüşme yapacağım için onlar fazla ücret ödeyebilirler. Katılımcı sayımızın 18’in de üzerine çıkması, Altay’daki rehberlerimizin kabulüne bağlıdır. Çünkü gideceğimiz yer için alınacak izin süreleri, kiralayacağımız 4×4 araçların ve bungalovların ayarlanabilmesi konusu oldukça zordur.
  13. Altay’ın bazı bölgeleri için ayrıca-özel olarak izin almak gerekli. Üst-Koksa ve Ak-Turu için. Bu izinleri biz gidişimizde alamadık. Yine aynı durum söz konusu olabilir. Bu nedenle programda değişiklik yapma hakkına sahibim. İtiraz istemem.

ÜCRETLENDİRME

Kişi başı 900 dolardır. Uçak bileti ve yeme-içme dahil değildir. Kişi başı toplam 1600 dolara 15 gün gezip geleceğiz atayurdumuzu. Bu fiyat, bu organizasyon için çok düşük bir rakamdır. Jipler, rehberler, tekne ücretleri, otel, hostel, bungalov ücretleri, yerel sanatçıların(Kayçı) konseri, otobüs ulaşımları, 11 saatlik Sibirya yataklı tren ücretlerinin dahil olduğunu düşününce…

 

Ücrete dahil olanları listelemekte fayda var:

Tüm bungalov ve hostel konaklamaları.

4×4 ücretleri,

Rehber ücretleri,

Rusya içi otobüs, tren, tekne ve jip transferleri,

(Buna 80 km’lik Altıngöl’ü gezerek yapacağımız tekne geçişi de dahildir.)

Şehir içinde kendi başınıza yaptığınız yolculuklar dahil değildir. Toplu ulaşım Rusya’da çok ucuzdur. 1 dolar 60 Ruble, toplu ulaşımlar 15-20 rubledir. Yemek de öyle. Etli yemekler bizim para ile 3-3.5 tl’dir ortalama.)

Katu-Yaruk’taki kayçı konseri ücreti de dahil.

 

Dahil olmayanlar: Türkiye’den Novosibirsk’e gidiş-dönüş uçak bileti. (380 dolar)  Rusya vize muafiyetini geri getirmediği sürece, vize masrafları. (Vize ve masrafları 150 dolar, firma üzerinden yapılmaktadır.) Müze girişleri, yeme-içme masrafları.

Katılımcı Listesi:

1. Mehmet Gültekin – Bozkır

2. Şafak Ağdacı – Kocaeli

3. Özgür Aydoğan – Selçuk

4. Nilgün Özdemir – Kocaeli

5. Sibel Çelik – Kocaeli

6. Vildan Aybirtek – Alpullu

7. Ali Uyanık – Beyşehir

8. Abdurrahman Eğilmez – Bodrum

9. Cengiz Macun – Bodrum

10. Meliha Kaya – Kayseri

11. Münevver Tuncel

12. Şerafettin Kılınç – Ankara

13. Olgun Aşçı – Burdur

14. Hasan Sayın – Burdur

15. Candan Turhan – Kayseri

3  kişilik daha yerimiz kalmıştır.

 

 

 

 

Savalan Zirve Krateri

ÖNCE İRAN HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ:             

Giderseniz hiç yabancılık çekmeyeceğiniz, her yerinde özellikle de Tebriz, Meşhed, Erdebil ve Tahran gibi büyük kentlerinde Türkçeden başka bir dile ihtiyaç duymayacağınız, özgürlüğün ve demokrasinin kıymetinin en iyi anlaşıldığı ülkelerden biri. Zengin veya fakir, durumu ne olursa olsun, mutsuz insanların ülkesi İran. Rejimin %70 tarafından istenilmediği, ancak gücü elinde tutanların bu gücü kullanarak rejimi devam ettirdiği (ki beni en çok korkutan konudur) , insanların özgür olamamaları, iktidar sahiplerinin kendi çevrelerini ihya etmeleri… insanların mutsuz olmasının en önemli nedenleri.

Elbette İran’da da hiçbir şey eskisi gibi değil. Eskisi gibi sert değil. Bizler İran’ı kötüleyen Holivud filimleri ile büyüdüğümüz için birçok şeyin abartılmış olduğunu, oraya gidince anladık.

 Savalan’ın hem kuzey hem de batı rotalarında dağ evi var, Kesra’nın dağ evi var. Bizde hiç olmadığı kadar dağ evleri var İran’ın dağlarının. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da İran bizden çok ileride. 

Durun size İran ile ilgili hiç beklemediğiniz bir şey söyleyeyim. İran’da devlet kızların okuması için her türlü olanağı seferber etmiş. Burslar, yurt dışı bursları, kızların okumaları için devletin büyük çaba göstermesi ve büyük harcamalar yapması… İbret alın ey çöl hikayeleri ile büyüyenler!

Ülkeyi yöneten, fabrikaları yöneten, futbol takımlarını yönetenler hep mollalar… İnsanlar korku içinde yaşıyorlar. Çok şey öğreniyoruz: Devrimden sonra uyuşturucu kullanma oranının kat be kat arttığı, İran nüfusunun yüzde 60’ının artık Müslüman olmadığını duyunca şaşırıyoruz. Şoföre, çobana, dağcıya, bakkalcıya… herkese aynı soruları soruyorum: Mutlu musunuz? İran’da hayat nasıl? Korkuyor musunuz? Türkiye’ye hiç geldiniz mi? İkisinin arasındaki fark nasıl? …

 

AZERBAYCAN’DA DAĞ FAALİYETİ HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ

Aslında Azerbaycan dağları için yaptığımız tırmanış programımızı, Azerbaycan’daki prosedür yoğunluğu  ve güven bunalımı nedeniyle İran’a kaydırdık. İyi de yapmışız.

Öncelikle Azerbaycan dağlarına gitmek isteyenlere birkaç söz: Azerbaycan’da dağa çıkmak için en az 14 gün öncesinden pasaport fotoğraflarını rehberinize göndermeniz lazım. Rehberiniz, Ekoloji Bakanı’ndan (Tebii Servetler Bakanlığı) izin alması gerekiyor. Azerbaycan’ın dört binlik dağlarının tamamı Şahdağı Milli Parkı içindedir. Milli park dışındaki dağlara izinsiz gidebilirsiniz ama askerler yine sorun yaşatabilir. Suçlamak için yazmıyorum. Azerbaycan askerleri size oldukça kibar davranacak, sevgiyle yaklaşacaktır size. Ancak Azerbaycan dağları, Dağıstan ve Karabağ sınırında olduğu için biraz temkinliler, o kadar. Sadece askerler değil  Ekoloji Bakanlığı da buralarda devreye girebilir. Etkinliğiniz yarım kalabilir. Şahdağı Milli Parkına izinsiz girme durumunuzda ise direk tutuklanırsınız. Bazardüzü Dağı’nın zirvesi Rusya(Dağıstan) ve Azerbaycan sınırı. Bu nedenle orada, Şahdağı civarında gördüğünüz askerleri göremeyeceksiniz. Askerlerin Şahdağı civarında devriye amaçlı gide gele oluşturduğu patikaları da…

 

Benzin fiyatları düştükten sonra Sayın İlham Aliyev’in, turizmin geliştirilmesi yönünde atmak istediği adımların önünde hala bürokratik engeller var. Bizlere anlatıldığına göre, Sovyet döneminden kalma yaşlı devlet adamlarının Azerbaycan yönetiminde hala var olmaları, eski geleneklerin devamına neden olmakta ve rüşvetsiz bir iş yapılamamakta. Biz dağcıların Azerbaycan’daki bir büyük sorunu da bu olsa gerek diye düşünüyoruz. Çünkü bize rehberlik etmesi için görüştüğümüz kimseler, ceplerine bizim vereceğimiz paradan sadece rehberlik ücretinin girdiğini, onun dışındaki paranın kendileri için olmadığını söylemekteler, ki doğru olabilir. Bu nedenle maliyeti belli olan bu dağlar için sizden maliyetin 5 katı para istendiğinde şaşırmayın. Sizler, Azerbaycan’daki rehberlerle anlaştıktan sonra ve uçak biletlerinizi aldıktan 15 gün sonra  sizden istenilen para artacaktır. Siz uçak biletinizi aldığınız için tamam diyeceksiniz. Bir ay sonra başka bir bahaneyle sizden istenilen ücret bir kez daha artacaktır. Ben anlaşma sağladıktan ve uçak biletlerini gruba aldırdıktan sonra üç kere fiyat artışı olmuştur. Aman dikkat.

Bizler, yukarıdaki nedenlerden dolayı, bu tırmanışımızı İran dağlarında gerçekleştirdik. Ancak biletlerimizi, önceden, Azerbaycan dağlarına çıkma planı ile aldığımız için (İstanbul – Bakü; Bakü – İstanbul şeklinde)  İran’da tırmanıyor da olsak, etkinliğimizin bir ayağı da mecburen Azerbaycan’da oluyordu. Havaalanından hostele transfer, hostel konaklama fiyatları, hostelden Azerbaycan-İran sınır kapısı olan Blesuvar’a transfer, İran tırmanışı bitiminde, İran- Azerbaycan kapısı olan Blesuvar Kapısı’ndan Bakü’ye transfer, Bakü’de tekrar hostel konaklaması, İran’dan tekrar Azerbaycan’a girerken alınması gereken Elektron Vize ücretlerini yine Azerbaycan’dan birileri ile görüşerek hallettik.

Bakın şimdi: İran tırmanışlarımız bitmişti. Daha önce vatsap konuşmalarımızda olmasına rağmen, Azerbaycan’a gireceğimiz gün, Azerbaycan tarafına artı 170 dolar daha ödemem gerektiğini öğrendim. Sağolsun İranlı rehberimiz bu miktarın bana yük olacağını belirterek bu 170 doların 100 dolarını kendisi karşıladı. Bunları neden anlatıyorum. Azerbaycan’da etkinlik yaparsanız, istediğiniz kadar sağlam anlaşma yapın, fark etmez.  Bunlar hep oluyor. Bu olaydan 5 saat sonra, Azerbaycan’a dönmüş bulunuyordum. Vatsabıma bir mesaj düşüyor. 368 dolar daha ödemem gerektiği belirtiliyor bu mesajda. Sonra bir düzeltme mesajı daha: 368 değil 367 dolar… Güler misin ağlar mısın… Mesajlaşmalar sertleşiyor. Demek ki, Can Azerbaycan’da işler böyle yürüyor, diyorum. Demek ki, pazarlık üstüne bir pazarlık daha, bir pazarlık daha, Azerbaycan’da bu gayet doğal demek ki, diyorum. Demek ki, Can Azerbaycan’a yazık eden birileri var diyorum, bizde güzelim Türkiye’ye yazık eden birilerinin her zaman olduğu gibi… Bu sorunları da katılımcıların haberi olmaksızın halledebildik. Güzel bir faaliyetin, sonradan çıkan bu sorunlarla tadının kaçmasına izin veremezdim.

Burada yazdıklarım Azerbaycan’ın güzelliğini, orada yaşayan Türklerin bizim için değerini, sokaktaki insanların bize nasıl sevgiyle baktıklarını ve onlara olan sevgimizi asla azaltmaz. Azerbaycan ve orada yaşayan Türklerle bizler et ve tırnak gibiyiz, aynıyız, biriz. Yazdıklarım sadece tecrübe paylaşımıdır. Giderseniz siz de aynısını yaşamamanız içindir.

SAVALAN TIRMANIŞ RAPORU:

Savalan zirveden Meşgin’e doğru

11 Temmuz’da 17 kişi olarak İstanbul’dan Bakü’ye uçtuk. Saat 17.30’da Bakü-İran kapıları kapandığı için ve bizler de o saatte geçişe yetişemeyeceğimiz için Bakü’de bir gün kaldık ve ilk gün Bakü’yü dolaştık. Sabah erkenden kalkıp yola çıktık. Hazar’ın kenarından Hazar’ı ve petrol çıkarmak için inip kalkan at kafalarını izleyerek İran – Azerbaycan kapılarından biri olan Bilesuvar Kapısı’na ulaştık. Kapıdaki keşmekeşlik biraz zamanımızı aldı. Türkiye’den geldiğimizi öğrenen herkes, her iki ülkede de bizlere sevgi gösterilerinde bulunuyordu. İran tarafında sorgu biraz uzun sürdü. Neyse ki geçtik. Sevgili rehberlerimiz Ekber Nejef, Ali, Vagef ve Hüseyin; beş saatlik yoldan, Tebriz’den  gelmiş kapıda bizi bekliyordu.

İranlı dağcılarla zirve anısı

Zirveye doğru…

Bilesuvar ilginç bir yer. Burası bir kent ve sınır, kenti tam ortadan ikiye bölmüş. Erdebil istikametinde devam ederken, bir yerlerden kestirmeye girdik ve Lari köyüne ulaştık. (Farsların Lahrut dediği köy.) Buradan jiplerimize binip dağa hareket ediyoruz. Jiplerimizle uzun süren ilk safariyi yapıyoruz ve hava kararmak üzereyken, 20.00 civarında, Savalan Ana Kampı’na ulaşıyoruz. Çadırlarımızı kuruyoruz. Ayılarla ilgili yapılan uyarıları duyup şaşırıyoruz, başımıza gelecekleri tahmin bile edemeden. Gece çadırlarımızı ziyaret eden ayılar hem heyecanımızı artırıyor hem de biraz korkutuyor bizi.  Sabah 4’te kalkıp 5’te hareket için sözleşiyoruz. Rehberlerimiz dakik. Bu doğunun alışık olmadığı bir şey. Memnun oluyoruz. 4 tane rehberimiz var. Çok rahatız bu yüzden. Stresimiz yok. Kafa ağrıları, mide bulantıları nedeniyle 4 arkadaşımız kampta kaldı. Sabah tam 5’te görmeyi çok istediğim Savalan zirvesindeki göl istikametinde hareket ettik. Dik bir parkurdan sürekli olarak yükselerek çıktık.

Dağda bir İranlı…

Dostlar durum değerlendirmesi yapıyorlar…

Yükseldikçe kayaların şekilleri, irtifa duygusu mutluluğumuzu artırıyordu. Kalabalık bir dağdı. Karşımızdan gelenler, yanımızdan geçenler… Yükseldikçe kar parkurlarından geçtik ve saat 13.00’te zirve gölünü gördük. Azerbaycan’ın –her iki Azerbaycan’ın- en yüksek noktasındaydık. Bu güzelliğin bir saat kadar tadını çıkardıktan sonra saat 02.00’de dönüşe geçiyoruz. 17.45’te kampımıza dönüyoruz ve aceleyle birkaç lokma bir şeyler yedikten sonra çadırlarımıza çekilip uyuyoruz. Gece kampımızı kolaçan eden ayılar uyandırıyor bizi. Çadırımızın birkaç metre ötesindeki çöplerimizi kurcalıyorlar, çadırlarımızı tek tek kontrol ediyorlar. Kimsede tık yok. Ancak sabah uyanınca herkes ayılarla ilgili

Dağlar özgürlüktür…

İrtifa duygusu…

duyduklarını, hissettiklerini anlatıyor. Bozulmuş yumurtalarımızı yalayan bir ayının yalama seslerinin şakırtılarını dinliyoruz bir müddet. Ay ışığı ile çadırımız arasında giren bir yavru ayının çadırımıza düşen siluetini izliyoruz Vahap Ağırtaş ile heyecan içinde.  Ayıların sesleri kesiliyor. Tam uykuya dalmak üzereyken tuvalete kalkan bir arkadaşımızın “ho ho, ha, ha, kış, kış…” sesleri ile uyanıyoruz. Tuvaletten dönüşte çadırların arasında oturan üçü yavru dört ayı ile göz göze geliyor. En şanslımız o. Ayıları gören tek kişi o çünkü. Biraz korku, biraz heyecan… Çok güzel.

Kesra ve Herem zirvelerine Türkiye’den ilk çıkış faaliyetlerinin raporları da bu web sitesi dedir.

Bu etkinliğin belgeselini çok yakında buradaki linkten veya youtubeden izleyebilirsiniz.

Mehmet GÜLTEKİN

styxdiablos@hotmail.com

+905436982698

Körmen

Körmen karşıda…

Tarih: 20 Nisan – 23 Nisan 2018 (3 gece 4 gün) 23 Nisan Pazartesiye geldiği için idari izin olacaktır. Törenimizi dağda yapacağız.

Kamp yükünü araçlar taşıyacaktır. Kamp yerlerinde köfte ekmek, her türlü içecek, meyve satılacaktır.

Knidos’a girişte Müzekart yada maksimum kartı olmayanlar giriş ücreti öderler.(10 TL)

Bu etkinlikte Knidos’tan Körmen’e kadar Kuzey Akdeniz kıyılarında yürüyeceğiz. Datça’nın Kuzey Akdeniz Parkurlarının 1. bölümünü tamamlayacağız. (2 bölümdür.)

Ücret: 160 TL’dir. Bodrum, Muğla veya Fethiye istikametinden gelecek olanlar, bizim araçlarımızı en fazla otobüse verecekleri kadar yol parasını ayrıca ödeyerek kullanabilirler. Dalaman ve Bodrum hava alanlarından 20 Nisan sabahı en geç sabah 05.00’da havaalanında olmaları halinde oradan kendilerini alabiliriz.

Buluşma yerleri ve saatleri: Aracımızın biri Bodrum hareketlidir.

Sabah 05.00 Bodrum,

06.00 Milas otogar

07.00 Muğla otogar

Sabah 07.30 Akyaka dolmuş durağı

Sabah 08.00 Marmaris otogarı

09.30 Datça otogarı

Aracımızın biri Fethiye çıkışlıdır.

Sabah 10.00’da Datça’da olacak şekilde Fethiye’den çıkacaktır.

Etkinliğimiz Türsab belgeli araçlar ile gerçekleşecektir.

Etkinliğimiz çadır konaklamalıdır. Herkes kendi kamp malzemesini getirecektir. 

Yaz ve kış lideri Mehmet GÜLTEKİN, etkinlikte her türlü değişikliği şartlara ve duruma göre yapma hakkına sahiptir. Katılımcılar, bunu kabul ederek katılım sağlayacaklardır. Bunu kabul etmeyecek olanlar, kesinlikle katılmasınlar.

Katılımcılar ve yakınları, katılımcının bu etkinliğe kendi isteği ile katıldığını ve oluşabilecek her türlü olumsuzlukta Mehmet Gültekin’den ve hiçbir kurum ve kuruluştan şikayetçi olmayacaklarını kabul etmiş sayılırlar.

Yemek : Herkes kendi kumanyasından… 

Katılımcı sayısı: 105 kişi civarındayız.  Hızlı ve yavaş olarak gruplara bölünerek yürüyeceğiz.

Vahşi rotalar…

Araçlarımız bizi alışverişlerimiz yapılmış bir şekilde Knidos’a bırakacak. Datça otogarında küçük yürüyüş çantanızı hazırlamış, küçük çantanızı kucağınıza almış ve kamp çantanızı kamyonete yüklemiş bir şekilde minibüslerimizdeki yerinizi almış olacaksınız.

Knidos’tan yürümeye başlayacağız. Günler sürecek bu yürüyüşümüzde yolumuzun üzerinde köy ve yerleşim yoktur. Koylardaki tek tük barakalarıSarmaşıklarla, otsu bitkilerle sarılmış sandal ağaçlarının oluşturduğu tünellerde, Karia döneminde açılmış antik yollarda yürümenin doyumsuz tadını yaşayacağız. Yorulacağız, terleyeceğiz… Bazı şaşırtılar olabileceği gibi bazı olumsuzlukları da yaşayabileceğiz. Doğada her şey olağan. Marko Polo der ki, “Hiçbir yolculuk planlandığı gibi sürmez.”

Vahşi parkurlar…

Büyüleyici rotalar…

Bir zamanların yol ağları…

Araçların lojistiğimizi sağlamak için girebileceği yerler kısıtlı olduğu için bazı günler uzun bazı günler kısa yürüyeceğiz. “Neden böyle?” demeyin.

  1. 1.GÜN: 14.5 km –  Knidos – İskandil – Barkaz – Kapıtaş – Değirmenbükü – Bükceğiz – Murdala Parkuru’nun yürünmesi.

    Değirmenbükü’nden Bükceğiz’e….

    Barkaz’ı ve Kapıtaş’ı geride bırakıyoruz.

    Burası gerçek bir antik yoldur. Döşeme yolun çok az da olsa kalıntılarını göreceğiz. İskandil’deki eski Rum evlerinin yanından geçeceğiz. Kapıtaş’ta deniz molası verip Değirmenbükü’nü, manastırı geçip Bükceğiz Koyu’na ulaşacağız. Bu koy el değmemiş bir koydur. Deniz molasının ardından 1. Gün kamp yerimiz olan Murdala’ya kadar yürüyeceğiz.

  2. GÜN: 22 km – Murdala Koyu – Mersincik Koyu – Körmen Yürüyüşü. Bu parkur çok vahşi. Mersincik’ten 2.5 km sonra Merdivenli Plaja

    İskandil’de eski bir Rum beyi evi.

    Bükceğiz’e doğru…

    geleceğiz. Buradaki taş merdivenler, gerçek bir antik yolda olduğunuza sizi ikna edecektir.

  3. GÜN: 18 km – Körmen –

    Sandallar yavaş yavaş yükseliyor…

    Kızlan – Gebekum parkurunun yürünmesi. Körmen- Kızlan arasını yürürken, köylerden geçeceğiz. Datça’nın köylerinden geçmek, o kahvelerde mola vermek güzel olacaktır.

  4. GÜN: 8.5 km – Gebekum – Emecik

    Parkurumuzdan…

    Parkuru’nun yürünmesi.

Palamutbükü’nden Bayır Köyü’ne doğru…

Issız koylardan geçeceğiz.

Tarih: 22 – 23 – 24 Eylül 2017 (2 gece 3 gün)

Kamp yükünü araçlar taşıyacaktır.

Deniz sezonu bitmeden… “O kadar koydan geçip de denize girmemek olmaz!” etkinliği de denebilir.

Bu etkinlikte Eski Datça’dan Knidos’a kadar yürüyeceğiz. Datça’nın Akdeniz kıyıları parkurunu tamamlayacağız.

Yürüyüş lideri, etkinlikte her türlü değişikliği şartlara ve duruma göre yapma hakkına sahiptir. Katılımcılar, bunu kabul ederek katılım sağlayacaklardır. Katılımcılar ve yakınları, katılımcının bu etkinliğe kendi isteği ile katıldığını ve oluşabilecek her türlü olumsuzlukta Mehmet Gültekin’den şikayetçi olmayacaklarını kabul etmiş sayılırlar.

Katılımcı sayısı: 15 kişi (1 minibüs) veya 24 kişi (1 kısa kısa otobüs) veya 38 kişi (1 minibüs + 1 kısa otobüs).

Ücret: 180 TL gibi planlamaktayım. 200 de olabilir. 200’ü geçmez ama. Ücrete kahvaltı, akşam yemeği, öğle kumanyası ve araç transferleri ve lojistiği dahildir. Bodrum, Muğla veya Fethiye istikametinden gelecek olanlar, en fazla otobüse verecekleri kadar yol parasını ayrıca öderler.

Buluşma yerleri ve saatleri: Aracımızın biri Bodrum hareketlidir.

Rumlardan kalma bir değirmen… Karia döneminde Knidos’un suyu buradan sağlanıyordu.

Bunun altına yazacak bir şey bulamadım 🙂

Sabah 05.00 Bodrum,

06.00 Milas otogar

08.00 Muğla otogar

Sabah 08.30 Akyaka dolmuş durağı

Sabah 09.00 Marmaris otogarı

10.00 Datça otogarı

Aracımızın biri Fethiye çıkışlıdır.

Sabah 10.00’da Datça’da olacak şekilde Fethiye’den çıkacaktır.

Yalnızlık duygusu…

Domuzçukuru’ndan ayrılırken…

Karya Yolu’nun en güzel parkurlarından birini daha yürüyeceğiz. El değmemiş bakir koylar, motorlu araçların, elektriğin henüz uğramadığı küçük koylarda tek başına yaşayan insanların hikayelerini kendilerinden dinleyeceğiz. Ardı arkasına dizilmiş onlarca koyun mavi ile buluştuğu bu eşsiz coğrafyada bu koyları birer birer özümseyerek geçerek büyük ve hikayesi bol bir tarihe merhaba diyeceğiz. Büyük ve hikayesi bol bir tarihi arkamıza alarak Akdeniz’den çıkıp Kuzey Akdeniz kıyılarına geçeceğiz. Muhteşem eski yollarda, binlerce yıllık Karia yollarında yürüdüğünüze tanıklık edeceksiniz. Bizden söylemesi, şimdiden yerinizi ayırtın. Katılımcı sayısı 35 kişi ile sınırlıdır.

Palamutbükü’nü bu açıdan seyretmek…

Yolda olmak duygusu…

Etkinliğimiz Türsab belgeli araçlar ile gerçekleşecektir.

Etkinliğimiz çadır konaklamalıdır. Herkes kendi kamp malzemesini getirecektir. 

Mayolarımız yanımızda olacak ve ıssız koyların hakkını vereceğiz.

Yürünecek parkuru km hesabı yaparak az yürünecek demeyiniz. Parkurlar oldukça yorucu. Yürüyenler bilir. Bir de doğanın tadını çıkarmak var. Koylarda yüzerek de zaman harcayacağız.

Sıcakta ayrı güzel, yağmurda ayrı güzel…

Hayıtbükü – 1. Gün kamp yerimiz

Yemek : Ücrete dahil olarak, sabah kahvaltısı ve akşam yemeği kamp yerlerinde karavana olarak verilecektir. Öğle kumanyası ise, ekmek arası domates, zeytin, peynir, biber, meyve suyu şeklinde katılımcılara dağıtılacaktır. Beğenmeyen başının çaresine bakmalıdır. 

1.GÜN: (20 km)

Yanınızda 3 litre su olsun. Parkur bitimine kadar su yok.

Domuzçukuru’nun sakinleri Teo ve Alper ile…

İnişe geçmeden son mola…

Eski Datça, Domuzçukuru, Hayıtbükü Parkurunun yürünmesi. Parkurun başlangıçtaki toprak yol olan 11 km’lik bölümünü araçlarla geçeceğiz.  Muhteşem ve görkemli bir terasta çaylarımızı yudumlarken Domuzçukuru’nun eşsiz manzarasını izleyeceğiz. Sonra orman içi bir patikadan döne kıvrıla Domuzçukuru’na kadar ineceğiz. Teo ve Alper’le selamlaştıktan sonra yükseklerden seyrettiğimiz Kızılbük sahiline doğru yürüyüşe geçeceğiz. Birbiri ardına dizilmiş ıssız koyları, Rodos’u, Sömbeki adasını uzaklardan görerek yürüyeceğiz. Hedef Knidos. Mesudiye Köyü’ne hava kararmadan varıp orada kampımızı atıyoruz. Mesudiye’nin Hayıtbükü sahiline… Hayıtbükü’nde otel, lokanta, bakkal var.

2.GÜN: (15 km)

Yanınızda 1.5 litrelik su kabı olması yeterli. 4., 6., 9. Km’lerde su var. 1 litresi akşam için, 2 litresi 3. gün için araca  litre su koyun.

Ağaçların altı 2. gün kamp yerimiz. Palamutbükü

Hayıtbükü – Palamutbükü – Bağlarözü Parkurunun yürünmesi Hayıtbükü’nden çıkıp Ovabükü’ne oradan Avlana’ya kadar 2.5 km’lik yolu aracımızla geçeceğiz. Avlana’daki çeşmeden mataralarımızı doldurup, antik bir yol olduğuna tanıklık edeceğimiz bir parkura gireceğiz.  Yükseklerden mükemmel manzaraları izleyerek Palamutbükü’ne uğrayacağız. Burada yemek ve yüzme molası vereceğiz.

Sonsuz gibi görünen koyların ve burun daha da ötesine geçeceğiz…

Palamutbükü’nden 1.5 km’lik asfalt parkuru aracımızla geçip, bademlikler arasındaki toprak yoldan Bayır Köyü’ne oradan “Değirmen Yolu”na girip, yürüyüşün en yüksek parkuruna gireceğiz. İnişe geçilen yerde Rumlardan kalma bir değirmenin kalıntılarını göreceksiniz. Burası bir tatlı su kaynağı. Karia döneminde Knidos’a içme suyu buradan gidiyordu. Boru kalıntıları parkur dışında zaman olursa görülebilir. Şimdilerde bu su, buradan 45 dakikalık yürüme mesafesindeki Demir Amca’nın Kalamış Koyu’ndaki elektriği, yolu olmayan evinin bahçesini sulamaktadır. Kalamış Koyu’ndan sonra parkurun en zor bölümü olan 700 metrelik taşlık sahil yürüyüşü bizi bekliyor olacak. Bu taşlık parkur 1 saatimizi alacaktır. Ancak bu kötü bölümün bitiminden sonra bizi bir ödül bekliyor. Bu akşamki kamp yerimiz olan Bağlarözü’ne ulaşıp, kampımızı atacağız.

3.GÜN: (8 km)

Alıp başını gidersin ya, işte öyle…

Yalnız… Tek başına…

Susuz parkur. Parkur bitiminde Knidos’taki lokantada su var. Denesi 5 gayme. J

Bağlarözü – Knidos Parkuru’nun yürünmesi. Yine hep sahilden bir yürüyüş olacak. Knidos’a giriş 10 tl. Müze kartlarınızı alınız. Herkes giriş ücretini kendisi ödeyecek. Knidos’a girmeden önce size Knidos anlatılacak. İçeride anlatılması yasak. Burası büyük bir ören yeri. Zaman kalırsa Kap Krio’ya (Deveboynu)  da çıkılacaktır.

Dönüş: Saat 14.00 gibi yürüyüşü bitirip bir aracımız Datça, Marmaris, Muğla merkez, Bodrum istikametinde geri dönecek, bir aracımız ise Datça, Marmaris, Fethiye istikametine gidecektir. Yani dönüş biletlerinizi 17.30 itibari ile Datça’dan, akşam 18.00 itibari ile Marmaris’ten 19.00 itibari ile Muğla otogardan, 20.00 itibari ile Fethiye’den alabilirsiniz.

Mehmet Gültekin

+90 543 698 2 698

styxdiablos@hotmail.com

Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum o topraklara işte gidiyorum. Her şerde bir hayır vardır der ya eskiler. Çok doğru. Türsab bizleri bu kadar sıkıştırmasaydı bu kadar yurtdışı etkinliği yapıyor olmazdık. Gürcistan, Azerbaycan, Yunanistan, İran, Rusya derken şimdi Altay Cumhuriyeti’ne gidiyoruz. Keşif ekibimiz, 4 kişiden oluşuyor. Hedefimiz, 2018 yazında Türklerin Ergenekon’dan çıkışının 4647. Yılında büyük grupşarla yeniden Ergenekon Yürüyüşü yapmak. Ata toprağına binlerce yıl sonra tekrar ayak basmak, at eti yemek, kımız içmek, esriklenip ata binmek… Yakınlarımızdan aldığımız ve kendimizim tırnak, saç, yara kabuğu gibi parçalarını bir kam eşliğinde o topraklara gömmek. Böylelikle ata toprağıyla aramızda kopmaz bağlar kurmak.

11 Temmu’da Novosibirsk’e uçuyoruz. Oradan 6 saatlik bir tren yolculuğuyla Altay Krayı’nın başkenti Barnaul’a, Bijsk’e, Bijsk’ten sonra 3 saatlik karayolu yolculuğu ile Altay Cumhuriyeti topraklarına girerek başkent Gornoaltaysk’a ulaşacağız. Hedefimiz köyler. Elbette şehir yaşantısını da görmek, tanımak için gidiyoruz ama ilk hedef, içinde Rus olmayan Altay Türkü köyleri.

Eskiler der ya hep, her şerde bir hayır vardır diye… Türsab başımıza bela olduğundan beri ne Azerbaycan’ı koyduk ne Gürcistan’ı ne İran’ı ne Yunanistan’ı ne de Rusya’yı… Kumarhaneler kapatıldığı için o büyük paralar nasıl yurt dışına çıktı ve devlet bundan zarar gördüyse şimdi de ülkemizin dağcıları faaliyetlerini genellikle yurt dışında yapıyor ve devletimiz yine zarara uğruyor. Çünkü Türsab denilen kurum bu tip dağcılık faaliyetlerini de tur organizasyonu olarak gördüğünden biz dağcılara ve kulüplere cezalar kesmektedir, anayasadaki “seyahat özgürlüğü” de işe yaramaz oluyor bu durumda.

2018 yılı yazında, Türklerin Ergenekon’dan çıkışlarının 4648. Yıldönümünde, Ergenekon’dan çıkarak yayıldığımız yer olan Altay Dağları’nda “Ergenekon Yürüyüşü” yapmak. Türkologların hemfikir oldukları bir konudur, Ergenekon denilen yerin, arkeolojik veriler ışığında Türklerin en eski yurdu olan Altay Dağları ve Sayan dağlarında bulunduğudur. Belki atalarımız gibi MuTau’nu (Buzdağı – Rusçası Beluxa) aşmayacağız ama 4-5 gün süren bir Ergenekon yürüyüşünden sonra atalarımızın diyarını gezmek için bir 4-5 gün daha o topraklarsa kalacağız, Türkler için gerçek kutsal topraklarda.

At eti yiyip, kımız içip esrik olacağız. Kamlarla Tengriler Tengrisi Burkan’a (Göktanrı) kurbanlar sunacağız. Anadolu’da gelenek olarak yaşayan birçok şeyin orada hala dini birer şölen olarak yapıldığını göreceğiz.

Bu yürüyüş, Türklerin özüne dönüşünün ilk yürüyüşü olacak. O ruhu, atalar ruhunu hissederek yürüyeceğiz. Binlerce yıllık özlemden sonra o topraklara yüz süreceğiz… Toprağın altından bir ses gelecek kulaklarımıza, “Hoş geldiniz, nerede kaldınız oğullarım, kızlarım…” Hasret bitecek.

 

Bu etkinlik Rusya’nın vize uygulaması ve bunun zorlukları nedeniyle iptal edilmiştir. 2018 yazında her durumda bu etkinlik uygulanacaktır.

Tarih: 01 Temmuz – 06 Temmuz 2017 (6 gün)

Fiyatlandırma: 450 $ olacak şekilde düşünülmektedir. Buluşma yeri:

Yanınıza dolar veya bulabilirseniz ruble alacaksınız. Rusya’da dolar kullanırsanız, 1 doları 45 rubleden hesap ederler. Normalde 1 dolar 64 rubledir. Alkol çok ucuz. Et çorbaları inanılmaz lezzetli. Meyve, sebze ve etler hormonsuz. Adamlar bizim domatesi boşuna geri göndermiyor. Her şey çok lezzetli.

Fiyata dahil olanlar şunlardır: Havaalanından dağa gidiş, Teleferik çıkış ve iniş ücretleri, herkese iletişim için verilecek 32 GB interneti olan, Whatsapp üzerinden ülkemizle de görüşebileceğiniz Rus simkartı ücreti, dağda kaldığımız en fazla 3 gün süresince barel konaklama ve 3 öyün yemek. Dağda 2 gün kalırsak Çeget Köyü’ndeki konaklama ve yemek buna dahil edilecektir. Nalçik veya Mineralnye Vody’ye dönüş ücreti, buradaki otel ücreti dahildir. Kişi başı 70 dolar olan zirve gecesi bizi 4700’e taşıyacak olan snowtrek ücreti. Her 3 kişi için günlüğü 100 dolar olan alınması zorunlu yerel rehber ücretleri, dağa çıktığınıza dair Rus Dağcılık Federasyonu’ndan imzalı kaşeli Elbrus Tırmanış Sertifikası giderleri, Kişi başı milli park girişi, çünkü 2 yıldır Elbrus Dağı mili park olmuştur. Siz özel harcamalarınızı ve Nalçik’teki yeme içme masrafınızı karşılayacaksınız. Nalçik’teki yemek fiyatları deli gibi ucuz. Suşi 8 tl, hem de Kabardino Balkarya’nın meclis binasının karşısındaki restorantta. Diğer yerler çok daha ucuz. Gözleme (hıtçın) ile yaptığımız kahvaltı 40 ruble idi. 64 ruble 1 dolar.

Pegasus’un Mineralny Vody uçuşları henüz açılmamıştır. Onur Air kampanya yaptı. Diğer firmaların uçuşları ise çok pahalıdır. Katılımcılar, 2017 Elbrus tırmanışına geleceklerini bildirdikten sonra uçuş bilgilerini sizlerle paylaşacağım.

Kazma, Krampon, kask mecburidir. Kışlık malzemelerle gidilecektir. Malzeme eksiği olanlar oradan kiralayabilir. Sıfır malzeme ile bile gidebilirsiniz. Çadır gerekmez. Barellerdeki yataklarda tulumumuza girip uyuyacağız. Horlayanlar dışlanacak, başka barellere gönderilecektir. 🙂

  1. Gün: Mineralny Vody havaalanında buluşma. Buradan aracımızla Çeget Köyü’ne hareket. Buradan eksik malzemesi olanların eksik malzemelerini kiralamaları. Aracımızla Azau Köyü’ne hareket. Buradan 3 farklı teleferikle (Kurugazör – Mir – Garabaşi istasyonlarından yükselerek) 3650 Garabaşi anakampına varış ve barellere yerleşme. Aynı gün dinlenme. Dağda kalınacak günlerin hava durumuna göre dağa çıktığımız ilk günün gecesi bile zirve yapılabilir veya 3 gün boyunca zirve yapılamadan geri de dönülebilir. Merak etmeyiniz, biz çıkmadığımız gün hiçbir grup çıkmayacaktır.
  2. Gün: Aklimatizasyon Günü. Piruit kayalıkları, plaka kayalığı ve Pustakov Kayalıklarına kadar yani 4700’e kadar yürüyüş yapılacak ve orada bir müddet durulup geri dönülecektir.
  3. Gün: Zirve Günü. Gece 02.00’de kalkılıp kahvaltı yapılacak ve 03.00’da snowtreklerle 4700’e hareket edilecektir. Snowtreklerle 5065’e çıkmak istenirse 70 dolar olan ücret, 100 dolara çıkacağından 30 dolar ekstra sizlerden toplanacaktır. Buna katılımcılar karar verecektir. Ayrıca, dağdaki oksijen miktarı çok düşük olduğundan kaslarda büyük yorgunluk oluyor ve bu nedenle çıkanların %99’u tekrar 100 dolar ödeyip rakraklarla veya 4300’e kadar dönebilmişlerse 2000-3000 ruble ödeyerek kar motorları ile dönebilmektedirler. Bu ihtimali göz önünde bulundurup yanınızda fazladan para bulundurabilirsiniz. Aynı gün zirve yapılıp saat 03.00’daki son teleferiğe yetişip Azau’ya inilecektir. Burada konaklayacağız.
  4. Gün: Nalçik’e hareket. Nalçik’te otele yerleşme. Serbest gün.
  5. ve 6. Gün: Serbest zaman. Havaalanına hareket edip, yurda dönüyoruz.

Mehmet Gültekin

styxdiablos@hotmail.com

+90 543 698 2 698

 

Buluşma Yeri: Konya Otogarı

Buluşma Tarihi: 18 Mayıs 2017

Saat: 08.00

Etkinlik Ücreti: 120 tl gibi düşünülmektedir.

Geri Dönüş için: Biletlerinizi 21 Mayıs 2017 tarihinde saat 20.30 itibari ile Seydişehir veya Konya kalkışlı olarak alabilirsiniz. İstanbul’dan Konya’ya uçuş vardır, bilginize. Manavgat Alanya ya da Antalya istikametinden gelecek olanlar, saat 10.00’da her şeyleri hazır olarak Seydişehir’de Konya’dan gelecek grubu bekleyecekler. Dönüşte de Seudişehir’e uğramadan Akseki’den Manavgat ve Antalya’ya giden Ateş Tur ile dönebilirler.

1. GÜN: Sabah saat 08.00’de Konya otogarında buluşma. Buradan Seydişehir’e hareket. Alışveriş ve kahvaltı için Seydişehir’de serbest zaman. Saat 10.30’da araçlarımızla yürüyüşün başlangıç noktasına varmış olacağız. Buradan Beldibi – Okluk – Elmasut Yaylası – Eşek Çukuru – Bulamaç Kazanı – Simyan parkurunun yürünmesi. (22 km) Madenli Yaylası’na dönüş ve orada kamp.

2. GÜN: Madenli Yaylası’nda kampın toplanması, kahvaltı. Saat 08.30’da araçlarımızla Akseki’ye hareket. Saat 10’da Akseki – Sarıhacılar – Belenilvat – Hüsamettin Köyü yürüyüşü. (13 km) Buradan Altınbeşik Mağarası‘na gidiş. Bu mağara, tekne ile girilen zemini göl olan bir mağara. Suyu buz gibi ve 54 metre derinliğinde. Sarıhacılar Köyü’ne dönüş ve orada kamp.

3. GÜN:  Sarıhacılar’da kampın toplanması ve kahvaltı. Saat 09.00’da Sarıhacılar – Askeriye – Gökbucak – Nohutçukuru – Arap Sivrisi – Çiğ Devrenti – Erenyaka – Devrentbaşı – Murtiçi yürüyüşü. (20 km)

Çiğdevrenti’nden sonra Murtiçi’ne kadar keşif yürüyüşleri sonrası ilk kez yürünecektir. Bu parkurda kollarımız, bacaklarımız çok çizilecek. Doğal yöntemle akupunktur deyin siz ona.

Dönüş yolunda görebileceğiniz en güzel taş döşeli 1 kmlik bir parkur olan Cendeve parkurunu da yürüyeceğiz. Bu yürüyüş de ilk olacaktır. Dedire Köyü’nde kamp..

4. GÜN: Dedire kampının toplanması. Kahvaltı. Dedire- Kargasekmez – Kireç Kuyusu – Gravganda (8 km) yürüyüşü. Gravganda’dan sonra 2.5 kmlik bir taş yol daha yürünüp araçlarımızla Sülles köyünden geçerek Çaltılıçukur köyüne geleceğiz ve hayatımda gördüğüm en güzel, en manzaralı, en anlamlı rota olan Çaltılıçukur – Sarp Kanyonu – İnişdibi Parkuru (8 km) nun yürünmesi ile etkinliğimizi bitireceğiz. Bu rotayı, Çaltılıçukur’da 1005 rakımdan başlayıp, İnişdibi’nde 250 metrede bitireceğiz. Kanyon deyince, sulu geçiş anlaşılmasın. Yukarıdan yürüyerek bu doğa harikası yere ineceğiz. İsteyenler suya girecek. Su 4 derece. İnişdibi’nden araçlarımızla Akseki, Seydişehir, Konya’ya hareket.

  1. Bu etkinlik, Azerbaycan’daki dostlarımızın bizden sürekli değişen ve artan meblağlar istediğinden iptal edilmiştir. Azerbaycan dağları için doğurmuş olduğumuz heyecan birden tersine dönmüştür. Bu zorluklar nedeniyle kardeş ülke Can Azerbaycan’ımızın dağlarına Türkiye’den giden olmayacaktır. Gitmeyi düşünenler beni arayabilir. Bizler rotamızı İran’a çevirdik. Bunun da türlü zorlukları oldu tabi. Bu durum, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki bağları zedeleyecek bir mesele değildir. Kardeşliğimiz bakidir.
  2. Atatürk ve Heyder Zirveleri (3751 m) Bu iki zirve tek çıkışta yapılacaktır.

Tufan Dağı(4191 m), Çıngız Dağı(4062 m) Bu iki zirve tek çıkışta yapılacaktır.

 

Ayrıntıları dikkatlice okuyunuz.

Katılımcıların dağcılık lisansı olması gerekir. Lisansı olmayanlar, kulüplerine başvurarak ya da aile hekiminden aldıkları basit bir sağlık raporu ve 1 fotoğraf ile İl Gençlik Spor Müdürlüğünden ücretsiz lisans çıkartabilirler. Raporunuzda “Dağcılık yapmasında sakınca yoktur.” yazdırmayı unutmayınız.

Azerbaycan vizesi, kolaylaştırılmış vizedir. Bakü havaalanında 10 dolar karşılığı doldurulan bir formla giriş yapılıyor. Bu ücreti kendiniz ödeyeceksiniz. Yeşil pasaportlular bunu da yapmıyor, direk geçiyor. Yani vize yok deyin siz ona. Pasaport şart tabi.

Yeni katılımcıları, promosyonlu biletler tükendiği için farklı uçuş saatlerine yönlendirmekteyim. Bu konuda benimle bağlantı kurunuz.

Etkinliğimiz Şahdağı Milli Parkı sınırları içinde geçecektir. Dört dağın dördü de Şahdağı Milli Parkı içerisindedir.

Teknik malzeme gerekmemektedir. Normal dağa gider gibi gelinecektir. Yağmurluk, çadır, tulum, mat, çatal, kaşık, bıçak, ilaçlarınız, güneş kremi, yürüyüş botu, teknik ceket, baton…

Etkinliğimiz 7 gün sürecektir.

Etkinlik Tarihi: 11- 17 Temmuz 2017

23 Şubat 2017 itibari ile katılımcılar:
1. Mehmet Gültekin – Konya
2.Başak Cıngıllıoğlu -İstanbul

3. Vildan Aybirtek – Bodrum
4. Fatoş Aksüt – Kocaeli 
5. Mehmet Kocaakca – Manavgat
6. Münevver Tuncel – Kayseri 
7. Engin Şahindaş – İstanbul
8. Ahmet Tevfik Avcı – Zonguldak 
9. Hasan Hüseyin Karabağ – Klistra

10. Olgun Aşçı – Burdur 

11. Vahap Ağırtaş – Kuşadası 

12. İfakat Arat – Bursa 

13. Hasan Sayın – Burdur

14. Ahmet Köse – Kayseri 

15. Ümit Tetik – Kastamonu

16. Serap Ayanoğlu – Konya 

17. Emine İnan – İzmir

Tırmanışlarımız, Azerbaycan’ın Rusya sınırındaki Kafkas dağ silsilesinde gerçekleşecektir.

Etkinlik ücreti 750 Tl civarı düşünülmektedir. Milli park giriş ücreti, kılavuz ücretleri, ulaşım giderleri, dağda yiyeceğimiz bir akşam yemeği (bizim için kesilecek koyun) dahildir.

Etkinlik süresince kumanyalarımızdan yiyeceğiz. Dağa giderken, Quba’dan herkes kendi kumanyasını alacaktır. Buradan, Hınalıklı çocukları sevindirmek için çikolata, kek, içecek vs almazsanız oraya gidince pişmanlık duyacağınıza emin olabilirsiniz. Ayrıca uçak biletleri ücrete dahil değildir.

Quba ve Bakü’de lokanta fiyatları Türkiye’deki gibidir.

Tırmanışlarımız yorucu, yıpratıcı geçecektir. Bakü’deki “ClimBaku Misafirhanesi” idare eder durumdadır. Konfor bekleyenler gelmesin.

Kılavuzlar, etkinlikte değişiklik yapma hakkına sahiptir. Amacımız, sağ salim 4 büyük zirve yapıp dönmektir. Amaç, Kafkas dağlarını, ikinci ülkemiz olan Azerbaycan’ı görmek, oranın havasını solumaktır.

Bakü’de 2 gün Azerbaycan Dağcılık Federasyonu’nun konuk evinde konaklanacaktır.

  1. GÜN: (11 Temmuz 2017) Saat 14.00’da dağ kılavuzumuz ve aracımızla Bakü Havaalanı’nda buluşma. Buradan Hınalık Köyü’ne 3 saatlik bir minibüs yolculuğu. Hınalık Köyü’ne giden yol ve Hınalık köyü görülmeye değer yerlerden. Akşam saatlerinde Hınalık Köyü yakınlarında kampımızı atacağız.
  2. GÜN: (12 Temmuz 2017) Gece 02.00’de kalkıp 03.00’te Atatürk ve Heyder zirve faaliyetine başlayacağız. İki zirve arası 1.5 saattir.  Saat 16.00 gibi iki zirveyi de yapmış olarak kamp yerine dönülecektir.
  3. GÜN: (13 Temmuz 2017) Köyde serbest gün. Dinlenme günü. Tarihi ve görünümü etkileyici olan Hınalık Köyü’nde geçirelecek mükemmel bir gün olacaktır. Fotoğraf çekmek isteyenler için yüzlerce yıl öncesini andıran görüntüler sizi beklemektedir. Saat 16.00’da Tufan Dağı ve Çıngız Zirvelerinin kamp yerine “komünist kamyon”umuzla hareket. Hava kararmadan yerleşme. Hayatınızda hiç unutulmayacak bir anı olarak kalacaktır bu kamyon yolculuğu. Kamp alanına ulaşma ve kamp yerinin kurulumu.
  4. GÜN: (14 Temmuz 2017)  Dağda serbest gün. İsteyenler etraftaki 4000 civarı zirveleri deneyebilir, doğada serbest zaman geçirebilir, derelerde yıkanabilir, dinlenebilir, çadırında uyuyabilir.
  5. GÜN: (15 Temmuz 2017) Gece 02.00’de kalkış ve 03.00’de Tufan Dağı ve Çıngız Dağı zirvelerine hareket. Tufan Dağı zirveye ulaştıktan sonra meteoroloji istasyonuna kadar dönüp Çıngız Dağı zirvesine trans faaliyetine geçilecektir. İki zirve arası ortalama 3 saat sürmektedir. Çıngız Zirvesinden kamp alanına dönüş akşam saatlerinde olacaktır. Kamp yerinin toplanması ve Bakü’ye hareket.
  6. ve 7. GÜN:  (16 – 17 Temmuz 2017)  Bakü’de uçuş saatine kadar serbest zaman.                                                                                                                                                                                                                                                                                        Derin kanyonlardan yol alarak ulaşacağımız Hınalık Köyü’nün kendine has bir dili var ve bu dili dünyada konuşan başka bir topluluk yok. Bu nedenle Kuran’da geçen “Nuh’un gemisinin indiği dağdaki halkın dilini başka kimse bilmez.” ayetine dayanılarak Nuh’un gemisinin Hınalık yakınlarındaki zirve yapacağımız Tufan Dağı’na indiğine inanılmaktadır.                                                                                                                                                                                                                                           Önceki yıl yaptığımız Şahdağı ve Bazardüzü hikayelerimize ve bu iki dağın belgesellerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.                                                                                                                                                                   http://www.viasebaste.com/index.php/2016/08/31/sahdagi-zirve-cikisi-4246-m-azerbaycan/                                                                                                                                                                                                                                                                               http://www.viasebaste.com/index.php/2016/08/30/bazarduzu-4462-mt-ilk-turk-cikisi/

 

 

Yürüyüş sezonunun bittiği bu günlerde Lukka yolunda 4 güzel gün geçireceğiz.

Tarih: 29, 30, 31 Ekim, 1 Kasım 2016

28 Ekim saat 20.00’da Fethiye’den Antalya’ya minibüsümüz gidecektir. Yakın olanların dikkatine.

 

ROTA: HİSARÇANDIR – GÖYNÜK MİLLİ PARKI – GÖYNÜK YAYLA – GEDELME – YAYLA KUZDERE – ÇUKURYAYLA – TAHTALI DAĞI – BEYCİK – ULUPINAR

 

img_4112img_3908

TOPLAM MESAFE: 80 km

 

 

 

Tahtalı Dağı solda, geçiş yapacağımız kanyon solda. Ya da biri sağda biri solda işte.

 

 

 

img_3927Tam anlamıyla dağ yürüyüşü olacak. Yükseklerde sedir ağaçları, aşağılarda sık çam ormanları içinde geçen bir yürüyüş olacak. Eminim tadı damağınızda kalacak. İsteyenlerle Tahtalı zirvesi de yapılacak bir faaliyet bu.

Dağlara doyacağımız dört tam günün programı şöyle:

Ama Önce Şartlar:

img_3846Yorulacağız, kaybolacağız, iyi veya kötü şaşırtılar olacak, şaşıracağız, doğada küçücük kalmanın hafifliğini yaşayacağız; ama bunları yaşadık diye lidere, rehbere karşı olumsuz bir tutum takınmayacağız, arkadaşlarımıza negatif enerji yaymayacağız, dedikodu yapmayacağız.

Amaç Beydağlarında güzel bir 4 gün geçirmek.

img_3799

 

Lukka Yolu’nda çekilmiş artistik fotoğrafları görerek, bizler de hiç yorulmadan kolaylıkla bu artistik pozları vereceğiz zannedenler, aman dikkat! Çünkü öyle olmayacak, deli gibi yorulacağız bu pozları verebilmek için.

 

 

Dağlarda, patikalarda, orman yollarında, taşlık vadilerde, çok az da olsa asfaltta yürüyeceğiz. Beklentisi farklı olanlar gelmesin.

Antik kent hiç yok. Sadece Gedelme’de 2500 yaşında çınarlar ve 1000 yıllık bir Bizans kulesi var. Doğa ve ormanın kucaklaşmasını, bakir doğanın sesini dinleyeceğiz. Tahtalı’nın karlı zirvelerini izleyerek ve ona yaklaşarak ve ondan uzaklaşarak yürüyeceğiz.

Ayrıca kafamda başka planlandırma da var, bu değişikliği ekibe göre yapabilirim de yapmayabilirim de, bu ekibe bağlı, Hisarçandır’dan başlamak gibi. İlk gün Hisarçandır – Göynük Milli Park (25 km) yürütmek gibi. Normalde Hisarçandır’dan itibaren 10 km’lik toprak yolu araçla geçeceğiz. Yürümek istemeyenleri araç taşır, yürüyemezsem diye dert etmeyin.

 

 

 

1. GÜN:Sabah 08.00’da Antalya otogarında buluşma. Buradan araçlarla Hisarçandır Köyü’ne hareket. 35 km yol giderek köye varış. Köyde 15 dakika mola. Hisarçandır’dan 11 km’lik toprak yolu manzaralı bölgelerde durarak ve fotoğraflayarak geçeceğiz. Patika girişinden 14 km boyunca Göynük Milli Parkına kadar vadi inişi yapacağız. Ormanlık bir rotadan devam edeceğiz.

2. GÜN:(29 km) Göynük Milli Park’ından Göynük Yayla’ya 15 km; Göynük Yayla’dan Gedelme’ye 14 km yürünecek. Zor gün. Zorlayıcı inişler, çıkışlar, kayalık vadi tabanından geçişler var. Alabildiğine orman içi yürüyüşü. Doğaya bayılacaksınız.

 

img_3701

 

3. GÜN:Gedelme – Yayla Kuzdere (6 km) – Beycik (17 km) : 23 km

4. GÜN : Beycik – Ulupınar : 11 km

 

 

Tüm fotoğraflar http://www.likyayolu.org’tan alınmıştır. Mehmet ve Altuğ’a teşekkürler.